Arkaplannet imzalı sosyal medyacının köşesindeki şu notları okuyunca bir şeyler söyleyesim geldi. O notlarda şunlar yazılıydı:
‘’ İmam hatip açarlar ama hiçbiri çocuğunu göndermez/Şehitliği överler ama çocukları askerlik yapmaz/ Fakirliği överler, servetin içinde yüzerler/ İsraf haramdır derler, lüks ve gösteriş içinde yaşarlar.
Akintuncdemir imzalı sosyal medyacının köşesinde şu yazı var: ‘’ Yapılan bir araştırmaya göre insan beyni, yalan söyledikçe utanma duygusunu da yitiriyormuş.
Metintopalakadana01 imzalı sosyal medyacıda dikkatimi çeken yazılar şu:’’ Yapa yapa doyamadıkları beş kamusal bina var. Adliye, cezaevi, saray, imam hatip, cami. İlk ikisi toplumsal barışın giderek bozulduğunun, üçüncüsü yöneticilerin bunu umursamadığının, dördüncüsü ve beşincisi de başarısızlıklarını örtmek için halka dini pompaladıklarının kanıtı.
Diplomasart’ın sayfasındaki ise bir başka not: ‘’ Beş ihtiyar camiye gidecek diye öğretmen kadar maaş verdiği imamı köyde tutan devlet, öğrenci sayısı az diye köy okulunu kapatıyor.’’
*
Kimi okuru düşündüren kimisini de öfkeden kudurtacak gibi olan bu paylaşımlar size de birilerini anımsatmıştır herhalde.
Bir de bana 742 sayfalık ‘Gerçek’i… Emile Zola’nın ‘Gerçek’ini anımsattı bu paylaşımlar.
Paris doğumlu/ Paris ölümlü Emile Zola, 1840 doğumlu. Yaşamı boyunca girdiği birçok tartışmada hep taraf olmuş. Tarafsızlık ona göre değil. Bilime olan kesin inancı nedeniyle olsa gerek…
İsmail Yerguz’un Türkçesiyle, kitabın birinci baskısı 2011 yılında yapılmış. Kitabın arka kapağındaki iki paragrafı buraya alırsam kitabı daha iyi tanıtmış olurum:
‘’ Yapıttaki temel karşıtlık hiç kuşkusuz, geleceğin güçleriyle karanlıkçılığın çatışmasıdır. Gelecek tarafında cumhuriyetçi düşüncenin silahı ve simgesi, dinsel azınlığı entegre edebilen, herkese yurttaşlık hakkı veren okul vardır; bunun dışında sosyalizm, yüce gönüllülük ve akıl vardır. Bunların karşısında birleşmiş iki düşman görürüz: Bazı istisnalar dışında kilise, konformist burjuvaları, yozlaşmış adli kurumları ve bütün emirlere itaat eden basınıyla gericilik… Sürekli mücadeleye mahkûm cesur eğitimciler ya da kurbanlar, aynı zamanda kurnaz, entrikacı, güç ve paraya susamış açgözlü, sapık insanlar dikkat çeker.
İki taraf arasında sürekli fokurdayan bir bataklık vardır ve bu bataklığın içinde saldırganlar, alçaklar, korkaklar, çok yavaş gelişen çok dar kafalı insanlar bulunur. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, kamuoyunun ve özellikle de eskiden itaatkâr ya da bağnaz, yobaz olan kadınların daha sonra aktif ve bilinçli insanlara dönüşümüdür. Dolayısıyla Zola bir mesaj vermiştir: Halka gerçeği göstermek gerekir.’’
Gelelim kitabın sayfalarına…
‘’ … defalarca kanıtlanmıştır ki cahil halk adaleti, eşitliği bilemez. Adaletin gücünü ona sadece gerçek gösterebilir.’’
‘’ Cehaleti ve ölümü yaratan kilise.’’
‘’ Bu kesindi, savaş ilkokuldan başlayacaktı. Çünkü tek sorun gasp edilen iktidarını burjuvaziden yavaş yavaş geri alan halka nasıl bir eğitim verileceğiydi.’’
‘’ Düşüncesi kıt olanlar ne kadar çoğalırsa o kadar sefil, küçük bir hırsız ve haydut azınlığı tarafından sömürülen ve kesilip etleri yenen hayvanların sayısı da o kadar artacaktı.’’
‘’ Bu çok güçlü gericilik hareketinin arkasında yine kilise vardı. Dinciler eskiden devrimin kurtarıcı soluğu eski dünyayı bütünüyle yıktığında yitirdikleri yerleri geri almak için çalışıyorlardı.’’
‘’ Laik öğretmen gerçeğin ve adaletin aracıdır. Ulusu ancak o kurtarabilir, ulusa dünyadaki yerini ve etkinlik alanını o verebilir ancak.’’
‘’ Kilise yenilecek, çünkü o ancak cahilliğin olduğu yerde yaşar ve egemen olur ve bütün ulus ayağa kalkacak, önünde hiçbir engel tanımayacak, dayanışma ve barış toplumuna doğru yürüyecek.’’
‘’ Sağlık ve güç sadece karma okuldaydı. Özgürlük, yarının mutlu ulusunun temeli karma eğitimdi.’’
*
Cumhurbaşkanının, milli eğitim bakanının, Cüppeli ve cüppesizlerin okuyacağını hiç sanmıyorum ama bu kitabı öğretmenlerin, lise ve üniversite öğrencilerinin, kendisini Sol’da gören siyasetçilerin okumasında büyük yarar var.
1903 Fransa’sında yayımlanan bu kitap günümüze de ışık tutuyor.
Günün birinde kitapla ilgili tanıtım yazısını Öner Yağcı kaleme alacak olursa bu yazının gericiliğe karşı verilen savaşıma eminim büyük katkısı olacaktır.
Özellikle de rica edeceğim edebiyatımızın atom karıncası Öner Yağcı’dan. Çünkü o daha güzel anlatacak bu ölümsüz yapıtı.