Bayramlar bazıları için tatil, bazıları için geleneksel aile bağlarını güçlü tutmak; örf, adet, gelenek ve göreneklerimizi ayakta tutmak amacını taşıyan günlerdir.
Kurban Bayramı’nın farzlarını anlatmak benim haddime değil, yapılması gerekenleri herkes biliyor.
Ben, arife gününden başlayarak üç gün içinde Türkiye’de gündeme gelen, haber olan ve gözden kaçan yaşananlara şöyle bir değinip kendimce yorumlayacağım.
26 Mayıs Salı günü, yani bayrama bir gün kala; arife günü İzmir'de sabah saatlerinde başlayan, öğleden sonraya kadar süren kaos.
Cumhuriyet Meydanı’nda ve Şehit Fethi Bey Caddesi’nde bulunan halk, basın mensupları, dernek üyeleri, İzmir’in ileri gelenleri ve sadece CHP’nin değil, diğer partilerin il ve ilçe üyeleri polis tarafından TOMA’larla kovalandı; tazyikli su ve biber gazına maruz kaldı.

Son Mühür çalışanları olarak biz de görevimizin başındaydık. Başarılı gazeteci Yağmur Daştan ile birlikte mitingi ve Özgür Özel’i takip etmek için sabah saatlerinde yerimizi aldık.
Tabii ki biz de biber gazından payımıza düşeni aldık.
İzmir'de sabah saatlerinde böyle büyük olanlar yaşanırken Özgür Özel, Ankara'dan İzmir'e geldi. Cumhuriyet Meydanı’ndan Gündoğdu Meydanı’na uzanan büyük halk kortejiyle yürüdü.

Ve… CHP’de mutlak butlan davasıyla siyasi kartlar yeniden dağıtılırken, Özgür Özel İzmir’de yılın en dikkat çekici mitinglerinden birine imza attı.
Her bayram olduğu gibi şehit anneleri de bayram sabahı evlatlarını ziyaret etti.
Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda bundan 40 gün önce yaşanan ve Türkiye’yi derinden sarsan silahlı saldırı, anne ve babaların yüreğine ateş düşürdü.
Bayram sabahı anne ve babalar evlatlarının mezarları başındaydı.
Haber kanalları ise o gün “Bayram Gelmiş Neyime!..” başlığını kullandı.
Çünkü evlat acısıyla hayatları alt üst olan anne ve babalar, çocuklarının mezarları başında yalnızca bunu söyleyebildi. Tek dilekleri ise kendilerine bu acıyı yaşatan katili yetiştiren anne ve babasının en ağır cezayı almasıydı.
Bayramın ikinci gününde ise arabeskin kraliçesi Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter’in cezaevinde çekilmiş bir fotoğrafı yayımlandı.
Geçtiğimiz yıl 26 Eylül’de evinin camından düşerek ya da düşürülerek feci şekilde hayatını kaybeden Güllü’nün sır gibi ölümünden sonra, kızı Tuğyan Ülkem Gülter, 2025 Aralık ayında “üst soydan birinin (annesinin) ölümüne kasten sebebiyet verme” suçuyla gözaltına alındı ve ertesi gün tutuklandı.

Tuğyan’ın cezaevine ilk girdiği dönemlerde hiçbir şey yemediği, zayıflamaya çalıştığı ve halk arasında “yememe hastalığı” olarak bilinen anoreksi hastalığına yakalanarak ceza almaktan muaf olmak istediği yönünde dedikodular yayılmıştı.
Tuğyan’ın bu fotoğrafı basına göndermesi, haberciler tarafından öyle bir niyetinin olmadığı yönünde yorumlandı.

Vee...
Her Kurban Bayramı’nda olduğu gibi yine acemi kasaplar iş başındaydı.
Türkiye’nin dört bir yanında kendini kasap sanan acemiler, yine hastanelerin acil servislerini doldurup taşırdı.
Tam 13 bin 513 kişi sağlık kuruluşlarına başvurdu.
Aydın’da “Ben bu işin vakkosuyum” diyen vatandaş, kolundan yaralanarak hastaneye kaldırıldı ve koluna 20 dikiş atıldı.
Kocaeli’nde ise bir vatandaş, amcasını acemi kasaplıkla suçladı. Verdiği taktikler sonucu elini kestiğini söyleyen vatandaş, tazminat davası açacağını söyledi.
Gaziantep'te bir vatandaş yüzüp yüzüp sonuna geldi. Dokuz kurbanlık kesti, onuncu ve son kurbanı keserken elini keserek acillik oldu.
Bugün bayramın son günü, acısıyla tatlısıyla geçen bir bayramı geride bıraktık.
Nice güzel, sağlıklı, mutlu ve umut dolu bayramlara ulaşmak dileğiyle...
Mutlu günler ve mutlu yarınlar.