Haziran sanki hiç yaşanmamış gibi geçti. Temmuz ise yokuş aşağı bırakılmış bir taş misali, ne ara başladı ne ara bitti anlayamadık. Şimdi elimizde sadece ağustos var. Belki de yazın son nefesi…
Takvim yaprakları yine sessizce değişti. Bir doğum günü daha geçti. Rakamlar bir sayı daha arttı. Eskiden heyecanla beklediğimiz yaşlar, zamanla sadece takvimin üzerine düşen küçük bir not hâline geli...
“Konuşuyoruz…” dedi telaşla. “Günlük şeylerden, sıradan meselelerden… Günün nasıl geçtiğini soruyoruz birbirimize. Aynı evdeyiz, aynı masaya oturuyoruz. Ama eskisi gibi değil… Eskisi gibi bakamıyoruz...
İnsan doğduğu günü seçemez. Ailesini, büyüdüğü evi, içine doğduğu şartları da… Ama bir noktadan sonra hayatın direksiyonunu eline alır. İşte tam da o andan itibaren attığı her adım, söylediği her söz,...
Bir gün düşünün… Şenlik havasında geçmesi beklenen bir gün. Şiirlerin okunacağı, türkülerin söyleneceği, düşüncelerin özgürce paylaşılacağı bir buluşma. İçinde yazarlar, ozanlar, aydınlar, sanatçılar,...
Çıkıp kimsenin olmadığı bir dağın tepesinde, avazınız çıktığı kadar bağırmak istediniz mi hiç?
Oturduk karşılıklı, iki sandalye arasına yılların sessizliğini koyduk. Başta sıkılacağımı sandım; yaşlı insanların hikâyeleri bazen birbirine karışır, bazen de zamana takılıp kalır ya… Ama dakikalar g...
Bu bağlantı sizi https://www.sonmuhur.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.