Çanakkale Savaşı, Türk milletinin tarihe altın harflerle yazdığı en büyük kahramanlık destanlarından biridir. Bugün, Türk askerinin azim ve cesaretini tüm dünyaya kanıtlayan, tarih sahnesinde kaderimizi yeniden çizen Anafartalar Zaferi’nin 111. yıl dönümünü gururla anıyoruz.
Anafartalar Zaferi sadece askeri bir başarı değildir. Bu zafer ile İtilaf Devletleri’nin planlarını bozulmuş, tarihin akışını değişmiş ve Anafartalar Grubu Komutanı Albay Mustafa Kemal’in askeri dehasını gözler önüne sermiştir.
Anafartalar Zaferi, Çanakkale Savaşları’nın ve Türk milletinin varoluş mücadelesinin en kritik dönüm noktalarından biridir.
Bu zafer yalnızca askerî bir başarı değil, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî dehasının dünya sahnesine çıktığı ve Millî Mücadele meşalesinin yakıldığı tarihî bir olaydır. 1915 yılının Mart ayında birleşik donanmanın denizden Boğaz’ı geçme girişimi başarısız olunca, İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası’nı kara harekâtıyla işgal etme planını uygulamaya koymuştur. 25 Nisan’da başlayan kara savaşlarında bekledikleri ilerlemeyi sağlayamayan İtilaf kuvvetleri, tıkanan cepheyi açmak amacıyla Suvla Koyu’na yeni bir çıkarma yaparak Anafartalar bölgesini ele geçirmeyi ve Türk savunmasını kuşatmayı hedeflemiştir. Bu planla kuzeyden ilerleyerek yarımadanın merkezine ulaşmayı ve Çanakkale Boğazı’nı kontrol altına almayı amaçlamışlardır. İtilaf kuvvetlerinin Conkbayırı’nın önemli bir bölümünü ele geçirip Kocaçimentepe yönünde ilerleme imkânı bulması, Türk savunma sistemini ciddi bir tehlikeye sokmuştur.
Ağustos 1915’te durumun kritikleşmesi üzerine, 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders, 8 Ağustos akşamı Albay Mustafa Kemal’i "Anafartalar Grubu Komutanı" olarak atamıştır.
9 Ağustos (I. Anafartalar Zaferi): Mustafa Kemal, görevi devralır devralmaz tüm kuvvetleriyle taarruz emri vermiş; 12. ve 7. tümenlerle gerçekleştirdiği hamleler sonucunda İngilizlerin ilerleyişini durdurmuştur. Tekke Tepe ve Yusufçuktepe yönündeki bu karşı taarruz, İngilizlerin amaçlarına ulaşmasını engellemiştir.
10 Ağustos (Conkbayırı Süngü Hücumu): Mustafa Kemal, oluşan stratejik tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla 10 Ağustos sabahı saat: 04.30 civarında baskın niteliğinde bir karşı taarruz başlatmıştır.
Düşmanı şaşırtmak için topçu hazırlığı yapılmadan doğrudan süngü hücumu şeklinde gerçekleştirilen bu harekatı Mustafa Kemal, en ön saflarda yer alarak bizzat ateş hattının içinden yönetmiştir. Meşhur "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum" sözüyle simgeleşen kararlılığı, mücadelenin en önemli unsurlarından biri olmuştur.
Taarruzun en şiddetli anında Mustafa Kemal’in göğsüne bir şarapnel parçası isabet etmiş ancak sağ göğüs cebinde bulunan cep saati şarapnelin vücuduna girmesini engelleyerek hayatını kurtarmıştır.
Yaklaşık dört saat süren çatışma sonucunda İngiliz birlikleri Conkbayırı’ndan geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu başarıyla stratejik hakimiyet yeniden Türk birliklerinin eline geçmiş ve düşmanın Gelibolu Yarımadası’nın iç kesimlerine ilerleme planı kesin olarak boşa çıkarılmıştır.
Anafartalar Zaferi’nin hem askeri hem de siyasi sonuçları dünya tarihinin akışını değiştirmiştir: İtilaf Devletleri’nin İstanbul’a ulaşarak Osmanlı’yı savaş dışı bırakma planı çökmüş, bu da Birinci Dünya Savaşı’nın süresini uzatmıştır. Boğazlar üzerinden müttefiklerinden yardım alamayan Çarlık Rusyası’nda ekonomik ve sosyal kriz derinleşmiş, bu durum Bolşevik Devrimi’ne giden süreci tetiklemiştir. İtilaf güçleri ağır kayıplar vererek psikolojik bir çöküş yaşamış; Türk ordusu ise büyük bir moral ve güven kazanmıştır.
Mustafa Kemal, bu savaşta sadece verilen emirleri uygulanmakla kalmamış, inisiyatif alarak savaşın kaderini değiştiren kararlar vermiştir. Araziyi doğru analiz etmesi, zamanında karar alması ve askerleriyle en ön safta bulunması başarısının temelini oluşturmuştur.
Bu zaferin ardından İstanbul basınında ve kamuoyunda Mustafa Kemal, "Anafartalar Kahramanı" ve "İstanbul’u Kurtaran Kahraman" unvanlarıyla anılmaya başlanmıştır. Bu süreç, onun halk nezdinde milli bir lider olarak kabul edilmesini ve ileride başlayacak olan Kurtuluş Savaşı’nın doğal önderi haline gelmesini sağlamıştır.