Kendimizi iyi hissetmenin birçok yolu var. Kimi güzel bir kıyafet giydiğinde, kimi saçını değiştirdiğinde, kimi spor yaptığında daha iyi hissediyor. Son yıllarda gelişen estetik uygulamalar da bunlardan biri.

Ben estetiğin kendisini gereksiz bulanlardan değilim. Hatta doğru yapıldığında, kişinin yüzünü değiştirmeden ona küçük bir dokunuşla kendisini daha iyi hissettirebileceğini düşünüyorum.

Burada benim için önemli olan tek şey var: Aynaya baktığında hâlâ kendini görebilmek.

Son yıllarda estetikle ilgili en çok rahatsız olduğum şey, insanların birbirine benzemeye başlaması. Aynı dudaklar, aynı kaşlar, aynı belirgin elmacık kemikleri, aynı çene hattı… Bir noktadan sonra insan yüzlerin kişiliğini değil, uygulamanın izlerini görmeye başlıyor.

Oysa estetik bana göre bir yüzü baştan yaratmak değil, kişinin kendisinde değiştirmek istediği küçük bir ayrıntıya müdahale etmek.

Belki yıllardır yüzünde seni rahatsız eden bir çizgi vardır. Belki dudaklarının biraz daha belirgin olmasını istiyorsundur. Belki çene hattının daha net görünmesi sana kendini daha iyi hissettirecektir.

Bunda yanlış olan ne?

Son günlerde Adriana Lima üzerinden yapılan yorumlar da bu açıdan dikkatimi çekiyor. Yüzündeki değişiklikler uzun zamandır konuşuluyor. İnsanlar yapılan uygulamanın ne olduğunu, ne kadarının estetik müdahale olduğunu tartışıyor.

Benim dikkatimi çeken ise başka bir şey.

Bir kadın yaş aldıkça yüzünde değişiklik yapmak istediğinde neden bunu hemen sorguluyoruz?

“Niye yaptırdı?”

“Yaşlanmaktan mı korkuyor?”

“Kendini olduğu gibi kabul etmiyor mu?”

Belki de sadece aynaya baktığında kendisini biraz daha iyi görmek istiyor.

Üstelik her estetik uygulamayı aynı kefeye koymak da doğru değil. Birkaç küçük dokunuşla yüzün bütün ifadesini değiştirmek arasında ciddi bir fark var. Bence asıl mesele de burada başlıyor: ölçü.

Çünkü bazen daha fazlası, daha güzel demek değil.

Yüzün karakterini oluşturan küçük asimetriler, mimikler, hatta yaşın bıraktığı izler bile insanı kendine özgü yapan şeyler. Bunların hepsini yok etmeye çalıştığımızda ortaya kusursuz bir yüz çıkabilir ama o yüzün sahibine ait olduğunu hissetmek zorlaşabilir.

Ben bir insanın yüzünde yaşanmışlığın görünmesini güzel buluyorum. Ama aynı insanın kendisini rahatsız eden bir ayrıntıya küçük bir müdahalede bulunmasını da yadırgamıyorum.

İkisi birbirinin karşıtı değil.

Eğer karşında hâlâ kendini görüyorsan ve o yansımadan hoşlanıyorsan, belki de yapılan şey tam olarak olması gerektiği kadardır.

Çünkü bazen insan yüzünü değiştirmek istemez.

Sadece aynadaki kendisine biraz daha gülümsemek ister.