1894 yılında İzmir’de, kökleri Horasan’dan Anadolu’ya uzanan ve Darende’ye yerleşen Ahmet Han soyundan gelen bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamladıktan sonra hukuk tahsili için İstanbul’a gitti ve 1914 yılında mezun olup İzmir’e avukat ve öğretmen olarak döndü.
Gençlik zamanlarında, yakın arkadaşı Vasıf Çınar ile birlikte Rum ve azınlık okullarının etkisini kırmak amacıyla 1915 yılında "Özel Şark Mektebi İdadisi"ni kurdu. Bu yıllarda sadece kalemiyle değil, sporun birleştirici gücüyle de gençleri teşkilatlandırmaya çalıştı; Altay Spor Kulübü’nün kurucuları arasında yer alarak Türk sporunun öncülüğünü yaptı.
İzmir’in işgali hayatının en acı dönüm noktasıydı. Şehrin sokakları Yunan askerleri tarafından kuşatıldığında, direnişin kaçınılmaz olduğunu görerek Balıkesir’e geçti. Burada, Millî Mücadele’nin sesini tüm dünyaya duyurmak için İzmir’e Doğru gazetesini yayımladı ve hem cephede hem de kürsüde vatan savunmasına katıldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Saruhan Milletvekili olarak Ankara’ya gitti; ancak vatanın selameti için çoğu vaktini Sivas, Kastamonu ve Amasya İstiklal Mahkemeleri’nde üyelik ve başkanlık yaparak geçirdi. Kastamonu’da verdiği hizmetler dolayısıyla şehrin ilk "Fahri Hemşehrisi" seçilme onuruna erişti.
Cumhuriyet ilan edildiğinde, genç devletin en zor görevlerini üstlendi. İlk olarak Mübadele, İmar ve İskân Vekili sıfatıyla Yunanistan’dan gelen binlerce soydaşımızın yerleştirilmesi ve savaşla yıkılmış Anadolu’nun imarı için çalıştı. Ardından Adliye Vekilliği görevinde şer'iye mahkemelerini kaldırarak laik ve modern hukuk sisteminin temellerini attı.
Tarih sayfalarında onu asıl ölümsüz kılan şey ise 21 Aralık 1925’te başladığı Millî Eğitim Bakanlığı dönemidir. Onun için "Maarif hizmetinde asıl olan öğretmenlikti"; bu yüzden öğretmenlerin itibarını yükseltmek ve haklarını korumak için büyük çaba sarf etti. Eğitimdeki ikiliği sonlandırmak için Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu kararlılıkla uyguladı. Türk çocuklarına modern eğitimi ulaştırmak için Gazi Terbiye Enstitüsü ve Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi gibi kurumların temellerini attı.
Kültür devriminin en büyük adımı olan Harf İnkılabı onun döneminde gerçekleşti. Yeni Türk harflerini halka öğretmek amacıyla kurduğu Millet Mektepleri’nin bizzat talimatnamesini hazırladı ve tüm Türkiye’yi adeta bir okul haline getirmeyi hedefledi. "Türkiye’de okuma yazma bilmeyen bir fert bırakmayacak kadar geniş bir azimle" çalıştı. Ancak kaderin garip bir cilvesi olarak, en büyük hayali olan Millet Mektepleri’nin açıldığı gün, 1 Ocak 1929’da, henüz 35 yaşındayken apandisit krizinden dolayı hayata veda etti. Arkasında, vazife bayrağını daha yükseğe taşıyacak bir nesil ile “Ne evlattı o!” diyen Mustafa Kemal Paşa’nın ve “Necati, aziz Necati; dileğin yerine getirilecektir!” diyen İsmet Paşa’nın gözyaşlarını bıraktı.
Kısa ömrüne sığdırdığı büyük devrimlerle Türk milletinin irfan yolunu aydınlatmaya çalışan Mustafa Necati Bey, Cumhuriyet eğitim tarihinin unutulmaz mimarlarından biri olarak adını altın harflerle tarihe kazımıştır. Ruhu şad olsun…