Kıbrıs Barış Harekatı, 1960 yılında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki anayasal düzenin bozulması ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin tehlikeye girmesi üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilmiştir.
Müzakerelerin ikinci aşamasında (8-14 Ağustos 1974) taraflar uzlaşılması zor öneriler sunmuştur:
Rum ve Yunan Tarafı: Glafkos Klerides ve Yorgo Mavros, 1960 Anayasası ile kurulan düzene geri dönülmesini savunmuştur.
Türk Tarafı: Rauf Denktaş ve Türkiye, 1963'ten sonra yaşanan acı tecrübeler nedeniyle 1960 düzenine dönülemeyeceğini; Kıbrıslı Türklerin güvenliğini sağlayacak, coğrafi esasa dayalı ayrı bir bölge ve yönetim (federasyon) gerektiğini savunmuştur. Türk tarafı bu kapsamda "iki bölgeli federasyon" veya alternatif olarak "çok kantonlu federasyon" modellerini masaya getirmiştir.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Mavros önerileri değerlendirmek için 36 saat, Rum lider Klerides ise 48 saat ek süre talep etmiştir. Türk heyeti bu talebi; Rum kuvvetlerine zaman kazandırmak, Ada'daki Türk köylerine yönelik kuşatma ve baskıları sürdürmek için yapılan bir "savsaklama ve oyalama taktiği" olarak görmüştür. Dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş, "Silah gölgesinde anlaşma olmaz," diyen Mavros'un tutumu ve görüşmelerin bir yere varmayacağının kesinleşmesi üzerine müzakerelerin sürdürülemeyeceğini açıklamıştır. Bu tıkanmanın ardından, önceden kararlaştırılan "Ayşe tatile çıksın" parolası Ankara'ya iletilmiş ve 14 Ağustos 1974 sabahı İkinci Kıbrıs Barış Harekatı başlatılmıştır.
14 Ağustos'ta başlayıp 16 Ağustos’ta sona eren ikinci harekat ile birlikte Türk birlikleri adanın kuzeyinde; doğuda Gazimağusa, batıda Lefke ve Güzelyurt, merkezde ise Lefkoşa'yı kapsayan ve adanın yaklaşık %37’sini oluşturan bir hattı denetim altına almıştır. Bu harekat, yapısı itibarıyla Türk savaş tarihindeki ilk ve tek denizden ve havadan amfibi indirme harekatıdır.
Türk tarafını soykırımla suçlayıp kendi insanlık suçlarının üzerini örtenlerin gerçekleştirdiği katliamları hatırlatmak hepimizin borcudur.
Rumların gerçekleştirdiği başlıca katliamlar şunlardır:
1. Muratağa, Sandallar ve Atlılar Katliamı: 14 Ağustos 1974 sabahı, İkinci Harekat'ın başladığı gün EOKA-B tarafından gerçekleştirilen bu olay, Kıbrıs Türklerine yönelik en büyük katliamlardan biri olarak kabul edilir. Yaşları 16 günlük bebeklerden 95 yaşındaki yaşlılara kadar değişen toplam 126 sivil katledilmiştir. Atlılar köyünde 57 kişi, Muratağa ve Sandallar köylerinde ise 88'den fazla kişi öldürülmüş ve cesetleri buldozerlerle açılan toplu mezarlara gömülmüştür. Birleşmiş Milletler bu olayı "insanlığa karşı suç" olarak nitelendirmiştir.
2. Taşkent Katliamı: 14-15 Ağustos 1974 tarihlerinde, Limasol ve Larnaka arasındaki Taşkent köyünde gerçekleşmiştir. Köyün 9 yaşından büyük bütün erkekleri (toplamda 84 ile 89 kişi) makineli tüfeklerle kurşuna dizilerek öldürülmüştür. Katliamdan sadece bir kişi yaralı olarak kurtulabilmiş ve onun verdiği bilgiler sayesinde bu toplu cinayet dünya kamuoyuna yansımıştır.
3. Ayvasıl Katliamı: 1963-1964 "Kanlı Noel" olayları sırasında gerçekleşmiş, kronolojik olarak daha eski bir trajedidir. Savunmasız 21 Kıbrıs Türkü Rum silahlı gruplarca kurşuna dizilmiş ve toplu halde gömülmüştür. Toplu mezar, 13 Ocak 1964'te İngiliz askerleri ve uluslararası basın mensuplarının huzurunda açılmış; bu durum Türk toplumunun maruz kaldığı şiddeti dünyaya belgeleyen ilk somut kanıtlardan biri olmuştur.
4. Alaminyo Katliamı: 20 Temmuz 1974'te, birinci harekatın başladığı gün Rum Milli Muhafız Ordusu tarafından gerçekleştirilmiştirAlaminyo kasabasına giren Rum güçleri, yaşları 6 ile 80 arasında değişen 13-15 civarında Türk'ü katletmiştir.
5. Kumsal Katliamı: Kıbrıs Türk tarihinde "Kumsal Katliamı" olarak bilinen bu olay, 1963 yılının Aralık ayında gerçekleşen "Kanlı Noel" saldırılarının bir parçasıdır. Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı'nda doktor olarak görev yapan Binbaşı Nihat İlhan'ın ailesi hedef alınmıştır. 24 Aralık 1963 gecesi, Lefkoşa'nın Kumsal bölgesinde bir Yunan subayı komutasındaki Rum silahlı gruplar İlhan ailesinin evine girmiştir. Binbaşı İlhan'ın eşi Mürüvet İlhan ile çocukları Murat, Kutsi ve Hakan, saklandıkları evin banyosunda acımasızca öldürülmüştür. Bu katliamın gerçekleştiği ev, Türklerin uğradığı mezalimin bir simgesi olarak korunmuş ve daha sonra Barbarlık Müzesi adıyla ziyarete açılmıştır.
6. Yüzbaşı Cengiz Topel'in Şehit Edilmesi: Hava Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, 1964 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Hava Harekatı sırasında sergilediği cesaret ile Türk havacılık tarihinin en önemli kahramanlarından biri haline gelmiş ve Cumhuriyet döneminin ilk hava harp şehidi olmuştur. Uluslararası savaş hukukuna aykırı olarak Rumlar tarafından ağır işkencelere maruz bırakılmış ve bu işkenceler sonucunda şehit edilmiştir. Şehit edildikten sonra hazırlanan otopsi raporları Topel'in maruz kaldığı vahşeti gözler önüne sermiştir; vücudunda matkap delikleri, beton çivisi izleri ve eksik organlar olduğu tespit edilmiştir.
Rauf Denktaş o zorlu günlerden bahsederken İsmet İnönü ile bir görüşmesinde, "Paşam, halk artık dayanamıyor, dayanmak mümkün değil," dediğinde Paşa'nın kendisine şu cevabı verdiğini aktarır: "Milli mücadelede, vatan savunmasında Türk’ün sabrı bittiği yerde yeniden başlar. Türk iseniz dayanacaksınız."
Onlar Türktüler ve dayandılar…