Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” sonuçlarını açıkladı.
Enflasyonu gerçeklerin yarısına düşürüp kamuoyuna sunan TÜİK’in araştırmasında bile, ülkede yaşayan insanların mutsuzluğu ve umutsuzluğu giderek artıyor.
TÜİK’in rakamları ilk bakışta pembe.
TÜİK’e göre mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı 2024’te yüzde 49,6 iken 2025’te yüzde 53,3’e yükselmiş.
Mutsuz olduğunu söyleyenler ise azalmış görünüyor.
Ama…
Asıl hikaye satır aralarında gizli.
Araştırmayı okudukça üzerindeki cila dökülüyor, gerçekler ortaya çıkıyor.
Çünkü aynı araştırma, vatandaşın geleceğe dair umudunun hızla eridiğini söylüyor.
2003 yılında “Bir yıl sonrası daha iyi olacak” diyenlerin oranı yüzde 44,6 idi.
2025’te bu oran yüzde 25,2’ye düşmüş.
Buna karşılık “Daha kötü olacak” diyenlerin oranı yüzde 9,2’den yüzde 25,3’e fırlamış.
Yani tablo net:
İyimserlik düşüyor.
Kötümserlik yükseliyor.
Ama TÜİK’in manşeti ne?
“Vatandaşın yüzde 53,3’ü mutlu.”
Yersen…
*
Prof. Dr. Aziz Çelik’in dediği gibi:
“Şeytan ayrıntılarda gizlidir.”
Bugünü sorarsanız insanlar “idare ediyoruz” diyebilir.
Ama yarını sorduğunuzda toplumun gerçek ruh hali ortaya çıkar.
Ve o ruh hali hiç de parlak değil.
*
Araştırmanın bir başka çarpıcı sonucu daha var.
Vatandaşa göre Türkiye’nin en büyük sorunu hayat pahalılığı.
Yüzde 31,3 ile ilk sırada yer alıyor.
Tabii ki bu TÜİK rakamı…
Başka araştırmalarda bu oran yüzde 90’lara kadar çıkıyor.
Onu yüzde 16,5 ile yoksulluk, yüzde 16,1 ile eğitim izliyor.
Yani vatandaşın gündemi çok açık:
Mutfak yanıyor.
*
Bir başka dikkat çekici veri de aile tablosunda.
2025’in “Aile Yılı” ilan edildiği bir dönemde boşanmış kişi sayısı 3,5 milyonu aşmış.
Boşanma oranında ise başı Ege çekiyor.
İzmir yüzde 8,37 ile ilk sırada.
Muğla yüzde 8,35 ile ikinci sırada.
Demek ki sadece ekonomi değil, sosyal yapı da alarm veriyor.
Severek evlenenler, ekonomik sıkıntılar baş gösterdiğinde adeta birbirine düşman kesiliyor; soluğu adliyede alıyor.
*
Rakamlar bize şunu söylüyor:
TÜİK’e göre bugün “mutluyum” diyenlerin oranı artmış olabilir.
Araştırmada bazı gerçekler gizlenmeye çalışılabilir.
Ama TÜİK’in kendi verilerinde bile “yarına güven” azalıyorsa…
Orada durup düşünmek gerekir.
Çünkü toplumların gerçek ruh hali, bugünden çok yarına bakışında gizlidir.
Ve Türkiye’de o bakış giderek kararıyor.
Umut azalıyor, umutsuzluk büyüyor.