Uzun zamandır gökyüzüne aynı soruyu soruyorduk: Ne zaman yağacak?
Toprağın susuzluktan çatladığı, barajların alarm verdiği, çiftçinin gözünü ufka diktiği günlerden geçtik. Yağmur artık sadece romantik bir müzik değil; hayatın kendisiydi. Her damlası bir nefes, her bulut bir duaydı adeta.

Ve sonra…
Şimşekler çaktı, gök gürledi, yağmur yağdı.

Sokaklarda yürürken ıslanmamak için kaçışan insanlar bile içten içe bir şükür hissi taşıyordu. Çünkü biliyorduk ki bu yağmur sadece kaldırımları değil, içimizde kuruyan umutları da ıslatıyordu. Kuraklığın ruhumuza bıraktığı o ağırlık, yerini yavaş yavaş ferahlığa bırakıyordu.

Tam da böyle günlerin ardından cemre düştü havaya.

Cemre…

Takvim yapraklarında küçük bir bilgi gibi duran ama bu toprakların hafızasında koca bir anlam taşıyan o sıcak dokunuş. Önce havaya, sonra suya, sonra toprağa düşer derler. Aslında cemre sadece doğaya değil, insanın içine de düşer. İçimizi ısıtan, “Her şey yeniden başlayabilir” dedirten o görünmez kıvılcımdır.

Baharın müjdesidir cemre.

Sabah işe giderken yüzümüze değen o yumuşak rüzgârda hissederiz onu. Kalın montların yerini ince hırkalara bırakacağı günlerin habercisidir. Parkta tomurcuklanan bir dalda, balkon demirine konan bir serçenin telaşında, günün biraz daha erken aydınlanmasında saklıdır.

Belki de en çok kalplerimize düşer cemre.

Çünkü biz bu kışı sadece mevsim olarak yaşamadık. Ekonomik sıkıntılarla, su kaygısıyla, yorgunlukla, belirsizlikle geçen uzun bir kıştı bu. Şimdi ise küçücük bir sıcaklık ihtimali bile bize yeniden hayal kurduruyor.

Toprak nasıl yağmurla can buluyorsa, insan da umutla diriliyor.

İlerleyen günlerde penceremizi açtığımızda içeri dolacak olan hava sadece biraz daha ılık değil; biraz daha yaşanabilir bir hayatın kokusunu taşıyacak. Ve biliyoruz ki her şeye rağmen bu ülkenin baharları bitmez. Bir yerlerde mutlaka bir ağaç çiçek açar, bir çocuk montunu çıkarıp koşmaya başlar, bir kadın bahçeye sardunyalarını eker.

Cemre düştü bir kere.

Şimdi sıra bizde. İçimize düşen o sıcaklığı büyütmekte, birbirimize biraz daha yumuşak bakmakta, yarına dair umudu diri tutmakta.

Çünkü bahar sadece mevsim değil,
inatla yaşamaya devam etmenin adıdır.