21 Şubat Dünya Turist Rehberleri Günü… Takvimde belki küçük bir tarih. Ama biz rehberler için bu gün; yollarda geçen yılların, uykusuz sabahların, bitmeyen anlatıların ve çoğu zaman sessiz kalan emeğin hatırlandığı bir gündür. Rehber kimdir? Rehber yalnızca bilgi veren kişi değildir. Rehber, bir ülkenin sesidir. Bir misafirin bu topraklarla kurduğu ilk bağ, giderken hafızasında taşıdığı son cümledir.
Bir kentin kapısını aralayan, bir tarihin tozunu silen, bir kültürü görünür kılan görünmeyen köprüdür.
Rehberlik; dışarıdan bakıldığında rota, program ve anlatımdan ibaret sanılır.
Oysa bu meslek, görünenin çok ötesinde yaşanır.
Bilgidir.
Sabırdır.
Sorumluluktur.

Ama aynı zamanda;
Erken çalan alarmlardır.
Valizi kapının yanında bekleyen gecelerdir.
Bir sonraki turun hazırlığıyla biten günlerdir.
Bazen kilometrelerce yol,
bazen saatler süren anlatılar,
bazen de tek bir sorunun peşine düşen meraktır.
Rehber;
Her turda yeniden başlayan,
her grupta yeniden tanışan,
her anlatıda yeniden heyecan duyan kişidir.
Aynı ören yerinde defalarca durur,
ama hiçbir anlatıyı aynı hisle yapmaz.
Çünkü dinleyen kulak değişir.
Bakan göz değişir.
Hisseden yürek değişir.
Ve rehber bilir:
Anlattığı şey yalnızca tarih değildir.
Bir kentin hafızasıdır.
Bir halkın sessizce biriktirdiği zamandır.
Bir medeniyetin bugüne ulaşan nefesidir.
Rehber bazen bir öğretmendir.
Bazen bir diplomat.
Bazen bir psikolog.
Bazen de grubun en sessiz yükünü taşıyan görünmez yol arkadaşı.
Yorgunluğunu saklar.

Endişesini ertelemeyi bilir.
Kendi hikâyesini çoğu zaman içine atar.
Çünkü o an öncelik kendisi değil, anlatıdır.
Bir taşın ardındaki anlam,
bir yapının içindeki hafıza,
bir coğrafyanın taşıdığı ruhtur.
Turist ülkeye geldiğinde ilk rehberi görür.
Giderken son rehbere veda eder.
Ama çoğu zaman rehberin emeği sessizdir.
Bir fotoğraf karesinde yoktur.
Bir teşekkür cümlesinde eksik kalır.
Bir anıda adı geçmez.
Oysa rehberlik;
Sahnenin önünde görünen,
ama arkasında büyük bir özveri taşıyan bir meslektir.
Sabırla beklemektir.
Gülümsemeyle karşılamaktır.
En zor anlarda bile sakin kalabilmektir.
Ve bütün bu temposun içinde hep aynı şey vardır:
Anlatma tutkusu.
Çünkü rehberlik yalnızca bir meslek değildir.
Bir ülkeyi sevmektir.
Onu doğru anlatma sorumluluğudur.
İnsanlara bu toprakların ruhunu hissettirme çabasıdır.
Ve biz rehberler…
Sadece tur yönetmeyiz.
Sadece bilgi aktarmayız.
Biz,
yollarda geçen bir ömrü
bir ülkenin hikâyesine adarız