1950'nin serin bir Eylül akşamı... Ankaralılar alışık bu havanın şiddetli kışın habercisi olacağına... İstiklal Savaşı madalyasını gururla taşıyan Başbakan Adnan Menderes... Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni atakları için... Cumhurbaşkanı Celal Bayar'la buluşacaktı, randevu istemişti... Çankaya Köşkü'nde karşılandı Aydınlı genç Başbakan...

Cumhurbaşkanı Bayar...
Atatürk'ün son başbakanı olmasının yanı sıra...
Türkiye'nin üçüncü ve...
Asker kökenli olmayan ilk cumhurbaşkanıydı...
Heyecanlı genç Başbakan'ın adeta kalbini okuyordu:

“Biliyorum; bu güzel ülkenin tanıtıma ihtiyacı var; haklısın ama benim de bir müjdem var...”

Heyecanlanmıştı genç Başbakan...
Cumhurbaşkanı Bayar...
Pencereden Ankara'ya bakarkan...
Söyleyeceklerini bi'çırpıda sıralayıverdi:

“Dünyanın en zengini (o günlere göre) Hilton Ailesi, İstanbul Boğazı'na bakan, dünyayı kendisine çekecek beş yıldızlı (İstanbul'un Gözbebeği) bir oteli hayata geçirmeye karar verdi…”

Egeli, Aydınlı Başbakan Menderes...
“Hilton sevinci”ni gizlemedi ama...
Dudağının ucuna gelen “prenses” kenti merak ediyordu...
Saygılı bir şekilde...
Cumhurbaşkanı Bayar'a kalbinden geçenleri özetleyiverdi...
İzmir'in eksikli kalmasını istemiyordu…
Türkiye'nin “Prenses Kent”i…
Dünyaya parmak ısırtacak bir oteli çoktan hak ediyordu…
“Haklısın...” dedi, Celal Bayar ve ekledi:

“İzmir'in oteli parmakla gösterilecek kadar güzel olsun; bizzat ilgilen Adnan Bey...”

*

Gencecik başbakan hemen kollar sıvadı…
İzmir'in tam kalbinde…
Güneş'in batışını en iyi görecek bir yer bulmak gerekiyordu…
Bulundu da…

Cumhuriyet Meydanı'nda…
Tam Atatürk Heykeli'nin arkasında…

1930'lu yıllarda İzmir'in panayır yeri olarak hizmet veren köşesi…
Her şeyi ile “tamamen yerli”…
Muazzam bir otele ev sahipliği yapacak ve…
İstanbul Hilton'u kıskandıracaktı(!)…

*

İşte, İzmir'in “gerçek ve eşsiz” yıldızı…
Fikren…
70 yıl önce böyle doğdu…

*

Bu “İzmir'e hediye”den farksız özel görevin…
Planı, projesi, yapımı, işletmesi…
Maliye Bakanlığı'na bağlı olarak…

1954'te kurulan Emekli Sandığı'na verildi…

Otelin projesi Alman mimar Paul Bonatz'e ısmarlanmıştı bile…
Kağıt üstündeki otel görülmemiş güzellikteydi…
Benzersizdi…
Temelini, 1957 yılında…
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes birlikte attı…
Adı bile…
Haşmetine çok uygundu:

“Büyük Efes Oteli”…

İzmir'in incisi “70 milyon lira”ya mal olacaktı…
O günler için dehşet büyük paraydı…
(O tarihte 1 Dolar'ın karşılığı 5 Lira 75 kuruş olmuştu...)
Otel olduğu için ince işi çoktu ve…

Araya “1960 İhtilali” girdi…

İzmir'in göğe yükselen yeni yıldızı Büyük Efes'in inşaatı…
Ancak...
1964 Ağustos'unda tamamlandı…
İstanbul Hilton'dan sonra Türkiye'nin ikinci beş yıldızlı oteliydi…
Ve…
“Hilton İzmir”, 1992'de hizmete girinceye kadar…

“Büyük Efes”…

Bu kadim kentin tek “beş yıldızlı otel”i olarak anıldı…

*

İnanır mısınız?
1964 Ağustos'undaki görkemli açılışı gerçekleştirmek…
1960 İhtilali'nin getirdiği rüzgarla…
O günlerin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e nasip oldu!

*

İzmir'in Büyük Efes Oteli…
Klasik bir konaklama başkenti gibi kabul edilemez…
Çünkü…
Yıllara meydan okuyan bu muhteşem “konaklama” sarayı...
1964 yılından itibaren…
İzmir'in…

“Modern Sosyal Yaşamı”…

Hokka gibi üstüne oturtmasına neden olan bir simgeydi!
Bi'anda…

O güzeller güzeli kent…
O dev otel sayesinde…

Yaşam biçiminde esaslı rötuşlar yaptı…
İlk kez “bir otelin havuzu”na gidiliyordu arkadaş grubuyla…
Ve yine ilk kez…
Havuza girenleri…
Suyun altından görebilmek(!)

“Akvaryum Kafe”de oturanları acayip şaşırtıyordu…
Türkiye'nin en önemli isimleriyle…
Fuayede aynı havayı soluyarak kahve içebiliyordunuz…
Avrupa'daki otellerde bile böyle bi'şi yoktu…

“Büyük Efes Oteli”…

Tek başına İzmir'e çağ atlatıyordu…

*

“Büyük Efes”in yarattığı gizemli ruh…
İzmir'i adeta…
“Tanrım beni baştan yarat…” dercesine değiştiriyordu…

*

Türkiye'nin gözde sanatçıları…
Özellikle yaz aylarında…
Daha da önemlisi bir ay boyunca...
Dünyaya seslenen İzmir Fuarı'nda…
Büyük Efes'i…
Kendi sıcak yuvaları gibi değerlendiriyorlardı…

Zeki Müren'den, Gönül Yazar'a…
Ajda Pekkan'dan, Müzeyyen Senar'a…

Sahne yıldızlarının ilk adresi oldu Büyük Efes Oteli...
Devlet yöneticileri hep burada ağırlandı…
Yeşilçam'da…
Filmlere mekan oldu…
Havuzbaşı şölenleri dillere destandı…

*

Otelin ilk genel müdürü Fuat Gürün'dü...
Büyük Efes…
O tarihlerde…

İzmir'in ve Ege'nin en büyük binasıydı…
350 odası, 500 yatağı, 22 dairesi vardı…

Yemek salonları…
Balık şeklindeki havuzu…
Ömre bedel bahçesiyle rüya gibiydi…
Lüks ve konforuyla İstanbul Hilton Oteli'ni bile geride bırakmıştı…
Çok özel konuklar için…
Gümüş çatal ve bıçaklarla yemek servisi yapılıyordu…

*

21 yıl önce…
Yenileme çalışmalarının yapılabilmesi için kapatıldı…
Üç yıl sonra şık görüntüsüyle tekrar açıldı ve…
2005'te AK Parti Hükümeti’nin kararıyla özelleştirildi…

Kullanım hakkı 25 yıllığına Swissôtel'e verildi…

Yıllar sonra…
Dev otelin önünden geçenler yepyeni bir isimle karşılaştılar:
“Swissotel Grand Efes İzmir…”

Whatsapp Image 2026 08 07 At 06.56.21

*

An itibarıyla…
Temelinin atılışının (1957) üstünden...
“69 Yıl” geçmiş...
Neredeyse bir ömür!
Ve...
Yine an itibarıyla...
Kapılarını dünyaya açılışının (1964 Ağustos) üstünden...
“62 Yıl” geçmiş...

Darısı 100 yaşına…

*

Derkeeen…
68 yıla sığan birkaç anekdotu dile getirmezsek…
Eksik kalır, anlattıklarımız…
Öyle renkli anılar var ki…
Omzumuzdaki “54 yıllık” meslek heybesinde…

*

Mesela…

* Otelin denize, Gaziosmanpaşa Caddesi'ne ve havuza bakan odaları vardı... En pahalı tarife havuza bakan odalar için uygulanıyordu…
Bir İngiliz hanımefendi, otelin açılışından kısa süre sonra oda kiraladı ve 1970 yılındaki greve kadar aralıksız otelde kaldı…

* 25 Mart 1969'da; Büyük Efes'in dünyaca ünlü baş aşçısı İlyas Ertürk, yardımcısı tarafından öldürüldü…

* Otelin girişinde papağan vardı… Adı, “Adem”di… Muzırlık olsun diye Adem'e küfür öğretmişlerdi… Cumhurbaşkanları, bakanlar, diplomatlar, bu küfürlerden hep nasiplerini aldılar… Ancak Adem bir gün kafesinde ölü bulundu… Neden öldüğü hiç öğrenilemedi…

* Zeki Müren, otelin değişmez müdavimiydi… Her yıl Fuar zamanı kral dairelerinden birine yerleşir, konserlerinin bitimine kadar burada kalırdı... 1970 yılında İzmir'de CENTO Başkanlar Konseyi toplantısı yapılması kararlaştırıldı… İran ve Pakistan gibi ülkelerden Cumhurbaşkanları gelecekti... Otel idaresi, Zeki Müren'den kral dairesini boşaltmasını istedi... Sanat Güneşi, otelden ayrıldı ama çok kırılmıştı...
Bir yıl Büyük Efes'le küs kaldı…

* Büyük Efes, postanesi, kuyumcusu, ayakkabı dükkanı, giysi satış yerleri, kuru temizleyicisi hatta mücevhercisi olan donanımlı minik bir “şehir” gibiydi… Konaklamalarda bakanlara, milletvekillerine, bürokratlara öncelik sağlanır ve indirim uygulanırdı…

*

Bitiriyoruz…
İnsanlar gibi…
Koca koca oteller de…

“Hem yaşarlar hem de yaşama renk katarlar…”

Bunu yaparken de…
Kente tüm sıcaklıklarını ve sosyal güzelliklerini aktarırlar…
Ara sıra “ameliyat”a girerler…
Kendilerini toplarlar…
Ardından…
Her defasında gelinlik kız gibi tazelenir ve…
Bir kez daha hayatımıza girerler…

“Büyük Efes Oteli”ne…
Ya da…
Bugünkü dünyanın ezbere bildiği adıyla…

“Swissotel Grand Efes İzmir”e…

Nice “62” yıllara…
Selam olsun, bu kadim kentin gözbebeğine…
Derken…
İçimdeki soruyu seslendirmezsem rahat edemeyeceğim:

“Yıllar öncesinin Büyük Efes'i, sanki daha görkemli, daha sevimli ve daha cana yakın gibiydi… Kim bilir, belki yanılıyorum ama benim delikanlılığımın Büyük Efes'i, sizi çok seven bir insanın kalbi gibi sıcacıktı…”

Nokta…

Hamiş: “Büyük Efes’in eski bahçesinde çay içmek, İzmir’in tarihine nikah kıymak gibidir..."

Sonsöz: “Devler gibi eser vermek için, karıncalar gibi çalışmak gerekir… / Necip Fazıl Kısakürek – Şair, romancı, oyun yazarı ve İslamcı ideolog…”