Her şey... Yeşilçam’ın ışığı hiç sönmeyen yıldızı Tarık Akan’ın... Almanya’dan dönüşte... Havaalanında kıskıvrak yakalanmasıyla başladı...

Yakışıklı sanatçı...
“12 Eylül 1980 Darbesi”nden hemen sonra...
Yabancı bir ülkede...
Türkiye’deki sorunlara ilgili bir konuşma yapmış ve...
O konuşma...
Tutuklanmasına neden olmuştu...
Önce Gayrettepe’de...
Ardından da Selimiye’de tutuldu...
Kapalı kapılar ardında...
Az daha “insanlığını” kaybediyordu...

*

Gazeteci Lütfü Oflaz...
O dehşet günlerini şöyle kaleme almıştı:

“12 Eylül 1980 darbesi sonrasıydı...
İşkencenin zirve yaptığı yıllardı...
Oğullarının, kızlarının, yakınlarının gördükleri işkenceleri ve zulümleri bana anlatırlardı...
Bu ünlülerden biri de Tarık Akan’dı...
Bizi İlhan Selçuk tanıştırmıştı...
Gel zaman git zaman bir gün İlhan Selçuk bana, “Ünlülerin sana anlattıkları işkenceleri bir yazı dizisi yapsan çok yararlı olur” diye bir teklif yaptı...
Ve derken 31 Mayıs 1992 günü, benim kaleme aldığım “Ünlüler İşkenceyi Anlatıyor” yazı dizisi Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmaya başladı...
Bu yazı dizisinde işkenceyi anlatan ünlülerden ilki Tarık Akan’dı...
...Ve, anlattıkları tek kelime ile “yüz kızartıcıydı”!
Ünlü aktör...
Yaşadığı acıları, gazeteci Lütfü Oflaz’a şöyle aktarmıştı...
“Müjdat Gezen’le birlikte Almanya’dan Türkiye’ye geldiğimde anında havaalanında gözaltına alındım... Gayrettepe’deki siyasi şubeye götürülüp hücreye kapatıldım... Sabaha karşı birden vücuduma yediğim tekmelerle uyandım... Tekme faslından sonra koridora çıkartıldığımda... Gözleri bağlı iki genç gördüm... Davul gibi şişmiş ayaklarında jilet yarıkları vardı ve bu yarıklardan siyahımsı(!) bir kan akıyordu...”

*

“Dahası var derken, bir başka polis beni dövmeye başladı... Benden de uzun, iri yarı bir polisti... Yediğim yumruklarla sırtüstü düştüm... Fena halde hırpaladı beni... Ardından da “43 kişi”nin kaldığı dokuz metrekarelik başka bir hücreye kapatıldım... Her gece hücreden birini alıp işkenceye götürüyorlardı... Sabahlara kadar işkenceye götürülenlerin çığlıklarını duyuyorduk... Orada kaldığım hücrelerde bit ve pireyle tanıştım... Bir gün üzerimde “43 bit kırdığımı” çok iyi hatırlıyorum... Yirminci gün sorguya götürüldüm... Sorgu (Niye Yol filmini yaptın?), (Niye Sürü filmini yaptın?), (Yılmaz Güney’le ilişkin neydi?) sorularıyla başladı... Bazı isimler sıralayıp bunları tanıyıp tanımadığımı soruyorlardı... Arada bir (Bak Tarık, doğruyu söyle, yoksa ezeriz seni!) deyip girişiyorlardı... Orada iki gün daha kaldıktan sonra beni Selimiye Kışlası’na götürdüler... Oradaki askerler de çırılçıplak soyup ellerindeki coplarla bir hoş geldin dayağı çektiler... Sonra da beni bir hücreye attılar... Hücreye girince bir de baktım ki, karşımda Ruhi Su’nun oğlu... İşte o hücrede, bir gece uyandığımda, üzerimden koşarak bir şey kaçtı... Baktım kediden iri fare... Tuvalete kaçtı ama deliğinden içeri giremiyor; o kadar iri... Gözaltında kaldığım süre içinde başkalarına yapılanların yanında bana yapılanlar hafif kalır... Bir de idam olayı yaşadık orada... Kaldığım hücrenin yanında kalan Dev-Yolcu bir çocuk vardı... İdam edilecekti... Sabaha karşı dört sıralarında onun götürülüşünü gördük... Slogan ata ata gitti darağacına...”

Whatsapp Image 2026 09 17 At 07.01.02

*
Evet, bunları anlatan Tarık Akan da bu dünyaya veda etti...
12 yıl hapis istemiyle yargılanmıştı, ünlü sanatçı...
Farklı siyasi fikirlerin, farklı siyasi renklerin oluşturduğu gökkuşağının parlak bir rengiydi.
Onun ölümüyle bir “renk” eksildi; Yeşilçam’da...
*
Bitiriyoruz...
Tarık Akan, yorucu ve uzun çalışmaların ardından...
Hak ettiği sonucu aldı; sonunda beraat etti...
Ve...
Yaşadıklarını unutamasa da...
Geçmişine sünger çekip...
Daha parlak bir gelecek umuduyla yaşamını sürdürdü...
Taaa ki, o melun hastalığa (kanser) yakalanıncaya kadar...
Çok acılar yaşadı...

Nokta...

Hamiş: Tarık Akan, “16 Eylül 2016”da aramızdan ayrıldığında 66 yaşındaydı... (Onsuz 10 yıl geçmiş bile...) Arkasında sadece unutulmaz filmler değil... Onurlu bir duruş ve büyük bir toplumsal mücadele mirası bıraktı... Vefatının ardından sanat camiasından siyasete kadar... Her kesimden derin bir üzüntü ve saygı dolu mesajlar paylaşıldı...

Sonsöz: “Babam Türkiye halkının dertlerini sinemaya taşıdı ve ülkenin geleceği için mücadele etti; Türkiye Tarık Akan'ı kazandı... / Özlem Üregül (Kızı)...