19 Eylül Gaziler Günü… Bugün birkaç güzel söz söyleyip, çelenk bırakıp, fotoğraf çektirip geçilecek sıradan bir gün değildir. Bugün bu topraklarda başımız dik, bayrağımız göklerde ve Cumhuriyetimiz ayaktaysa bunun hangi bedellerle mümkün olduğunu hatırlama günüdür.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından, 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verildi.

Aradan 105 yıl geçti.

Ancak “Gazi” kelimesinin bu milletin yüreğindeki anlamı hiç değişmedi.

Gazilik; yalnızca bir madalya değildir.

Gazilik, vatan uğruna ölümün karşısında dimdik durabilmenin adıdır.

Kore’de, Kıbrıs’ta, terörle mücadelede, sınırlarımızda ve sınır ötesinde bu ülkenin güvenliği için görev yapan kahramanlarımızın kimi bedeninden bir parça bıraktı, kimi silah arkadaşını toprağa verdi, kimi ise yaşadıklarını ömrü boyunca hafızasında taşımak zorunda kaldı.

Onlar bu vatana borçlarını fazlasıyla ödediler.

Şimdi borçlu olan biziz.

Gazilerimize yalnızca 19 Eylül’de hatırlanacak insanlar gibi davranamayız.

Bir gün boyunca “Kahraman gazilerimiz” deyip, ertesi gün onların ekonomik, sosyal ve sağlıkla ilgili sorunlarını görmezden gelemeyiz.

Devletimiz tarafından gazilerimize ve belirli kapsamlardaki yakınlarına aylık, istihdam, ücretsiz ulaşım, faizsiz konut kredisi, eğitim desteği, sağlık hizmetleri ve çeşitli sosyal haklar sağlanıyor.

Bunlar önemlidir.

Ancak yeterli olan, hakkın yalnızca kanunda yazması değildir.

Önemli olan gazinin o hakka ulaşabilmesidir.

Bir gazi kendisine tanınmış hakkı kullanabilmek için kurum kurum dolaşıyor, bürokrasinin kapısında bekliyor veya sürekli durumunu anlatmak zorunda kalıyorsa orada yeniden düşünmemiz gereken bir sistem vardır.

Çünkü gazilerimizin hakları bir lütuf değildir.

Hele siyasi iktidarların dönemsel tercihi hiç değildir.

Gazinin hakkı, devletin namus borcudur.

Bu nedenle gazilerimizin aylıkları ve ekonomik güvenceleri günün yaşam koşullarına göre korunmalı; sağlık hizmetlerinde karşılaştıkları engeller ortadan kaldırılmalı; protez, ortez, rehabilitasyon ve bakım ihtiyaçlarında nitelikli hizmete erişim esas alınmalıdır.

Gazilerimizin konut, ulaşım ve sosyal yaşam koşulları iyileştirilmeli; kamuda ve özel sektörde istihdam konusunda karşılaşılan sorunlar giderilmeli; çocuklarının eğitim hayatı daha güçlü biçimde desteklenmelidir.

En önemlisi de mevzuattan ve statü farklılıklarından kaynaklanan mağduriyet iddiaları ciddiyetle ele alınmalıdır.

Çünkü vatan savunmasının derecesi olmaz.

Fedakarlığın sınıfı olmaz.

Kurşun insanın hangi kanuna tabi olduğunu sormaz.

Mayın hangi statüde görev yaptığını ayırt etmez.

Vatan için ortaya konulan canın, dökülen kanın ve verilen mücadelenin ortak adı fedakarlıktır.

Gazilerimiz arasında adalet duygusunu zedeleyen her farklılık, devlet tarafından dikkatle incelenmeli ve hakkaniyet temelinde çözüm aranmalıdır.

Biz sendikacılar yıllardır bir gerçeği söylüyoruz;

Sosyal devlet, vatandaşının en zor gününde yanında duran devlettir.

Bu anlayış gazilerimiz söz konusu olduğunda çok daha büyük bir sorumluluk taşımaktadır.

Çünkü bugün özgürce konuşabiliyor, düşüncelerimizi ifade edebiliyor, çocuklarımızı güven içerisinde okula gönderebiliyor ve ay yıldızlı bayrağımızın altında yaşayabiliyorsak; bunun arkasında gerektiğinde canını ortaya koymaktan çekinmeyen insanların mücadelesi vardır.

Gazilerimize acıyarak değil, gurur duyarak bakmalıyız.

Onların bizden istediği ayrıcalık değil, hak ettikleri saygıdır.

İstedikleri sadaka değil, haklarının teslim edilmesidir.

İstedikleri yalnızca yılda bir kez hatırlanmak değil, devletlerinin ve milletlerinin her zaman yanlarında olduğunu bilmektir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu milletin bağımsızlık iradesinin en büyük sembolüdür.

Onun “Gazi” unvanını taşıdığı bir Cumhuriyet’te gazilerimize sahip çıkmak, Cumhuriyet’e sahip çıkmanın da gereğidir.

Bugün bize düşen, yalnızca “Gaziler Gününüz kutlu olsun” demek değildir.

Asıl görevimiz, yarın 20 Eylül olduğunda da gazilerimizin yanında durabilmektir.

Çünkü gerçek vefa tören meydanlarında değil, hayatın içinde belli olur.

Başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere ebediyete intikal eden bütün gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor; hayatta olan kahraman gazilerimize sağlık, huzur ve uzun ömürler diliyorum.

Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin bize bıraktığı Cumhuriyet’e, vatana ve bayrağa sonsuza kadar sahip çıkacağız.

Unutmayalım;

Şehitler toprağın altındaki vatan nöbetçilerimizdir.

Gaziler ise aramızda yürüyen kahramanlarımızdır.

Ve bu milletin onlara olan borcu bir gün değil, bir ömürdür.

19 Eylül Gaziler Günü kutlu olsun.