Tanrı vergisi...

Eşsiz bir sesi vardı...
Hep öyle kaldı...
...Ve, Yaradan’dan çok anlamlı bir dokunuş daha...

“12 Kasım 1947”de gözlerini açtı dünyaya..
O gün Çarşamba’ydı...
Ve dünyaya veda ederken ise...
Duvardaki takvimler...
“12 Kasım 2025”i işaret ediyordu...
Bu kez günlerden Pazartesi’ydi...
Sahi...
Kaç kişi vardır kimbilir?

Doğduğu gün ile dünyaya veda ettiği günün tarihi aynı olan...

*

O’nunla ilk kez...
Erzurum’da (yedek subay iken...)
İkinci eşi “Atilla Kurtbaş” ile tanıdım...
Hayatını öğrendim...
Farklıydı...
Ve, sesi muazzamdı...

*

Yıllar, yıllar öncesine gidiyoruz...
Nüfusundaki “adı” hanesinde...

“Hicran Muazzez Altıoklar…” yazıyordu...

“Sarı bomba” lakaplı ünlü boksör Oktay Altıoklar ile...
Suzan Hanım’ın kızı olarak Ankara’da dünyaya geldi...
Kadere bakın ki...
Minik Muazzez, henüz emeklerken...
Boksör babası “zatürre”ye yakalandı...
O aslan gibi sporcuyu, ne acıdır ki...
Doktorlar kurtaramadılar...
“Baba özlemi” ile büyüyen minik Muazzez...
Yıllar, yıllar sonra...
Yaşlı gözlerle gazetecilere şöyle demişti:

“Babamdan geriye minik minik anılar kaldı... Arkadaşlarını bulup, babacığımı onlara anlattırdım... Başka ne yapabilirdim ki... En azından bir noktada babama olan hasretimi böyle bastırıyordum...”

*

İnanılacak gibi değil ama bir “baba” anısı daha var ki, şaşıracaksınız...
Yine Muazzez Abacı’nın hatıralarından:

“Babam beni soğuk, karlı bir günde dışarıya çıkartıp, karın üstüne atıvermiş... Ben ciyak ciyak ağlamaya başlamışım... Babam arkadaşlarına, (Bakın, iyi dinleyin, bu ses yarın, öbür gün Türkiye’nin en iyi seslerinden olacak) demiş...

*

İnanır mısınız?
Sanki babasının söylediklerini anlamış gibi...
Bacak kadar Muazzez...
Cumartesi / Pazar...
Dedesinin peşine takılarak...

“Müzik Sevenler Cemiyeti”ne gidiyormuş...
Parmak kadar Muazzez’deki yeteneği...
Bir zamanların Cumhurbaşkanı Celal Bayar keşfetmişti...
Bir protokol gecesine gitmişti annesiyle...
Sahneye çıkıp şarkı söylemesi istendi...
Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakanı Adnan Menderes'le birlikte katılmıştı, o geceye ve dizleri titreyerek çıktığı sahnede “Üsküdar'a Giderken Aldı da Bir Yağmur” şarkısını söyledi... Öylesine beğenildi ki, davetliler ayağa kalkıp alkışladılar küçük Muazzez’i... Ve o gece bi’sürpriz de yaşandı... Celal Bayar, dizine oturan Muazzez’e sordu:

“Sen ne akıllı bir kızsın... Konservatuvara mı gitmek istersin yoksa koleje mi?” diye sordu... Muazzez, (Kolej) deyiverdi... Muazzez Abacı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın talimatıyla Ankara Koleji’ne yazdırıldı...

*

Okulda ağırlıklı olarak caz ve batı müziği söyleyen Abacı, aynı zamanda assolistti...

Ah şu “sevda ateşi” var ya...
Önüne geçmek mümkün mü?

*

Takvimler 1965 yılını gösterirken...
Diyarbakır’da görevli polis memuru Abdurrahman Abacı ile...
Nikah masasına oturdu...
Dört yıl sonra biricik kızı Saba’yı dünyaya getirdi...
Ardından Abdurrahman Bey’den boşandı; yıl 1970’ti...
Evliliği bitmişti ama...

“Abacı” soyadını kullanmaya devam etti...

Ve, ne yaptı biliyor musunuz?
Annesinin zoruyla Ankara Radyosu’nun sınavına başvurdu...
Sadece 30 kişinin alınacağı Ankara Radyosu’na...
Bu kez “altı bin” başvuru yapılmıştı...
Beş yıl eğitim gördü...
1967’de stajyer sanatçı olarak girdiği Ankara Radyosu’nda...
İlk konserini 1970 yılında verdi... İki yıl sonra çıkardığı “Silemezler Gönlümden” şarkısı ile ismini bir anda tüm Türkiye’ye duyurdu. 1973’te Kervan Plak’ın yapımcılığıyla...
“Bir Sen Kaldın İçimde” adlı ilk plağını çıkardı...

*

Müzeyyen Senar’dan yediği tokadı anlatmak farz oldu...

“Ankara Radyosu’nda Devlet Klasik Müzik Korosu’nda Ruşen Ferit Kam ile ağır besteler icra ediyorduk... Ben o programda “Hocam, bunu biraz daha hızlandıramaz mıyız” dedim... Biraz daha böyle giderli gibi... O da bana (Olur mu kızım? Bu otantik. Böyle olacak) dedi. “Tamam hocam” dedim. Ama ben plak döneminde o şarkıları hep hızlı tempoda söyledim... O zaman da Müzeyyen Hanım “Arkandan atlı mı kovalıyor” dedi ve bir tokat aşk etti bana... O tokadı unutmak mümkün mü?

*

Muazzez Abacı yaşamı boyunca “üç farklı” kişiyle...
Toplam dört kez evlendi... İzdivaçlar sırası şöyle:

Abdurrahman Abacı: İlk eşi... 1965 yılında evlendi 1970 yılında boşandı... Bu evlilikten bir kızı oldu... Atilla Kurtbaş: İkinci eşi... Avukat olan Kurtbaş ile 1973 yılında evlendi, iki yıl sonra da boşandılar...
Hasan Heybetli: Üçüncü ve dördüncü evliliklerini ünlü kabadayı Hasan Heybetli ile yaptı... İlk olarak 1980'de evlenip 1983'te boşanmış, ardından 1986 (veya kaynaklara göre 1989) yılında yeniden evlenip 1993 yılında kesin olarak boşanmışlardı...

Vedasi Bile Sarki Gibiydi1

*

Bitiriyoruz...

Muazzez Abacı, İstanbul’a gittiğinde...
Bebek’teki meşhur Maksim Gazinosu’nda sahne alıyordu...
Radyo sanatçısı olduğu için sahne tecrübesi pek yoktu... İzmir Fuarı’ndaki konserlerinde ise...
Tartışmasız tek mekanı ve sahnesi “Göl Gazinosu”ydu...
Muazzez Abacı’nın...
Amerika’da geçirdiği kalp krizi sonrası yapılan...
Anjiyo işleminde kullanılan kontrast sıvısının böbreklerini olumsuz etkilemesi ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı... O sırada takvimler “12 Kasım 2025”i gösteriyordu ve ünlü sanatçı 78 yaşındaydı”...

Nokta...

Bir iddia: Muazzez Abacı’nın vefatının ardından ortaya atılan 1,2 milyar dolarlık servet iddiası ses getirdi... Sanatçının uzun yıllar birlikte çalıştığı menajeri Taner Budak, spekülasyonlara tepki gösterdi; şöyle dedi: “Milyar dolarları olsa Boğaz’da yalıda ya da ABD’nin en lüks yerlerinde yaşardı... 27 yıl birlikte çalıştık... Asla böyle bir miras söz konusu değil... Çok üzülüyoruz...”

Hamiş: Muazzez Abacı, vefatı ve sanat yaşamı boyunca sevenleri, devlet yetkilileri ve sanatçı dostları tarafından Türk sanat müziğinin eşsiz bir ekolü ve unutulmaz bir sesi olarak anıldı...

Sonsöz: "Ben insan ayırt etmem, doğuştan mütevazıyım" / Muazzez Abacı / Türkiye’nin Devlet Sanatçısı... (Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın tavsiyesiyle...)