Demokrasinin temel şartlarından biri, vatandaşın sandığa giderek kendi iradesini ortaya koymasıdır. Seçmen; seçim öncesinde partilerin programlarını, adayların projelerini ve vaatlerini dinler, kendisine en yakın gördüğü siyasi anlayışa oy verir.

Sandıktan çıkan sonuç ise millet iradesinin tecellisidir.
Ancak asıl mesele, seçimden sonra başlar.

Seçmenin verdiği oyun siyasi süreç içerisinde korunması ve bu iradeye saygı gösterilmesi gerekir. Seçim sonrasında siyasi dengelerin değişmesi, partilerin farklı tercihlerde bulunması veya seçilmişlerin görevlerinden ayrılması halinde ortaya çıkan tablo, seçmenin iradesinin nasıl temsil edildiği sorusunu da beraberinde getirir.

Özellikle görevden alınan ya da görevini sürdüremeyen belediye başkanlarının yerine başkan vekili seçilmesi gibi süreçlerde, sadece meclisteki sayısal çoğunluğa bakmak yeterli değildir. Meclis aritmetiği elbette önemlidir. Ancak siyasette diyalog kurabilen, farklı görüşleri ikna edebilen, uzlaşma kültürüne sahip ve nitelikli isimlerin masada daha güçlü olduğu da unutulmamalıdır.

Yerel yönetimler açısından bakıldığında ise büyükşehir yapılanması ve bütünşehir sistemiyle birlikte ilçe belediyelerinin hareket alanlarının geçmişe göre önemli ölçüde daraldığı görülmektedir. Bu durum, ilçe belediyelerinin siyasi ağırlığı ve kamuoyundaki etkisi konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirmektedir.

Yakın zamanda Menderes'te yaşanan siyasi gelişmeler bu açıdan dikkat çekici bir örnek olarak değerlendirilebilir.

Menderes halkı sandıkta tercihini CHP'den yana kullanmış, belediye meclisinde de CHP'nin ezici bir çoğunluğu oluşmuştur. Ancak siyasi süreç içerisinde yaşanan gelişmeler sonucunda meclis dengeleri değişmiş ve Cumhur İttifakı'nın adayı başkan vekili olarak göreve gelmiştir.

Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, yalnızca “kim daha çok üyeye sahip?” sorusu değildir.

Asıl mesele, kim daha iyi iletişim kuruyor, kim ikna edebiliyor, kim farklı siyasi gruplarla ortak zeminde buluşabiliyor ve kim masada daha güçlü bir siyaset üretebiliyor?
Çünkü siyaset yalnızca matematik değildir.
Siyaset; aynı zamanda akıl, iletişim, ikna, tecrübe, nezaket ve doğru zamanda doğru hamleyi yapabilme sanatıdır.

Seçmenin sandıkta verdiği oyun değeri ise seçim günü sona ermez. O oy, seçim sürecinden sonraki siyasi gelişmelerde de dikkate alınması gereken en önemli demokratik emanettir.
Partiler değişebilir, meclis dengeleri değişebilir, siyasi ittifaklar kurulabilir veya bozulabilir. Fakat bütün bu süreçlerde unutulmaması gereken bir gerçek vardır:
Sandıkta tercihini ortaya koyan seçmene ve onun iradesine saygı göstermek, demokrasinin temel şartıdır.

Bugün yaşananlardan çıkarılması gereken en önemli ders de budur:
Sayısal çoğunluk önemlidir; ancak siyasette nitelikli insan, güçlü diyalog ve ikna kabiliyeti çoğu zaman sonucu belirleyen asıl güçtür.