Bornova'nın Çamdibi Mahallesi'nde belediye ekipleri mevcut kilit parke taşlarını sökerek yerine asfalt dökmeye başladı.

İlk bakışta sıradan bir yol çalışması…
Ancak Çamdibi söz konusu olduğunda meseleye yalnızca “yol asfaltlandı, sokak yenilendi” diye bakmak yeterli mi?
Bence değil.
Çünkü Çamdibi denildiğinde, bölge sakinlerinin hafızasında yalnızca sokaklar ve yollar yok.
Su baskınları da var.
Yıllardır özellikle yoğun yağışlarda yaşanan su baskınları, Çamdibi'nin önemli sorunlarından biri olarak biliniyor. Hal böyleyken, bölgede yapılacak her zemin ve yol çalışmasının yalnızca ulaşım açısından değil, yağmur suyunun nasıl yönetileceği açısından da değerlendirilmesi gerekmez mi?


Bornova'da yıllardır uygulanan yöntem neden değişiyor?
Burada biraz geçmişe bakmak gerekiyor.
Bornova'da belediye başkanlığı yapan Ali Sözer, Prof. Dr. Aysel Bayraktar, Cengiz Bulut, Dr. S. Sırrı Aydoğan, Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, Olgun Atila ve Mustafa İduğ dönemlerinde Bornova'nın birçok mahallesinde, Çamdibi dahil, sokaklarda kilit parke ve parke taşı uygulamaları yapıldı.
Yani bugün bir anda ortaya çıkmış bir uygulamadan söz etmiyoruz.
Yıllarca belediyelerin tercih ettiği bir yol kaplama yöntemi vardı.
Şimdi ise Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Çamdibi'ndeki 282 sokağın tamamının asfaltlanmasını hedeflediklerini açıklıyor. Belediye de yaptığı açıklamalarda kilit parke taşlarının özellikle yağışlı dönemlerde binaların temellerine su ve rutubet taşıdığını savunuyor. Eşki, çalışmaların etap etap sürdüğünü ve gelecek yıl tamamlanmasının hedeflendiğini ifade ediyor.


Peki…
Dün doğru kabul edilen yöntem bugün neden tamamen yanlış hale geldi?
Geçmişte görev yapan belediye başkanları mı hatalıydı?
Yoksa bugün yapılan mı doğru?
Elbette zaman içerisinde teknoloji, şehircilik anlayışı ve altyapı koşulları değişebilir. Bir belediye başkanının önceki dönemlerden farklı bir yöntem tercih etmesi tek başına yanlış olduğu anlamına gelmez.
Ama o zaman bunun bilimsel ve teknik gerekçesinin açıkça ortaya konulması gerekir.
Sorun parke taşı mı, altyapı mı?
Asıl tartışılması gereken nokta burada.
Eğer Çamdibi'nde kilit parke taşları gerçekten binaların temellerine aşırı miktarda su ve rutubet taşıyorsa, bunun teknik verilerle ortaya konulması gerekir.
Ama sorun altyapı ve yağmur suyunun kontrol edilememesiyse, parke taşlarını söküp asfalt dökmek sorunu gerçekten çözecek mi?
Yoksa sorun başka yerdeyken biz yalnızca yolun yüzeyini mi değiştiriyoruz?
Çünkü geleneksel asfalt kaplama büyük ölçüde geçirimsiz bir yüzey oluşturur. Kilit parke sistemlerinde ise uygun derz ve altyapı koşullarında yağmur suyunun bir bölümünün zemine süzülmesi mümkün olabilir.
Bu nedenle Çamdibi gibi yağış ve su baskını konusunda hassas bir bölgede şu soru mutlaka sorulmalıdır:
Yağmur suyunu zemine daha az geçiren bir kaplama sistemine geçilirken, yüzeyde oluşacak ilave yağmur suyu akışı nasıl yönetilecek?
“Bozuk yolu düzeltmek” başka, “sağlam yolu değiştirmek” başka
Bir sokakta yol bozulmuşsa…
Çökmeler varsa…
Taşlar yerinden çıkmışsa…
Altyapı nedeniyle sürekli kazılıp kapatılıyorsa…
Elbette belediye müdahale etmeli.
Ama bozulan yolu düzeltmek ile mevcut kaplamayı bütünüyle söküp başka bir kaplama türüne geçirmek aynı şey değildir.
Eğer amaç gerçekten Çamdibi'nin kronik altyapı ve rutubet sorununu çözmekse, önce altyapının neden olduğu sorunların ortaya konulması, ardından yol kaplamasının buna göre belirlenmesi gerekir.
Bir de kamu kaynakları meselesi var
Yıllar önce belediyenin parasıyla döşenen kilit parke taşları bugün sökülüyor.
Peki bu taşlar ne olacak?
Yeniden kullanılacak mı?
Başka mahallelere taşınacak mı?
Depolanacak mı?
Yoksa kamu bütçesiyle alınmış bu malzemeler ekonomik değerini kaybedecek mi?
Bunların da Bornova kamuoyuna açıklanması gerekiyor.
Çünkü belediyecilik yalnızca “kaç sokak asfaltlandı?” hesabı değildir.
Asıl mesele, harcanan her kamu lirasının kent için en doğru şekilde kullanılıp kullanılmadığıdır.
Benim sorum şu:
Çamdibi'nde 282 sokağın tamamını asfaltlamak gerçekten en doğru ve en ekonomik çözüm müdür?
Yoksa yıllardır kullanılan parke sisteminin sorunlu bölümleri yenilenerek, altyapı ve yağmur suyu drenajı güçlendirilerek daha sağlıklı bir çözüm üretilebilir miydi?
Bunu bilmek istiyoruz.
Ömer Eşki'ye açık çağrı
Başkan Eşki'nin “282 sokağı asfaltlayacağız” hedefi açık.
Belediyenin açıklamalarına göre çalışmalar etap etap devam ediyor.
O halde kamuoyuna da şu soruların cevabı verilmeli:
Çamdibi'nin 282 sokağının tamamının asfaltlanmasının teknik raporu nedir?
Kilit parke taşlarının kaldırılmasının bilimsel gerekçesi nedir?
Yağmur suyunun zemine süzülmesi konusunda herhangi bir çalışma yapılmış mıdır?
Asfalt sonrası yağmur suyunun artacak yüzeysel akışı için hangi drenaj yatırımları yapılacaktır?
Sökülen parke taşlarının ekonomik değeri ne kadardır ve nerede kullanılacaktır?
282 sokağın asfaltlanmasının toplam maliyeti ne olacaktır?
Bunlar polemik yaratmak için sorulan sorular değil.
Bunlar Bornova'da yaşayan yurttaşın parasının nasıl harcandığını bilme hakkıdır.
Çamdibi halkı konforlu, düzgün ve güvenli sokaklar elbette istiyor.
Ama aynı zamanda yağmur yağdığında evlerinin ve işyerlerinin su altında kalmasını da istemiyor.
Bu nedenle mesele sadece “parke mi, asfalt mı?” değildir.
Mesele;
“Çamdibi'nin bugünkü yolunu yaparken yarının su sorununu büyütüyor muyuz, yoksa gerçekten çözüyor muyuz?”
sorusudur.
Geçmişte Ali Sözer'den Prof. Dr. Aysel Bayraktar'a, Cengiz Bulut'tan Dr. S. Sırrı Aydoğan'a, Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır'dan Olgun Atila ve Mustafa İduğ'a kadar farklı dönemlerde Bornova'yı yöneten belediye başkanlarının tercih ettiği parke ve kilit parke uygulamasından bugün tamamen vazgeçiliyorsa, “Onlar mı yanıldı, bugün yapılan mı doğru?” sorusu da ister istemez gündeme geliyor.
Benim cevabım hazır değil.
Doğru cevabı teknik raporlar, bilimsel veriler ve kamuoyuna açıklanacak hesap verebilirlik ortaya koymalıdır.
Çünkü iyi belediyecilik yalnızca bugün kaç sokağın asfaltlandığıyla ölçülmez.
İyi belediyecilik, yarın yağmur yağdığında o sokağın ne hale geleceğini de bugünden hesaplamaktır.