Okulların açılmasına sayılı günler kala milyonlarca veli yeniden aynı telaşın içinde... Kayıtlar, kırtasiye masrafları, servis ücretleri, okul formaları derken bir de yıllardır çözülemeyen kayıt sistemi tartışmaları gündeme geliyor.

Kâğıt üzerinde adrese dayalı kayıt sistemi uygulanıyor. Ancak uygulamada durum çok farklı. Sahte adres beyanlarıyla çocuklar, oturmadıkları mahallelerdeki okullara kayıt ettiriliyor. Sonuç olarak bir okulda sınıflar 25-30 kişiyken, başka bir okulda 60-70 kişiye kadar çıkabiliyor. Bu durum hem öğretmenin verimini düşürüyor hem de o bölgede gerçekten ikamet eden öğrencilerin eğitim hakkını olumsuz etkiliyor.

Sorun sadece ilkokul ve ortaokullarla sınırlı değil. Liselere geçişte de puan sistemi uygulanmasına rağmen çeşitli yöntemlerle sistemin etrafından dolaşılabildiğine yönelik iddialar kamuoyunda sıkça dile getiriliyor. Kaynaştırma öğrenciliği, sağlık raporları veya farklı uygulamalar üzerinden yapılan istisnaların gerçekten ihtiyaç sahipleri için mi kullanıldığı, yoksa suistimal edilip edilmediği soruları toplumun gündeminde yer alıyor. Bu konuda şeffaflık ve etkin denetim büyük önem taşıyor.

Velilerin bir diğer şikâyeti ise kayıt dönemlerinde yaşanan bağış tartışmaları. Resmî olarak zorunlu olmamasına rağmen bazı okullarda okul aile birlikleri üzerinden yüksek miktarlarda bağış talep edildiği yönündeki iddialar her yıl yeniden gündeme geliyor. Eğitim hakkına erişimin maddi imkânlara bağlıymış gibi algılanması, fırsat eşitliği ilkesini zedeliyor.

Bir başka önemli soru ise şu: Dünyanın başka ülkelerinde de eğitim sistemi neredeyse her yıl bu kadar değişiyor mu? Türkiye'de hemen her Millî Eğitim Bakanı göreve geldiğinde yeni bir sistem, yeni bir sınav modeli, yeni bir müfredat veya yeni bir yönetmelik uygulanıyor. Sürekli değişen kurallar; öğrencileri, öğretmenleri ve velileri belirsizliğe sürüklüyor.
Eğitim, günlük tartışmaların değil; uzun vadeli devlet politikalarının konusu olmalıdır. Bir ülkenin geleceği, istikrarlı ve güven veren bir eğitim sistemiyle inşa edilir. Çocuklarımız her yıl değişen kurallara değil, çağın gereklerine uygun, adil, denetlenebilir ve fırsat eşitliğini esas alan bir eğitim sistemine ihtiyaç duyuyor.

Artık toplumun beklentisi yeni tartışmalar değil, kalıcı çözümlerdir. Çünkü eğitimde kaybedilen her yıl, aslında ülkenin geleceğinden eksilen bir yıldır.