Yeni eğitim-öğretim yılı başlıyor. Öğrenciler kadar velilerin de çözüm bekleyen birçok sorunu var.

Liseye geçişte LGS puanı kadar diploma notlarının da etkili olduğu durumlarda şu soru akıllara geliyor: Diploma notları gerçekten adil mi? Özel okulda yüksek diploma notu alan bir öğrenci ile devlet okulunda aynı başarıyı gösteren öğrencinin değerlendirilmesi aynı mı?

Devlet okulundaki öğrenci LGS'de yüksek puan alabiliyor, özel okul öğrencisi daha düşük puan alabiliyor. O zaman diploma notlarının objektifliği mutlaka tartışılmalı.
İlk ve ortaokullarda ise adrese dayalı kayıt sistemi var. Bakanlık “öğrenci kendi bölgesindeki okulda okusun” diyor. Peki okulların eğitim kalitesi neden her yerde aynı değil?
Veliler neden okul seçmek zorunda kalıyor? Neden bazı aileler adres değişikliği yollarına başvuruyor?
Bir de şu soruyu sormak gerekiyor:
Eğitim sistemini yöneten okul müdürleri, öğretmenler, il ve ilçe Millî Eğitim çalışanları kendi çocukları için hangi okulları tercih ediyor?
Özel okul tercih ediliyorsa bunun sebepleri nedir? Sınıf mevcudu mu, yabancı dil mi, eğitim kalitesi mi, sınav başarısı mı?
Kimse özel okula karşı değil. Mesele şu: Devlet okulunda okuyan her çocuk neden aynı kaliteli eğitime ulaşamasın?

Bunun yanında okul aile birliklerinin velilerden talep ettiği katkılar, kıyafet masrafları, yardımcı kaynak ve servis giderleri de aile bütçelerini zorluyor.
Devlet ücretsiz kitap veriyor ama eğitim masrafları kitapla bitmiyor.

Artık eğitimde başarıyı konuşmadan önce eğitimde eşitliği konuşmalıyız.
Çünkü çocuğun geleceği ailesinin ekonomik gücüne, oturduğu mahalleye veya okulunun imkânlarına bağlı olmamalı.
Devlet okuluna güveni artırmanın yolu, öğrenciyi suçlamak değil; devlet okullarını daha kaliteli, daha güçlü ve herkes için eşit hale getirmektir.

Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadan, eğitimde başarıdan söz etmek ne kadar mümkün?
Çocuklarımızın geleceği için bu soruya hep birlikte cevap vermeliyiz.