Bir yaz dönemini de geride bırakıyoruz… Ne çabuk geçti değil mi? Sıcaklar, yapılamayan tatil programları derken önümüzde yeni bir dönem başladı. Sonbahar, hoş geldin, sefalar getirdin ama masraflarınla birlikte geldin…

Yine bir okul dönemi daha başlamak üzere. Eğitim öğretim yılımız vatanımıza, milletimize ve geleceğimiz çocuklara hayırlar getirsin. Tabii velilere de… Bu aralar hangi yana baksam bir kırtasiye malzemesi, bir okul gereksinimi görüyorum. Ailem, eşim, dostum hep hazırlık sürecinde. Eskiden ne güzeldi, matematik, Türkçe, sosyal bilgiler. Üç defter, 2 kalem, 1 silgi; aldın mı bir de önlükleri oldu bitti. Bir önceki seneden kalma ayakkabılar hemen çıkar mis gibi cilalanıp giyilirdi. Şimdi öyle mi? Çocuklara bir harman defter alıyor, lisanslı çantaların peşinde koşuyoruz. Artık eskisi gibi önlükler de kalmadı, yok tişörtü yok pantolonu… Ayakkabılar ise gerçek bir ateş pahası. Marka ayakkabı isteyen çocuğunun gözü yaşarmasın diye kaç anne baba uykusuz geceler geçiriyor kim bilir…

Beslenme çantası alınıyor ama içleri hep boş kalıyor. Kantin tostunun yanına yaklaşmak mümkün değil… Eskiden olsa bir gevreği üç kişi bölüşür doyardık biz… Çocukların aklı sıra arkadaşının cebindeki telefonda şimdi. Servis ücretleri ateş pahası. Aylık 40 bin lira olan servis olur mu hiç? Evet, enerji fiyatları arttı. Evet, akaryakıt pahalı…

Peki ya nasıl ödenecek kirası, suyu, elektriği?

Dertlerin derya olduğu denizde sandalsız kürek çekmeye çalışıyoruz. Sandala binmek lüks oldu, kendimiz hayatla mücadele etmeyi öğreniyoruz.

Kalbim, zor günlerin biteceğini ümit etmekten hala kendini alamıyor…

İnanıyorum yarınların güzellikler getireceğine… Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, eksiklik ve yokluk nedir bilmeden yaşadığı bir hayat arzuluyorum. Oysa şimdi A4 kareli bloknot fiyatlarını araştırmam gerekiyor. Yazın sıcağında serinleten karpuzların kabukları rafa kalktı, şimdi ise kış öncesi mont parası biriktirmeli!