Bir şehrin yemeğini tanımak, aslında o şehrin hikâyesini dinlemektir. Ben de bu köşede, memleketim Kars'ın hikâyesini sofralarımızdan anlatmaya devam edeceğim.

Geçen haftaki yazımda Kars mutfağının zenginliğinden, sofralarımızın sadece yemeklerden değil; dostluktan, paylaşmaktan ve kültürden oluştuğundan bahsetmiştim. Bu hafta ise Kars mutfağının birbirinden özel lezzetlerine biraz daha yakından bakalım istiyorum.

Kars denildiğinde elbette ilk akla gelen lezzetlerden biri kaz etidir. Kış aylarının vazgeçilmezi olan kaz, özellikle bulgur pilavı ile birlikte Kars sofralarının baş tacıdır. Ancak kaz sadece bir yemek değildir. Kars'ta kaz; misafire verilen değerin, kış hazırlığının ve geçmişten günümüze taşınan bir geleneğin simgesidir.

Bir diğer önemli lezzetimiz ise Kars gravyeri ve kaşarıdır. Yüksek rakımda yetişen doğal bitkilerle beslenen hayvanların sütünden elde edilen peynirlerimiz, bugün Türkiye'nin dört bir yanında biliniyor.

Kars'ın marka değerini artıran en önemli ürünlerimizden biri olan bu peynirlerin daha fazla tanıtılması ve dünyaya ulaştırılması gerektiğine inanıyorum.

HANGEL...

Kars mutfağının bir başka vazgeçilmezi ise hangeldir. Sade görünmesine rağmen sofrada ayrı bir yeri olan hangel, üzerine sarımsaklı yoğurt ve tereyağı dökülerek servis edilir. Anne eli değmiş bir hangelin tadı ise insanı yıllar öncesine, çocukluğuna ve eski Kars evlerine götürür.

Elbette Kars'ın yöresel yemekleri bunlarla sınırlı değil. Evelik çorbasından pitiye, kesme aşından haşıla kadar birçok lezzet, bu toprakların bereketini sofralarımıza taşımaktadır.

Bizim görevimiz sadece bu yemekleri yapmak ve yemek değildir. Bu lezzetleri yeni nesillere öğretmek, tanıtmak ve yaşatmaktır. Çünkü kaybolan her yemek, aslında kültürümüzden eksilen bir parçadır.
Kars'ın yemekleri sadece karın doyurmaz; geçmişi hatırlatır, insanları bir araya getirir ve memleket hasretini dindirir.

Bu nedenle Kars mutfağını anlatmaya, tanıtmaya ve sofralarımızın bu eşsiz hikâyesini paylaşmaya devam edeceğim.
Çünkü Kars'ın hikâyesi, sadece taşında toprağında değil; kazanında kaynayan yemeğinde, sofraya konan ekmeğinde ve paylaşmanın güzelliğinde saklıdır.

Gelecek hafta Kars mutfağının bir başka eşsiz lezzetinde buluşmak dileğiyle…