Bugün siyasetin en çok ihtiyaç duyduğu şey, belki de siyasetin kendisinden önce insanlığı hatırlamaktır.

Çünkü artık toplum olarak yorulduk. İnsanları hangi partiye oy verdiğine, hangi düşünceyi savunduğuna, hangi görüşün yanında durduğuna göre sınıflandırmaktan yorulduk. “Bizden mi, onlardan mı?” sorusunun hayatımızın her alanına sirayet etmesinden yorulduk.
Oysa insan, sandıktaki tercihinden çok hayatta yaptıklarıyla anılır.
Bazen hiç beklemediğiniz bir yerde, hiç beklemediğiniz bir insanda bunun en güzel örneğine rastlarsınız.
Ben de ilk defa böyle bir insanı yakından tanıdım: Çiğli AK Parti İlçe Başkanı Oktay Özdemir.
Siyasi görüşlerimiz aynı olmak zorunda değil. Aynı partiye gönül vermek, aynı düşünceleri paylaşmak zorunda da değiliz. Hatta birçok konuda birbirimizden farklı düşünüyor olabiliriz. Ama bütün bunların üzerinde bir gerçek var:
İyi insan olmanın parti rozeti yoktur.
Oktay Başkan'ı farklı kılan da tam olarak burada başlıyor.
Bir insanın kapısını çalarken önce hangi partiye mensup olduğuna bakmıyor. “Bu bizden mi, değil mi?” diye sormuyor. Kim nerede, neye ihtiyaç duyuyorsa; zaman, mekân ve siyasi kimlik gözetmeden elinden geleni yapmaya çalışıyor.
Bazen bir telefonun ucunda, bazen bir hastane koridorunda, bazen bir cenazede, bazen zor durumda kalmış bir ailenin yanında…
İnsan neredeyse, o da orada.
İşte siyasetin unuttuğu şey tam da bu olabilir.
Siyaset, insanlara hizmet etme aracı olmaktan çıkıp insanları birbirinden ayırmanın aracına dönüştüğünde hepimiz kaybediyoruz. Oysa gerçek siyaset; farklı düşünen insanların birbirini düşman değil, aynı toplumun bir parçası olarak görebilmesidir.
Elbette hükümeti eleştireceğiz. Yanlış gördüğümüz politikaları söyleyeceğiz. Eksikleri dile getireceğiz. Muhalefet edeceğiz. Çünkü demokrasinin temelinde eleştiri vardır.
Ama eleştirmek başka, iyi yapılanı takdir etmek başka.
Bir insanın siyasi kimliği nedeniyle yaptığı güzel işleri görmezden gelmek, aslında kendi vicdanımıza haksızlık etmektir.
Bugün Oktay Özdemir'i anlatırken de mesele AK Parti değildir.
Mesele bir siyasi partiyi övmek hiç değildir.
Mesele, siyasetin üzerinde bir insanlık anlayışını konuşabilmektir.
Çünkü toplumun artık birbirine “sen hangi partidensin?” diye değil, “senin neye ihtiyacın var?” diye sormaya ihtiyacı var.
Bir annenin derdi varsa, onun hangi partiye oy verdiğinin ne önemi olabilir?
Bir vatandaşın çocuğu hastaysa, siyasi kimliği neden önemli olsun?
Bir aile cenazesinin acısını yaşıyorsa, o insanların hangi görüşten olduğunun ne anlamı kalır?
Acıların rengi, siyasi görüşü, parti rozeti yoktur.
Gözyaşının partisi olmaz.
İyiliğin de olmaz.
İşte bu yüzden Oktay Özdemir gibi insanların çoğalması gerekiyor.
Farklı görüşlerden insanlarla aynı masaya oturabilen, kendisiyle aynı düşünmeyene de el uzatabilen, siyasi rekabeti insanlığın önüne koymayan insanların…
Çünkü ülkemizin bugün en büyük ihtiyacı belki de daha fazla siyasi kavga değil; daha fazla vicdan, daha fazla empati ve daha fazla dayanışmadır.
Birbirimizi dinlemeyi yeniden öğrenmeliyiz.
Birbirimizin acısına ortak olabilmeliyiz.
Aynı fikirde olmadığımız insanın da hakkını savunabilmeliyiz.
Ve en önemlisi, insanları “bizden” ve “onlardan” diye ayırmaktan vazgeçmeliyiz.
Oktay Başkan'la ilgili düşüncemin özeti aslında tek bir cümlede saklı:
Farklı siyasi görüşlerde olabiliriz; ama iyi insanları takdir etmek için aynı görüşte olmamız gerekmez.
Bugün onu takdir ediyorsam, bunu bir parti mensubuna duyduğum siyasi yakınlıktan dolayı değil; insanlara dokunan bir davranış biçimini gördüğüm için yapıyorum.
Keşke siyasetin her tarafında böyle insanlar çoğalsa.
Keşke makamlar insanları birbirinden uzaklaştırmak yerine birbirine yaklaştırsa.
Keşke herkes, “Benden olmayanın da derdi benim derdimdir” diyebilse.
Çünkü sonunda hepimiz aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz.
Ve bu ülkenin ihtiyacı daha yüksek sesle birbirimize bağırmak değil; birbirimizin elinden daha sıkı tutmaktır.
Bugün Oktay Özdemir üzerinden aslında daha büyük bir şeyi konuşmalıyız:
Siyaset değişebilir, partiler değişebilir, iktidarlar değişebilir. Ama insanlık değişmemeli.
İnsan, yaptığı iyiliklerle hatırlanmalı.
Ve belki de en büyük siyasi başarı; kendisi gibi düşünmeyen insanların bile “İyi ki böyle insanlar var” diyebilmesini sağlamaktır.
Oktay Özdemir'i farklı kılan şey de tam olarak budur.
Partisiyle değil, insanlara dokunduğu yerden hatırlanmak…
Bugün ülkenin dört bir yanında böyle insanların çoğalmasına ihtiyacımız var.
Çünkü artık birbirimizi bölmeye değil, birbirimizi kucaklamaya ihtiyacımız var.