İzmir’de deniz sezonu sona ererken sıcak su arayanların rotası yalnızca büyük termal tesislerden geçmiyor. Menemen’in kuzeybatısındaki Ilıcagöl çevresinde bulunan Biliçya Ilıcası, kükürtlü suyu ve ılık çamuruyla farklı bir görüntü ortaya çıkarıyor.
Bazı eski kaynaklarda Viliçya Ilıcası veya Ilıcagöl Ilıcası olarak da geçen kaynak, gölün batı kıyısında yer alıyor. Bölgede uzun yıllardır su ve çamur banyosu geleneğinin bulunduğu aktarılıyor.
Deniz soğuyor, kaynak ısısını koruyor
Deniz suyu sonbaharda giderek serinlerken jeotermal kaynak ısısını yer altından alıyor. Biliçya’yı farklılaştıran noktalardan biri de bu.
Ancak burada ziyaretçileri klasik bir tatil görüntüsü karşılamıyor. Turkuaz koy, şezlong veya modern havuz yerine sazlık alan, doğal kaynak ve çamur öne çıkıyor.
Alanın güncel olarak denetimli bir yüzme havuzu şeklinde işletildiğine ilişkin doğrulanmış bir bilgi ise bulunmuyor.

Ilık çamur ilginç görüntüler oluşturuyor
Biliçya Ilıcası’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri kaynak suyunun çevredeki doğal çamurla buluşması. Resmî tanıtım bilgilerinde de bölgede su ve çamur banyosu uygulandığı belirtiliyor.
Ilıcanın çevresinin duvarlarla sınırlandırıldığı ve bölgede basit bir kaplıca binasının bulunduğu aktarılıyor. Buna karşılık burayı modern bir termal tesis gibi düşünmemek gerekiyor.
Çamura girerken dikkat gerekiyor
Ilıcagöl çevresindeki sazlık ve bataklık arazi nedeniyle zeminin yapısı değişkenlik gösteriyor. Özellikle yağışların ardından çamurlu alanlarda yürümek zorlaşır.
Kükürtlü su ve çamur geçmişten bu yana çeşitli rahatsızlıklarla ilişkilendirilse de bunları doğrudan tedavi yöntemi olarak görmek doğru değil. Güncel analiz olmadan doğal çamurun her cilt için güvenli olduğu da söylenemez.
Açık yarası veya hassas cildi bulunanların doğrudan temastan kaçınması, kronik rahatsızlığı bulunanların ise sıcak kaynak kullanımı konusunda doktor görüşü alması önem taşıyor.
İzmir’in başka bir yüzünü gösteriyor
Biliçya Ilıcası’nı farklılaştıran, lüks bir tesis değil doğal yapısı. Ilıcagöl kıyısındaki kükürtlü su, ılık çamur ve eski kaplıca geleneği aynı noktada buluşuyor.
Sazlıkların ve doğal kaynağın bulunduğu alanda çevrenin korunması da önem taşıyor. Çöplerin bırakılmaması, kaynağın doğal akışına müdahale edilmemesi ve özellikle kuru bitkilerin bulunduğu bölgelerde ateş yakılmaması gerekiyor.
İzmir’de deniz sezonu sona erse de Ilıcagöl kıyısındaki kaynak başka bir seçenek sunuyor. Hava serinliyor, sahiller boşalıyor ancak Biliçya’nın suyu sıcaklığını yerin altından almaya devam ediyor.




