Bu yazımda memleketim Kars’ın kültürel yemeklerini anlatmak istedim. Severek yazdığım bu köşede, Türkiye’nin içinde bulunduğu karmaşadan ve karamsarlıktan biraz olsun uzaklaşarak, bizi biz yapan değerleri hatırlatmak istiyorum. Çünkü bazen güzel bir yemek, bir şehir, bir çocukluk hatırası insanın yüzünde tebessüm oluşturabilir.

Benim için Kars sadece doğduğum ya da köklerimin bulunduğu bir şehir değil; kültürüyle, gelenekleriyle, insanıyla ve sofrasıyla gönlümde ayrı bir yeri olan memleketimdir.

Kars mutfağı denildiğinde aklımıza ilk olarak kaz eti gelir. Ancak Kars'ın sofrası sadece kazdan ibaret değildir. Hangel, piti, kete, evelik çorbası, umaç helvası ve daha nice yöresel lezzet, bu toprakların mutfak kültürünü oluşturur.

Bir tabak hangel sadece bir yemek değildir. Yanında yapılan sohbetler, aile büyüklerinin anlattığı hikâyeler, kalabalık sofralar ve geçmişten bugüne taşınan gelenekler vardır.

Kars ketesinin kokusu ise insanı çocukluğuna götürebilir. Kazın pişirildiği kış sofraları, tandırın sıcaklığı, köy evlerinin samimiyeti ve misafir için hazırlanan ikramlar… Bunların her biri Kars'ın kültürel hafızasında ayrı bir yer tutar.

Bugün Türkiye'nin dört bir yanında yaşayan Karslılar, memleketlerinden uzak olsalar bile bu lezzetleri yaşatmaya devam ediyor. Çünkü memleket sevgisi bazen bir türküde, bazen bir kelimede, bazen de sofraya konulan yöresel bir yemekte kendini gösteriyor.

Bu köşeyi yazarken amacım yalnızca yemek tarifleri vermek değil. Kars'ın kültürünü, sofra geleneğini ve geçmişten bugüne taşınan güzelliklerini sizlerle paylaşmak.
Türkiye'nin yoğun gündeminden, tartışmalarından ve karamsarlığından biraz uzaklaşıp aynı sofrada buluşabilmek dileğiyle…

Kars'ın güzel insanlarına, bu kültürü yaşatan büyüklerimize ve gelecek nesillere aktaran herkese selam olsun.

Bir şehrin yemeğini tanımak, aslında o şehrin hikâyesini dinlemektir. Ben de bu köşede, memleketim Kars'ın hikâyesini sofralarımızdan anlatmaya devam edeceğim.