CHP’de belediye başkanı ve belediye meclisi üyesi adaylarını nasıl belirlediniz?

Kıstasınız neydi?

Parti emeği mi?

Liyakat mi?

Halktaki karşılığı mı?

CHP’nin ilkelerine bağlılık mı?

Yoksa birilerinin referansı, kişisel yakınlığı ve kapalı kapılar ardında kurulan ilişkiler mi?

Önseçim yapmadınız.

Üyeye sormadınız.

Örgütün sesini dinlemediniz.

Yıllarca partiye emek verenleri, sokak sokak çalışanları, sandık başında sabahlayanları görmezden geldiniz. Sonra birkaç kişinin önüne konulan, kaynağı ve yöntemi açıklanmayan güya “kamuoyu araştırmalarıyla” adayları belirlediniz.

Çok saygın belediye başkan aday adaylarını ilçe binalarında milletvekillerinin karşısına dizdiniz. Adına da “mülakat” dediniz.

İnsanları dinliyormuş, fikirlerine değer veriyormuş gibi yaptınız.

Sonuç önceden belli miydi, bilmiyoruz.

Çünkü ne mülakatların değerlendirmesi ne de kamuoyu araştırmalarının sonuçları açıklandı.

Bugün AKP’ye geçen belediye başkanlarını ve belediye meclisi üyelerini gördükçe insanın cinleri başına üşüşüyor.

Bu kişileri kim önerdi?

Kim referans oldu?

Kim kefil oldu?

Hangi araştırmada CHP’li çıktılar?

Hangi ölçümde partinin değerlerine bağlı oldukları anlaşıldı?

Makamı elde edince partisini değiştirenleri yalnızca “siyasi ahlaksızlıkla” suçlayıp işin içinden çıkamazsınız.

Elbette asıl sorumluluk, seçmenin oyunu alıp başka bir partiye taşıyanlardadır.

Ancak onları CHP seçmeninin önüne aday diye koyanların da siyasi sorumluluğu vardır.

Çünkü aday belirlemek yalnızca bir listeye isim yazmak değildir.

Bir kentin geleceğini, partinin itibarını ve seçmenin iradesini birilerine teslim etmektir.

MENDERES’TE NE OLDU?

Gündemde olduğu için İzmir’in Menderes ilçesini ele alalım.

Yerel seçim öncesinde Özgür Özel yönetimindeki CHP çağrı yaptı:

“Adaylık için başvurun. Kamuoyu yoklamaları, bazı yerlerde de önseçim yaparak adaylarımızı belirleyeceğiz. Kamuoyu araştırması ne derse o olacak, kimsenin hakkını yemeyeceğiz.”

Bu çağrı üzerine Menderes’ten tam 22 kişi aday adaylığı başvurusunda bulundu.

Bu insanların çoğunu tanıyorum. Aralarında partiye yıllarca emek vermiş, liyakatli, deneyimli ve toplumda karşılığı bulunan isimler vardı. Hepsini bağrıma basıyorum.

Birkaçını anımsatmak isterim.

Ahmet Pala…

Tam beş yıl CHP Menderes İlçe Başkanlığı yapmış, ilçede tanınan, bilinen ve sevilen bir insan.

Adnan Kavur…

Rahmetli Sıtkı Kürüm döneminde Karabağlar Belediye Meclisi üyeliği yapmış bir arkadaşımız. Giritliler Derneği Başkanlığı görevinde de bulundu.

Erdoğan Yalçın ve Erkan Özkan…

Menderes Belediye Meclisi üyeliği yapmış, yerel yönetim deneyimi bulunan isimler.

Fatma Ekicioğlu…

Ziraat mühendisi. Hem Menderes hem de İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyeliği yapmış, deneyimli bir siyasetçi.

Mustafa Akın…

Bir önceki dönemde Menderes Belediye Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş bir isim.

Doç. Dr. Turgut Gümüşoğlu…

Özgeçmişi güçlü; akademisyen, tarımcı ve turizmci.

Bunlar yalnızca birkaç örnek…

Peki siz ne yaptınız?

Bu insanlar İzmir milletvekillerine ve partinin üst düzey yöneticilerine ulaşmaya, kendilerini ve projelerini anlatmaya çalıştılar.

Dinleyen kim?

Şimdi soruyorum:

Bu 22 aday adayı arasında gerçek anlamda bir kamuoyu araştırması yaptınız mı?

Yaptıysanız sonucu neydi?

Kim birinci çıktı?

Araştırmayı hangi şirket yaptı?

Kaç kişiyle görüşüldü?

Hangi sorular soruldu?

Sonuçlar neden aday adaylarıyla ve parti örgütüyle paylaşılmadı?

KİMİN REFERANSIYDI?

Yirmi iki aday adayının arasından seçe seçe İlkay Çiçek’i seçtiniz.

Seçmekle de kalmadınız. Menderes Meydanı’nda kendisini “İçişleri Bakanı” ilan edecek kadar coştunuz.

Sonuçta ne oldu?

İlkay Çiçek’in boyası döküldü, foyası ortaya çıktı.

Atadığınız belediye meclisi üyelerinden bazıları da AKP’ye oy vererek Menderes’i AKP’ye teslim etti.

Şimdi açıkça soruyorum:

AKP’ye oy veren Harun Bila isimli belediye meclisi üyesini kim önerdi?

Referansı kimdi?

Onu listeye kim yazdırdı?

Son kararı kim verdi?

Parti geçmişi araştırıldı mı?

CHP’ye bağlılığı hangi ölçüte göre değerlendirildi?

Yoksa belediye meclisi listeleri de kişisel referanslarla, dostluklarla ve kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla mı oluşturuldu?

Bu soruların yanıtını istemek her CHP üyesinin ve CHP’ye oy veren her yurttaşın hakkıdır.

CHP’nin oyları kimsenin şahsi tapulu malı değildir.

O oylar; yıllardır mücadele eden üyelerin, kadınların, gençlerin, emeklilerin, işçilerin ve demokrasiye inanan milyonların namusudur.

Seçmenin oyuyla kazanılan bir belediyeyi başka bir partiye teslim etmek, seçmenin iradesine ihanettir.

Ancak o ihaneti gerçekleştirenleri adaylaştıranların, listelere yazanların ve örgütün önüne koyanların hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi davranmalarına da izin verilemez.

Bu nedenle yeniden soruyorum:

Neydi yönteminiz Allah aşkına?

Yapay zeka mı?

Kamuoyu araştırması mı?

Ahbap-çavuş ilişkisi mi?

Yoksa kimsenin bilmediği, açıklamaya cesaret edemediğiniz başka referanslar mı?

Parti yönetimi bu sorulara açıkça yanıt vermelidir.

Kim önerdi?

Kim yazdı?

Kim onayladı?

Kim kefil oldu?

Hesap sorulmadıkça, önseçim yapılmadıkça ve örgütün iradesine güvenilmedikçe aynı yanlışlar tekrar tekrar yaşanacaktır.

CHP’de adayları birkaç kişi değil, üyeler belirlemelidir.

Çözüm bellidir:

Hakim gözetiminde önseçim!

Üyenin seçtiği aday giderse hesabını üyeye verir.

Birkaç kişinin atadığı aday giderse geriye yalnızca cevapsız sorular, teslim edilmiş belediyeler ve büyük bir siyasi utanç kalır.