"Şu önümdeki evrağı tamamlayayım…” “Çocukların sınavları geçsin…” “Biraz daha bekleyelim, şu masrafları atlatalım…” “Şimdi sırası değil, daha sonra yaparız.” Hayatımızın içinde ne çok “sonra” var.
Çoğu zaman gerçekten istediğimiz hâlde bir türlü harekete geçemiyoruz. Önümüze başka bir iş çıkıyor, başka bir sorumluluk geliyor. Önce onu halledelim derken bir yenisi ekleniyor. Böyle böyle aylar, yıllar geçiyor.
Üstelik hayatın işleri hiçbir zaman tamamen bitmiyor.
Çocukların sınavı bitiyor, başka bir telaş başlıyor. Bir borç kapanıyor, başka bir masraf çıkıyor. İşler biraz hafiflesin derken yeniden yoğunlaşıyor. Biz de kendimize ayıracağımız vakti hep daha uygun bir güne bırakıyoruz.
Oysa o uygun gün bazen hiç gelmiyor.
Çünkü hayat yalnızca bugünkü şartlardan ibaret değil. Bugün sahip olduğumuz güç, sağlık, enerji ve cesaretin ileride aynı şekilde bizimle olacağının garantisi yok.
Bir gün geriye dönüp baktığımızda, yaptıklarımız kadar yapamadıklarımız da geliyor aklımıza.
“Keşke gitseydim.”
“Keşke daha çok vakit geçirseydim.”
“Keşke o hayalin peşinden gitseydim.”
“Keşke kendime biraz daha yer açsaydım.”
İnsanın içinde kalanlar, bazen yaşadıklarından daha uzun süre eşlik ediyor ona.
Elbette bütün sorumluluklarımızı bir kenara bırakıp istediğimiz her şeyi yapamayız. Para, iş, aile, çocuklar… Hepimizin hayatında hesaba katılması gereken gerçekler var.
Ama belki mesele her şeyi bir anda değiştirmek değil.
Bazen büyük bir hayali gerçekleştirmek için küçük bir adım yeter.
Uzun zamandır aramadığımız birini aramak, gitmek istediğimiz bir yere küçük bir kaçamak yapmak, yıllardır ertelediğimiz bir şeyi başlatmak ya da yalnızca kendimize birkaç saat ayırmak…
Çünkü sürekli herkese yetişmeye çalışırken kendimizi hayatımızın en son sırasına koyuyoruz.
İşe yetişiyoruz, çocuklara yetişiyoruz, evin ihtiyaçlarına yetişiyoruz.
Peki kendimize ne zaman yetişeceğiz?
Belki de biraz durup bunu sormanın vakti geldi.
Hayatın bütün yükleri hiçbir zaman tamamen hafiflemeyecek. Her şeyin kusursuz olacağı bir dönem de gelmeyebilir.
O hâlde bazı şeyleri mükemmel şartları beklemeden yapmalı.
Çünkü insanın içinde ukde kalan şeylerin çoğu, yapamadıklarından değil; hep biraz daha beklediklerinden oluşuyor.
Zamana güvenip her şeyi geleceğe bırakmayalım.
Bazı şeylerin sırası bugün.
Bir telefon, bir yolculuk, bir sarılma, bir başlangıç…
Hayatın bize sunduğu günü, yalnızca yarına hazırlanmakla geçirmeyelim.
Çünkü yarın diye beklediğimiz hayat, aslında bugün yaşanıyor.