Denizin laciverte çalan maviliğinde, güneş batınca yüzüne vuran serinlikte, o serinlikte içilen soğuk biranın buruk tadında…
Sonsuzluğa uzanan kıvrımlı yollarda, camdan içeri dolan yolculuk kokusunda, hiç bilmediğin bir şehre varmanın heyecanında…
Yanık tende hissedilen o tatlı ürpertide, denizden çıktıktan sonra güneşin tenini yeniden ısıtmasında, çıplak ayakların kuma bıraktığı izlerde…
Çıkılan zorlu yolların sonunda yaşanan kavuşmalarda, özlediğin birine sarıldığında içinin bir anda huzurla dolmasında…
Kalbi deli gibi attıran aşklarda, bir bakışta bütün cümleleri unutturan gözlerde, hiç beklemediğin bir anda gelen “seni özledim” mesajında…
Uzun bir gecenin ardından dostlarla içilen acı kahvede, kahkahaların sabaha karıştığı o anlamsız ama unutulmaz sohbetlerde…
Sonunu merakla beklediğin bir filmde, bir kitabın son sayfasını çevirmeden önce duyduğun o merakta, sevdiğin şarkının en sevdiğin yerinde…
Belki okul mezuniyetinde, yıllarca verdiğin emeğin karşılığını aldığın o anda…
Belki çocuğunu ilk kez kucağına aldığında, minicik bir elin parmağına sarılışında…
Bir kedinin başını okşarken hissettiğin o yumuşaklıkta, bir köpeğin seni görünce kuyruğunu sallamasında…
Yağmurdan sonra toprağın kokusunda, sabah güneşinin perde arasından odana süzülüşünde, pencereden gelen kuş sesinde…
Uzun zamandır görmediğin bir arkadaşınla karşılaştığında duyduğun o tanıdık sıcaklıkta…
Annenin sesini duyduğunda, sevdiğin birinin “iyi misin?” diye sormasında, eve geldiğinde seni bekleyen bir ışığın olmasında…
Kafanı yastığa koyduğunda duyduğun temiz çarşaf kokusunda, günün bütün telaşı geride kalmışken gelen o derin nefeste…
Bazen bir fincan çayda, bazen sessiz bir akşamda, bazen tek başına yürürken zihninin bir anda susmasında…
Bazen de hiçbir şey olmadan.
Sadece yaşadığını fark ettiğin bir anda.
Çünkü mutluluk, çoğu zaman ulaşılacak büyük bir hedef değil.
Hayatın arasına saklanmış küçücük anlar.
Ve belki de en büyük yanılgımız, mutluluğu hep gelecekte bir yerde aramak…
“Şunu da yaşayayım, bunu da elde edeyim, biraz daha bekleyeyim; sonra mutlu olurum” demek.
Oysa hayat, beklerken geçip gidiyor.
Mutluluk belki de tam şu anda, fark etmediğimiz bir ayrıntının içinde duruyor.
Bir kokuda, bir seste, bir dokunuşta, bir bakışta, bir kahkahada…
Nerede ararsan ara, mutluluk aslında senin içinde.
Mesele, hayatın sana sunduğu küçük mucizeleri görebilmekte.
Sahip olduklarının kıymetini bilmekte.
Geçip giden anları fark etmekte.
Ve en önemlisi…
Hissetmekte.
Çünkü hayat sadece yaşamakla değil, hissederek yaşamakla güzel.