Haziran sanki hiç yaşanmamış gibi geçti. Temmuz ise yokuş aşağı bırakılmış bir taş misali, ne ara başladı ne ara bitti anlayamadık. Şimdi elimizde sadece ağustos var. Belki de yazın son nefesi…
Her yaz başında aynı cümleleri kurarız. “Bu yaz daha çok gezeceğiz.” “Akşamları balkonda dostlarımızı ağırlayacağız.” “Senelerdir gitmediğimiz denize şu arkadaşlarla mutlaka gidelim.” “Gün batımını izleyelim, dondurma yiyelim, uzun yürüyüşler yapalım.”
Plan yapmakta hiç zorlanmayız.
Zor olan, o planları gerçekleştirecek hevesi içinde bulabilmektir.
Çünkü insanın hayatla bağı yalnızca zamanı olmasıyla kurulmaz. Bazen en güzel mevsimin ortasında bile içinde kış yaşarsın. Takvim ağustosu gösterir ama ruhun kasvetli bir kasım sabahında kalmıştır.
Hayata karşı heves neden azalır?
Belki yıllardır omuzlarında taşıdığı aile sorumluluklarından… Belki iş hayatının bitmek bilmeyen yükünden… Belki yaşlanan anne babasına yetişmeye çalışırken kendi gençliğini fark etmeden geride bırakmasından… Belki de ay sonunu getirme telaşından, her gün yeni bir hesap yapmaktan.
İnsan yorulur.
Öyle bir yorulur ki, artık güzel bir film vizyona girmiş olması bile heyecanlandırmaz. Yeni bir ülke görmek istemez. Sevdiği insanlarla buluşmak için bile içinde kıpırtı hissetmez. Oysa eskiden küçücük bir plan günlerce mutlu etmeye yeterdi.
Heves, aslında insanın hayata duyduğu güvenin sessiz adıdır.
Yarın güzel bir şey olacağına inanıyorsan plan yaparsın. Gücünün yeteceğine inanıyorsan bilet alırsın. İçinde umut varsa sofrayı kalabalık kurarsın.
Ama hayat bazen insandan önce umudunu alır.
Ve hevesini kaybeden insanın takvimi işlemeye devam etse de zamanı durur.
Belki de bu yüzden mesele yazın bitmesine 31 gün kalmış olması değildir. Mesele, o 31 günü gerçekten yaşayabilecek kadar içimizde yaşam isteğinin kalıp kalmadığıdır.
Yine de insanın içinde küçücük de olsa bir kıvılcım hep saklıdır. Belki bir sabah içilen sıcak bir kahvede, belki beklenmedik bir telefon konuşmasında, belki denizden gelen tuz kokusunda yeniden uyanır.
Belki de ağustosun bize vereceği en güzel hediye; yetişemediğimiz planlar değil, yeniden bir şeye heves edebilmektir.
Çünkü insan, hayata yeniden heves ettiği gün, aslında yeniden yaşamaya başlar.