Takvim yaprakları yine sessizce değişti. Bir doğum günü daha geçti. Rakamlar bir sayı daha arttı. Eskiden heyecanla beklediğimiz yaşlar, zamanla sadece takvimin üzerine düşen küçük bir not hâline geliyor.
Geriye dönüp baktığımda bu yılın içinde her şey vardı. Sevinç de vardı, hüzün de… Endişe de vardı, umut da… Hayat, hiçbir duyguyu tek başına yaşatmıyor insana. Bazen aynı gün içinde bile kahkahadan gözyaşına, umuttan umutsuzluğa yürüyebiliyorsunuz.
En çok da koşturduk. Nereye vardığını bilmeden, çoğu zaman durup nefes almaya fırsat bulamadan… Sabah başlayan telaş akşam bitiyor gibi görünse de ertesi gün aynı döngü yeniden başlıyor. Oysa insan bazen durup kendine sormalı: “Gerçekten yetişmeye çalıştığım yer neresi?”
Bu yıl dost sofraları da gördüm, aile yemeklerinin sıcaklığını da… Güzel manzaralara karşı içilen bir kahvenin huzurunu da yaşadım; hastane odalarının soğuk duvarlarına uzun uzun bakmayı da… Hayatın manzarası bazen deniz oluyor, bazen bir hastane penceresi. İkisi de aynı hayatın içinde yer alıyor.
Öyle günler oldu ki kendimi dibe vurmuş gibi hissettim. Sonra hiç ummadığım bir anda yeniden ayağa kalktım. Meğer insanın en büyük gücü, düştükten sonra kalkabilmesindeymiş. Hayat, inişleri ve çıkışlarıyla insanı yoğuruyor; bazen canını yakarak, bazen de hiç beklemediği mutlulukları armağan ederek.
Eskiden yaş almak büyümek demekti. Bir an önce yeni yaşa ulaşmak isterdik. Şimdi ise insan belli bir yaştan sonra rakamlardan çok geçen zamanın hızını fark ediyor. Takvim ilerledikçe doğum günleri kutlamadan çok muhasebeye dönüşüyor. “Bir yıl daha geçti” cümlesi, “Bir yıl daha yaşadım” demekten daha anlamlı geliyor.
Artık rakamlara takılmak istemiyorum. Çünkü yaş, sadece nüfus cüzdanındaki bir bilgi. Asıl önemli olan, o yılların içine ne kadar hayat sığdırabildiğimiz. Kime dokunduğumuz, kimlerin elini tuttuğumuz, hangi acıları göğüslediğimiz ve hangi mutlulukları paylaşabildiğimiz…
Yeni yaşımdan büyük beklentilerim yok. Sadece sağlığın kıymetini bildiğim, sevdiklerimin yanımda olduğu, telaşın biraz azaldığı, huzurun biraz daha çoğaldığı günler diliyorum. Çünkü yıllar bize şunu öğretiyor: Mutluluk büyük başarıların içinde değil; sıradan sandığımız, kıymetini çoğu zaman geç fark ettiğimiz küçük anların içinde saklı.
Bir yıl daha geride kaldı. Takvim yeni bir sayfa açtı. Ben de bu kez yaşıma değil, yaşayacaklarıma odaklanmayı seçiyorum.