İnsan doğduğu günü seçemez. Ailesini, büyüdüğü evi, içine doğduğu şartları da… Ama bir noktadan sonra hayatın direksiyonunu eline alır. İşte tam da o andan itibaren attığı her adım, söylediği her söz, vazgeçtiği ya da peşinden gittiği her hayal kendi seçimidir.

Bazı insanlar vardır; hayatları boyunca yalnızca istedikleri gibi yaşarlar. Karar verirken sonuçlarını düşünmez, “O an içimden gelen buydu.” diyerek hareket ederler. Gün gelir işler yolunda gitmez. İşte o zaman cümleler değişir: “Keşke öyle yapmasaydım…”, “Keşke o kararı vermeseydim…”, “Hayat bana bunu neden yaptı?”

Oysa hayat, bize durup dururken bir şey yapmaz. Hayat çoğu zaman, verdiğimiz kararların sessiz bir yansımasıdır.

Elbette her sonucu öngöremeyiz. Kimse geleceği göremez. En doğru olduğunu düşündüğümüz seçim bile bizi ummadığımız bir yere götürebilir. Ancak bu, o seçimin tamamen yanlış olduğu anlamına gelmez. Çünkü yaşam yalnızca ulaştığımız yerden değil, o yolda öğrendiklerimizden de oluşur.

Daha ilginç olan ise şudur: Yapılan seçimlerden pişman olduğumuz kadar, hiç yapmadığımız seçimlerden de pişman oluruz. Cesaret edemediğimiz bir iş, açamadığımız bir kapı, söyleyemediğimiz bir söz yıllar sonra zihnimizde “Acaba?” sorusuna dönüşür. Belki de o yolu seçseydik yine mutsuz olacaktık. Ama bu kez de “İyi ki denemişim.” deme ihtimalimiz olacaktı.

Hayatın en büyük yanılgısı, kusursuz bir yol olduğuna inanmaktır. Oysa kusursuz yol yoktur; yalnızca seçilmiş yollar vardır. Her yolun kendine ait sevinçleri, kayıpları, bedelleri ve ödülleri bulunur.

Bu yüzden olgunluk, yalnızca doğru kararlar vermek değildir. Asıl olgunluk, verdiğimiz kararların sorumluluğunu taşıyabilmektir. Sürekli geçmişe dönüp “Keşke…” demek, bugünü de elimizden alır. Çünkü pişmanlık, geçmişi değiştirmez; sadece bugünün huzurunu tüketir.

Belki de insanın kendine söyleyebileceği en güçlü cümle şudur: “O günün şartlarında, bildiklerim ve hissettiklerimle elimden gelen en doğru kararı verdim.” Sonrası ise hayatın akışıdır.

Hayatı anlamlı kılan, hiç hata yapmamak değildir. Hatalarımızı, doğrularımızı ve seçimlerimizi sahiplenebilmektir. Dönüp geriye baktığımızda, yaşadıklarımızın tamamına “Bunlar beni ben yaptı.” diyebilmektir.

Çünkü hayat, seçmediğimiz yolların değil; yürümeyi göze aldığımız yolların hikâyesidir. Ve bir gün geriye dönüp baktığımızda, en büyük huzur “İyi ki denedim, iyi ki yaşadım, pişman değilim.” diyebilmekte saklıdır.