Mekke Sözleşmesinden Medeniyet-İnsanlık Sözleşmesine, İnsanlık Sözleşmesinin Etkinleştirilmesinde Türkiye’nin Rolü Nedir?
İnsanlık Tarihinde Kırılma Noktaları,
İnsanlığı ya büyük bir yıkıma, ya da köklü diriliş hareketine sürükler.
Bugün küresel ölçekte tanıklık ettiğimiz krizler;
kuvveti hakkın üstünde tutan, insanlığı ayrıştıran ve kutsalı dahi güç savaşlarına alet eden teopolitik bir körleşmenin sonucudur!
İşte tam bu noktada; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın ortak iradesiyle filizlenen
Mekke Sözleşmesi,
insanlık için yeni bir soluk, yeni bir medeniyet teklifi olarak öne çıkıyor.
Dar Kalıpların Ötesinde Bir Evrensel Çağrı
Mekke Sözleşmesi; klasik mezhepçi, ideolojik ve kutuplaştırıcı anlayışların tamamen üstünde bir ruh taşıyor!
Gücünü,
insanlık tarihinin ilk yazılı anayasalarından olan
Medine Sözleşmesi’nden alan bu irade, kapsayıcılığını da "İbrahim Milleti" vizyonundan alıyor.
Bu metin, dar siyasi çıkar hesaplarının ötesine geçerek evrensel bir dille çağrıda bulunma gibi tarihi bir misyon taşıyor;
Ey İman Edenler,
Ey Kitap Ehli,
Ey İsrailoğulları,
Ey İnsanlık!”
Bu nida; insanlığı tek bir aile olarak görmeyen,
çatışmayı körükleyen
Siyonist Evangelist teopolitik paradigmayı, semavi geleneklerin ortak temeli olan "On Emir" ruhuna ve adalet zemininde "müsavi bir kelimede" buluşmaya çağırmaktadır.
Mekke’ye ya da kutsal değerlere yapılan her türlü saldırı, çatışmacı teopolitiğe omuz vermekten başka bir işe yaramaz!
Oysa bu sözleşmenin gayesi, kuvvetin değil, hakkın üstün tutulduğu daha adil bir dünya inşa etmektir.
Türkiye’nin Tarihsel ve Diplomatik Misyonu
Tarihin bu kritik dönemecinde, Türkiye’nin üstlendiği misyon bir kez daha hayati bir önem kazanıyor.
Sözde "İbrahimi Anlaşmalar"ı çatışmacı ve dışlayıcı eksenden çıkarıp, özüne, yani gerçek
İbrahim Milleti çizgisine çekecek vizyon
Türkiye’dedir.
İnsanlık tarihinin kadim devlet tecrübesini,
İslam’ın adil ve yapıcı vizyonuyla buluşturabilecek uluslararası diplomasi ve moderatörlük tecrübesi bu topraklarda mevcuttur.
Türkiye; çok kutuplu, çok kültürlü ve çoğulcu bir dünyanın teminatı olma yolunda tarihsel sorumluluğunu yerine getirmeye hazırdır.
Yeni Bir Dünya Kurulacak!
Mekke Sözleşmesi teorik bir bildiri değil,
somut bir jeopolitik, teopolitik barış projesidir.
Bu barış ikliminin hayata geçmesi için atılacak adımlar nettir:
* Kutsal Mekânların Dokunulmazlığı:
Mekke ve Kudüs, her türlü siyasi ve askeri çatışmadan arındırılarak tam anlamıyla “İnsanlığın Haremi” ilan edilecektir.
* Küresel Jeopolitik İstikrar: Hürmüz’de savaş bitirilecek, Süveyş’te çatışmaların önüne geçilecek; küresel ticaret ve insanlık hatları emniyete alınacaktır.
* Ortak İnsanlık Yararı: İnsanlığın birbirinin önüne engel çıkarmadığı, rekabetin yıkıma değil insanlığın hayrına olan işlere dönüştüğü yeni bir sistem kurulacaktır.
Gelecek; çatışmayı körükleyenlerin değil, insanlığı tek bir aile bilip adalet zemininde buluşturanların olacaktır. Türkiye'nin öncülüğünde atılan bu adımlar, sadece bölgesel bir barışın değil, tüm insanlığın özlemle beklediği adil bir dünyanın müjdesi olacaktır!