Eşim, kızım ve iki kardeşimle 1991 yaz tatilimizin bir haftasını Kıbrıs'ta geçirmiştik. Kıbrıs'ın dört bir köşesini görmüş/gezmiş, çok güzel Kıbrıs anılarıyla dönmüştük İzmir'e.
Gazimağusa, Girne / Yavuz Çıkarma Plajı, Lefkoşa (Nicosia), Güzelyurt, Değirmenlik, Dipkarpaz, Andreas Manastırı, Gazimağusa'daki Salamis Bay Oteli'nin plajındaki eğlenceli saatlerimiz, havuzunda top oynadığımız unutamadığımız dakikalar...
Karşılaştığımız YDP milletvekili Kenan Akın'ın bize olan ilgisi, unutamadığımız Kıbrıs anılarımızdan...
Hele hele Girne'ye 7-8 km uzaklıktaki Yavuz Çıkarma Plajı ve Bambi Restaurant'taki yaşadığımız ilginç ve bizi şaşırtan güzellikleri yıllarca hiç unutamadım. Hamam suyuna benzer denizinde bol bol yüzmüş ve güneşlenmiştik. Çok da yorulmuş olmalıydık.
Restorana gidip soğuk bir şeyler alacaktım. Girişin hemen solundaki bir masada bildik bir sima dört beş arkadaşıyla çay içiyordu. Rauf Denktaş'tı.
Yanından geçerken bir şeyler söylemek istediysem de heyecanım buna izin vermedi. Sadece tebessüm ettim. O da şaşkınlığımı fark etmiş olmalı ki, sanki biraz mahcup biraz ev sahipliği duygusuyla olsa gerek gülümsedi; "Merhaba," dedi.
İçerideki garsona, "Girişte yakın yerde oturan kişi, yanılmıyorsam Rauf Denktaş değil mi?" diye sordum.
Garson umursamaz bir tavırla hafiften gülümseyerek "Evet o!" dedi. Ve ekledi: "Dinlenmek için arada bir üç beş arkadaşı ile hep gelir buraya."
Lefkoşa'da da bakanlıktan ayrılırken gördüğüm Milli Eğitim Bakanı'nın yanında sadece bir kişiyi görmüşüm.

Kıbrıs, tantanalı devlet bürokrasisine çok yabancı bir diyardı.
Almanya gibi, İrlanda gibi, Hollanda gibi... Polonya'da da tanık olmuştum böylesi manzaralara. Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları ve Sierpc ya da Varşova Milli Eğitim Müdürü teknik eğitim veren bir okulun yemekhanesinde bizlerle birlikte yemek yemişti.
* * *
Ayvalık Belediyesi tarafından Kırlangıç Yaşam Merkezi bünyesinde hayata geçirilen Rauf Denktaş Kültür Merkezi, 27 Şubat 2026 tarihinde açıldı yanlış anımsamıyorsam. 300 kişilik kültür merkezinin açılışına Oğul Denktaş, Girne Belediye Başkanı, KKTC İzmir Konsolos Vekili, Ayvalık Belediye Başkanı ve Kaymakamı ile CHP'li başkanlar ve milletvekilleri katılmıştı.
Başkanımız yaptığı açılış konuşmasında şunları söylemişti:
"Hayırsever iş insanlarımızın değerli destekleriyle hayat bulan bu merkez, Ayvalık'ın sanat yolculuğuna güçlü bir adım olarak eklendi. Bu salon yalnızca bir mekân değil; yeni hikâyelerin, alkışların ve duyguların buluşma noktası olacak."
Bu kültür merkezi hemen söylemiş olalım ki, bir turizm kenti olan Ayvalık'ımıza çok yakışmıştır. 22 adalı, tabiat parkları, olağanüstü güzellikteki kumsalı ve plajlarıyla / masmavi deniziyle Ayvalık için bir gurur kaynağıdır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran Kıbrıslı Türk Rauf Denktaş, Kıbrıs için ne kadar önemliyse bizim için de aynı derecede önemli bir siyaset adamıdır. Mütevazı kişiliğine 1991'de tanık olmuştum. Yaşamı sapsade, gösteriş ve lüksten uzak bir devlet adamı olduğu herkesçe malum. Kıbrıslı Türkler kadar biz de çok seviyoruz Rauf Denktaş'ı.
Şu da var ki kendi hemşerimiz / kendi sanatçımız varken; yazar Feyza Hepçilingirler, ressam Arif Buz, yazar-yayıncı Ahmet Yorulmaz'ımız varken bir kültür merkezine sanatçının değil de Kıbrıslı bir siyaset ve devlet adamının adının verilmesi de sorgulanması gereken bir konu gibi geliyor bana.
En azından Ayvalıklılara sorularak belirlenmeliydi bu isim.
6 Ağustos'ta bu merkezde Gültekin Emre'nin moderatörlüğünde "Öyküden Hikâyeye Hikâyeden Öyküye" söyleşisi gerçekleştirildi.

Konuşmacılar: Feyza Hepçilingirler ve Hürriyet Yaşar'dı.
Hemen belirtmekte yarar var. Şair Gültekin Emre 46 yıldır Berlin'de yaşayan bir edebiyatçımız. Yıllardır Ayvalık'ımızın kültür-sanat yaşamına dokunan bir Ayvalıksever. Yaz tatillerini yıllardır burada geçiriyor.
İyi ki belediyemiz bunun farkında. Bu konuda Ayvalık Belediyesi'ni alkışlıyorum.
Kamunun vicdanı olup 'Gezi Olayları'nı 'GEZİ PARKI' adı altında bir park düzenlemesiyle Ayvalıklılara armağan eden, Ahmet Yorulmaz'ın adını ölümsüzleştiren, çok sayıda sanat disiplininin öznesi olan ressamlara / heykeltıraşlara / şairlere ve yazarlara ev sahipliği yapan Ayvalık, bugün adeta kültür ve sanatın başkenti gibi. Ya da buna soyunmuş gibi.
Kıbrıslı siyaset adamı / devlet adamı Rauf Denktaş'ın adını da bir kültür merkezine vererek vefasını kanıtlıyor. Yeşil ile mavinin sürekli aşk yaşadığı Ayvalık toprağı, şimdi de Kıbrıslı Rauf Denktaş'a ev sahipliği yapmakta.
Sokrates'in "Düşüncesiz bir yaşam bir insana yakışmaz" sözünden hareketle şimdi bir düşünelim:
Kimi kitapları yabancı dillere çevrilmiş.
70 kitabı yayımlanmış.
"Türkçenin Kraliçesi" olarak biliniyor.
Liselerde ve üniversitelerde öğretmenlik yapmış.
Her yıl İzmir'den Van'a, Samsun'dan Adana'ya kadar gidip öğrencilerle buluşup konferanslar veren, kitaplarını imzalayan,
Öğrencilerin ve öğretmenlerin gözbebeği,
Gülümseyerek öğreten,
26 Ocak 1948 doğumlu Feyza Hepçilingirler'in Ayvalık doğumlu olduğunu belediyemiz bilmiyor mu?
Niçin adı; bir sokağa, caddeye, parka ya da kültür merkezine verilmez?
O sadece bir yazar da değil. Denemelerini okuyanlar bir dava insanı, bir düşün ve siyaset insanı olduğunu bilir.

6 Ağustos'ta bizi yine düşündürdü:
"Hikâyeye öykü karşılığını buluyoruz da neden şiir için / roman için aynı duyarlılığı göstermiyoruz?"
Demem şu ki, 78 yaşındaki hemşerimiz Feyza Hepçilingirler'in değerini onu yitirdikten sonra konuşmayalım.
Büstünü dikerek adını bir parkta yaşatarak, ilçenin girişine "Feyza Hepçilingirler'in doğup büyüdüğü toprağa hoş geldiniz" tabelasını çakarak...
Değerbilirlik dedikleri / Vefa dedikleri işte tam da bu zaten.
Ayvalıklılara da çok yakışır!