Daha önce de yazmıştım ama yinelemenin zararı yok. Yararı olur düşüncesiyle bir kez daha "Karşıyaka'ya Homeros Üniversitesi" çağrısında bulunmanın gereği de var bence.
Her şeyden önce Homeros'un kim olduğunu söylemiş olalım.
İzmirli Meles'in oğlu. Yani hemşerimiz. M.Ö. 850 yıllarında yaşadığı söyleniyor. "Ozanların ozanı, tarihin tanığı, tanrıların yazıcısı, hümanizmanın sözcüsü" olarak biliniyor. Bir iddiaya göre kör. Homeros adı zaten Aiol Lehçesinde 'Gözü görmeyen' anlamındaki bir sözcükten türemiş. Ne var ki İzmirli Kör Ozan Homeros'un İzmir'e bir heykeli dikilmiş değil.
İzmir, Türkiye'nin Batı'ya açılan aydınlık yüzlü kenti. Karşıyaka da şairlerin / yazarların / tiyatrocuların kenti. Turunçlu, yaseminli, begonvilli; her türlü rengarenk çiçeğiyle, meyve ağaçlarıyla mis gibi kokular yayan cennet bir toprak parçası. Cennetin ta kendisi!
Bestecilerin, şairlerin, kuvvacıların kenti.
Ne güzel ki onların adları yaşıyor sokaklarımızda / caddelerimizde / kütüphanelerimizde. Homeros'un adını taşıyan Kütüphane de kentin tam orta yerinde.
Fikret Mualla için Ayvalıklılar, Habib Bektaş için Salihlililer, Bedriye Aksakal için Manisalılar, Tireli Kabak Kemane sanatçısı İrfan Alkur için belki Tireliler günün birinde bir eğitim kurumuna bu kişilerin adlarını verip onları yaşatabilirler AMA Homeros Üniversitesi için Karşıyakalılar biraz geç kalmadı mı?