Sanıyordum ki İzmir'im-İstanbul'um-Şanlıurfa'm vb. tarihiyle/kalıntılarıyla-buluntularıyla benzersiz! Roma'yı ve Paris'i görene kadar böyle düşünüyordum.

2000'in 29 Haziran'ında Roma'ya ayak bastığımda "Bu şehirde uyunmaz!" dedim ve sabahın altısına kadar o sokak senin bu cadde benim deyip karış karış arşınladım Roma'yı.
Daha doğrusu öyle zannettim.
Akşamın sekizinden gecenin ikisine kadar folklorcu bir öğretmenle, ikiden altıya kadar da okulumuz öğretmenlerinden bir bayanla...
Roma tarih kokuyor. Romalı tarihle iç içe yaşıyor. Yıkıp yok etmiyor eski olanları.
Roma'nın belediye başkanları eski binaları yıkıp yok edenleri dövüyor olmalı.
İstanbul 1 ise Roma 50
İzmir 1 ise Roma 100
Ben ki Türkiye'nin dört bir köşesini gezmiş/dolaşmış biriyim. Rahmetli annem babam sayesinde.
Onlar birer Türkiye delisiydiler.
Efes'i, Bergama'yı, Sardes'i, Kanlı Divane'yi, Uzuncaburç'u, Sivas Gök Medrese'yi, Kapadokya'yı, Side'yi, Erzurum'u, Trabzon'u onların sayesinde gördüm/öğrendim ben.
Ülkeme olan aşkımın temelinde onların tarih coğrafya aşkı ve keşif ruhu vardır!
Keşke ben de onları Roma'ya, Floransa'ya, Atina'ya, Sofya'ya, Tiflis, Horasan, İsfahan, Tahran ve Şiraz'a götürebilseydim.
Roma tarih demek!
Uygarlık demek, tarihe iz bırakmış gladyatörler dövüşü, eziyet, işkence, koca koca yüksek taş binalar, insan emeği, sömürü, baskı, bütün haşmetiyle Kolezyum, resim gibi heykeller, İspanyol Merdivenleri, Aşk Çeşmesi, sokak ressamları, sanat, incelik ve temizlik demek.
Heykel, heykel, heykel demek!
İnsanı büyüleyen bir kent burası!
Fatih bile portresini yaptırmak için buradan sanatçı getirtmiş. Demek ki İstanbul/Anadolu bundan yoksundu.
Roma koca koca parklar, bulvarlar, caddeler ve yıllara meydan okuyan bilmem kaç yüzyıllık çınar ağaçları demek!
Romalı güzeller de bu uygarlıktan etkilenmiş olmalı. Heykel gibi kızların biri kalkıp da beni öpse ya...
Kısmet değilmiş!
Roma oturmak için, kafelerinde sıcak/soğuk bir şeyler içmek için değil...
Sabah akşam dolaşmak için planlanmış bir kent!