Afganistan’dan gelen haberler insanın içini ürpertiyor. Taliban yönetiminin yürürlüğe koyduğu yeni ceza düzenine ilişkin yansıyan bilgiler, 21’inci yüzyılda hala kadının nasıl görünmez kılınabildiğini gözler önüne seriyor.

Tablo net:

Kadın var.
Ama adı yok.
Hakkı var gibi.
Ama güvencesi yok.

Aktarılan hükümlere göre; bir kadının gördüğü şiddetin suç sayılması bile neredeyse fiziksel kırığın santimetresine bağlanmış durumda. Kemiğini kırıncaya kadar kadına dayak yasak olarak serbest bırakılmış. Mahkemeye gitmesi zor, ispat yükü ağır, hareket alanı sınırlı.

Bu hukuki bir düzenleme değil; kadını susmaya zorlayan bir sistemdir.


Daha da vahimi, toplumun sınıflara ayrıldığı ve aynı suç için cezanın kişinin statüsüne göre değişebileceği yönündeki yaklaşım.

Bu anlayışın olduğu yerde hukuk olmaz.
Adalet olmaz.
Eşit yurttaşlık hiç olmaz.

Modern devletin temeli şudur:

Kanun önünde herkes eşittir.

Bu ilke yoksa geriye yalnızca gücün hukuku kalır.

Tam da bu noktada dönüp kendi tarihimize bakmak zorundayız.

Biz bu yolu daha yüz yıl önce gördük.

Kadını kamusal hayattan silen, eğitimin kapısını kapatan, hayatı daraltan anlayışın bu toplumu nereye götüreceğini en iyi bilen ülkeyiz biz.

Ve o karanlık tabloyu yırtıp atan bir lider çıktı:

Mustafa Kemal Atatürk.

Kadına seçme ve seçilme hakkını veren, Medeni Kanun’la kadını birey yapan, laikliği devletin temeline yerleştiren devrimler olmasaydı…

Bugün biz de çok farklı bir yerde olabilirdik.

Bu yüzden açık konuşalım:

Kadının adı bu ülkede varsa,
bunu Cumhuriyet’e borçluyuz,
bunu Atatürk’e borçluyuz.


Laiklik meselesi işte tam burada hayati hale geliyor.

Laiklik yalnızca bir yönetim tercihi değildir.

Kadının güvencesidir.
Hukukun eşitliğidir.
Yurttaşlığın sigortasıdır.
Devletin akıl ile yönetilmesidir.

Laiklik zayıfladığında ilk gerileyen haklar tesadüf değildir:

Önce kadın geri gider.
Sonra hukuk.
En sonunda toplum.

Afganistan bugün bize uzak görünebilir.

Ama hakların nasıl bir gecede yok edildiğini gösteren ibretlik bir örnektir.

O yüzden Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak bir nostalji meselesi değil, bir gelecek meselesidir.

Çünkü biliyoruz ki…

Laiklik giderse,
kadının adı yine yok olur.