Son Mühür - Resmi Gazete’de yayımlanan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararı, “şufa hakkı” olarak bilinen ve paylı mülkiyette bir paydaşın hissesini üçüncü kişilere satması durumunda diğer paydaşlara öncelikli satın alma hakkı tanıyan düzenlemeye ilişkin önemli detaylar içeriyor. Karar, miras ya da satın alma yoluyla tarla gibi taşınmaz edinenler açısından kritik nitelik taşıyor. Birden fazla hissedarı bulunan tek tapulu tarlalarda ise pay sahipleri, kendi hisselerinin satışı konusunda zaman zaman anlaşmazlık yaşayabiliyor.
Paydaşlardan birinin hissesini satması halinde, diğer paydaşlar dava açarak ön alım talebinde bulunabiliyor. Hukuki olarak bu durum, “Yasal önalım hakkı, taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan özel hukuk nitelikli bir kısıtlamasıdır. Bu itibarla, önalım hakkından kaynaklanan bu kısıtlama ancak bir paydaşın payını üçüncü kişiye satması ve diğer paydaş ya da paydaşların bu hakkı dava yoluyla kullanmaları halinde ortaya çıkar.” şeklinde tanımlanıyor.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de 21 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararında, önüne gelen bir uyuşmazlığı değerlendirirken dikkat çeken bir ayrıntıya vurgu yaptı.
'Sınır çizgisi' detayı
Yüksek Mahkeme, ortak tapulu bir tarlada pay sahiplerinden birinin hissesini satmasının ardından başka bir paydaşın ön alım hakkını kullanmak istemesi üzerine açılan davayı ele aldı. Paydaşlardan biri hissesini devrettikten sonra, diğer paydaş satışın kendi adına yapılması talebiyle dava açtı. Davalı paydaş ise savunmasında, tarlada fiili taksim bulunduğunu ve kendi payının sınırlarının belirli olduğunu ileri sürdü; yerel mahkeme de bu gerekçeyle davayı reddetti.
Dosya, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin gündemine geldi. İnceleme dosyasına göre, tarlada sınır çizgileri bulunduğu iddia edilse de bilirkişi raporunda arazinin boş olduğu, ekili bulunmadığı ve belirgin sınır hatlarına sahip olmadığı tespit edildi.
Daire, bilirkişi raporundaki tespitlerin yerel mahkeme kararında yeterince dikkate alınmadığını belirledi. Kararda, şu ifadelere yer verildi:
“Ön alım davasına konu payın bulunduğu taşınmaz, paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip, her bir paydaş belirli bir kısmını kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı bu yeri ve bu yere tekabül eden payı üçüncü şahısa satarsa, satış zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması, Türk Medeni Kanunu'nun ikinci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. ”
Karar bozuldu
Dairenin kararında, “Dava konusu taşınmazda fiili taksimat bulunmadığı kabul edilerek, ön alım hakkı ve diğer hususların değerlendirilmesi suretiyle hüküm kurulması gerekirdi” ifadelerine yer verildi ve yerel mahkemenin kararı bozuldu.





