Cezaevinin kapısından içeri girdiğimde saat sabah dokuzu gösteriyordu. Şakran Cezaevi Kampüsü’nde bir gün boyunca farklı cezaevlerinde tutuklu bulunan belediye başkanlarını, belediye yöneticilerini ve siyasetçileri ziyaret ettim.
İlginçtir…
Her koğuş farklıydı.
Her dosya farklıydı.
Her insanın yaşam öyküsü farklıydı.
Ama hepsinin söylediği cümle aynıydı:
“İddianame ne zaman yazılacak?”
İlk durağım 1 No’lu Cezaevi oldu.
Uzun yıllar CHP Buca İlçe Başkanlığı yapan Çağdaş Kaya ile görüştüm.
İki aylık tutukluluk onu gözle görülür biçimde zayıflatmıştı.
Sekiz kişilik koğuşta kalıyor. Günlerini kitap okuyarak ve arkadaşlarıyla sohbet ederek geçiriyor.
Kendisine yöneltilen suçlamaları anlatırken ilginç bir tablo ortaya koyuyor.
İlçe başkanı olduğu dönemde örgütten gelen iş taleplerini belediye başkanına ilettiğini gizlemiyor. Bunun siyasetin doğal işleyişi olduğunu söylüyor.
Tutuklanınca önce “örgüt lideri” denilmiş.
Sonra bu sıfat belediye başkanı Görkem Duman’a verilmiş.
Ardından eski belediye başkanı Erhan Kılıç’a…
Eğer dosyada yeni bir değişiklik yapılmadıysa bugün Çağdaş Kaya’nın örgüt üyeliğinden yargılanacağı söyleniyor.
Somut delilden çok, “duydum”, “söylediler” ifadeleri kullanan gizli tanık beyanlarından söz ediyor.
Ancak konuşmanın dönüp dolaşıp geldiği yer yine aynı:
“Bir an önce iddianame yazılsın, hakim karşısına çıkalım.”
+++
Daha sonra Belediye Başkan Yardımcısı Barış Özreçber ile görüştüm.
O da ilk duruşmada beraat edeceğine inanıyor.
Onun da tek beklentisi yargılamanın başlaması.
Morali iyi…
Okuyor, yazıyor…
Gündemi takip ediyor.
+++
Yaklaşık iki saat sonra bu kez T4 Cezaevi’ndeyim.
Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı İnanç Karabulut beni plastik masa ve sandalyelerin bulunduğu ziyaret salonunda bekliyor.
Kapıdan girince yüzü aydınlanıyor.
Sarılıyoruz.
Rahmetli babası Mustafa gazeteci dostumdu. Yılların gençlik dostum.
İnanç’ı çocukluğundan beri tanırım.
Bu nedenle yaşadıklarını dinlemek yalnız gazeteci olarak değil, insan olarak da canımı yakıyor.
Dosyasında yer alan gizli tanık ifadesi şu iddiayı içeriyor:
“Toplanan rüşvetlerden alınan pay kayınvalidesinin hesabına aktarılıyor.”
MASAK inceleme yapıyor.
Ortaya çıkan tablo ise bambaşka.
Kayınvalidesinin hesabına bazı aylarda bin beş yüz, bazı aylarda iki bin lira yatırılmış.
O paranın da İnanç’ın eşinin annesine yaptığı aile desteği olduğu belirtiliyor.
Çeteye sokulmuyor. Bağımsız yargılanacak.
Buna rağmen tutuklu.
İki kızını özlüyor.
Biri on sekiz, diğeri dokuz yaşında.
O da aynı soruyu soruyor:
“İddianame ne zaman yazılacak?”
+++
Son durağım T2 Cezaevi.
Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’i ziyaret edeceğim.
Ancak cezaevine geldiğimde diyalize götürüldüğünü öğreniyorum.
Sağlık kampüsüne geçiyorum.
Jandarma müdahale ediyor.
Yaklaşmama izin verilmiyor.
Yaklaşık bir saat sonra cezaevine dönebiliyor.
Diyalize giren kolunda morluklar ve şişlikler var.
Haftanın üç günü bu tedaviyi görmek zorunda.
Arkadaşlarının en büyük endişesi ise şu:
“Ya içeride bir sağlık krizi geçirirse?”
İsmail Yetişkin’in bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. İzmir Tabip Odası, doktorlar sağlık adına açıklama yapmalı. İzmir Barosu hukuk adına ayağa kalkmalı.
İsmail Yetişkin’i çeyrek asrı aşkın süredir tanıyorum.
Genç bir ilçe başkanı olduğu günlerden beri…
Mandalina şenliklerinde…
Sığacık söyleşilerinde…
Bayramlaşmalarda…
Hep aynı mütevazı duruşuyla gördüm.
Seferihisar’ın köklü ailelerinden geliyor.
Babadan ve dededen kalan mandalina bahçeleri ve gayrimenkulleri var.
Belediye başkanı olduktan sonra zenginleştiğini değil, tam tersine ekonomik olarak gerilediğini anlatan çok kişiyle karşılaştım.
Bütün bunların elbette kararını mahkemeler verecek.
Ancak onun da söylediği cümle değişmiyor:
“İddianame…”
Cezaevinden ayrılırken aklımda tek bir soru vardı.
Suçlu ya da suçsuz…
Buna karar verecek olan mahkemedir.
Hakimlerdir.
Ama ortada henüz iddianame yokken insanların aylarca tutuklu kalması, hukuk devleti açısından cevap verilmesi gereken ciddi bir sorudur.
Bu nedenle bir kez daha soruyorum:
İddianameler ne zaman hazırlanacak?
Ve yine soruyorum:
Kaçma şüphesi bulunmayan, delilleri büyük ölçüde toplanmış bu insanlar daha ne kadar iddianame bekleyerek tutuklu kalacak?
Çünkü adalet, yalnızca doğru karar vermek değildir.
Adalet, o kararı makul sürede verebilmektir.