Bu ülkede maaşını üç aydır alamayan işçi maaşlarını istediği için suçlu… Toprağım, havam, suyum kirlenmesin, ürün alabileyim diyen köylü suçlu… Hakkını isteyen emekli, sesini yükselten öğrenci, adalet isteyen yurttaş suçlu… Ama işçinin maaşını ödemeyen patron suçlu değil. Devlet tarafından korunuyor.

Doğayı talan etmek isteyen maden şirketleri suçlu değil.

Çevreyi yok edenler, emeği sömürenler, hukuku hiçe sayanlar rahat.

Çünkü onların karşısına polis çıkmıyor.

Onların önüne barikat kurulmuyor.

Onlar biber gazı yemiyor.

Eskişehir Mihalıççık’taki Yunus Emre Termik Santrali işçileri tam üç aydır maaş alamıyor.

Evine ekmek götüremeyen…

Kirasını ödeyemeyen…

Çocuğunun okul masrafını karşılayamayan…

Hastasına ilaç alamayan insanlar, son çare olarak Ankara’ya yürümeye karar veriyor.

Anayasal haklarını kullanıyorlar.

Ne taş atıyorlar…

Ne cam kırıyorlar…

Ne kamu malına zarar veriyorlar…

Sadece alın terlerinin karşılığını istiyorlar.

Karşılarında kimi buluyorlar?

Patronu değil…

Devleti…

Polisi…

Biber gazını…

Gözaltını…

İnsanın aklına şu soru geliyor:

Devletin polisi, işçinin maaşını ödemeyen patronu neden aynı kararlılıkla karşısına almıyor?

Neden devletin bütün gücü, sürekli hak arayan insanların karşısında görülüyor?

Aynı tabloyu maden bölgelerinde de yaşıyoruz.

Köylü, suyunu koruyor…

Toprağını koruyor…

Ormanını koruyor…

Karşısına yine jandarma çıkıyor.

Sanki devlet, vatandaşını değil şirketleri korumakla görevliymiş gibi…

Oysa devletin görevi sermayeyi değil, adaleti korumaktır.

Vergisini veren, askerlik yapan, oy kullanan yurttaş; hakkını istediği gün karşısında copu buluyorsa, orada hukuk yara almıştır.

Bugün işçinin yürüyüşünü engellersiniz.

Yarın köylünün direnişini bastırırsınız.

Öbür gün öğrenciyi susturursunuz.

Sonra gazeteciyi, sanatçıyı, sendikacıyı…

Ama bilinmelidir ki baskıyla yalnızca insanlar susturulur; adalet duygusu susturulamaz.

Unutulmamalıdır:

Devlet; patronların, maden şirketlerinin ya da iktidar sahiplerinin değil, 86 milyon yurttaşın devletidir.

O gün bu gerçek yeniden hatırlandığında, polis de jandarma da hak arayanın değil, hukuku çiğneyenin karşısında duracaktır.

İşte o gün, devlet gerçekten devlet olacaktır.