Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın… Taaa, Selanik'ten beri bir evlatlığı vardı… Adı, Vasfiye…

Zübeyde Hanım vefat edince…

Bir süre…

Gazi'nin kız kardeşi Makbule ile kaldı…

Evlenme yaşı gelmişti…

Atatürk, anacığının emaneti Vasfiye'yi…

Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Bey'le evlendirdi...

Bi'de şart koştu:

“İster kız olsun ister erkek, çocuğunuzun adı (Ülkü) olsun…”

*

Doğduğunda, takvimler 27 Kasım 1932'yi gösteriyordu…

Pek sevmişti, Ülkü'yü, Atatürk…

Oysa yedi manevi evladı daha vardı…

Ülkü ise, en küçükleri…

Belki de en şeytan çekici olanıydı…

Atatürk, o bıcır bıcır Ülkü'yü henüz dokuz aylıkken…

Çankaya Köşkü'ne aldırdı…

Az büyüyünce de yurt gezilerine götürmeye başladı…

O dünya tatlısı minik kız…

Atatürk'ün çocuk sevgisinin simgesi oldu…

*

Türkiye, Atası'na veda ederken…

Ülkü'cük, henüz altı yaşındaydı…

Yıllarca ilkokul birinci sınıflarda okutulan Alfabe'nin kapağında…

Gazi'nin isteğiyle…

Minik Ülkü'ye harfleri gösteren fotoğrafları yer almıştı…

*

Atatürk'ten çok şey öğrendi küçük Ülkü…

Mesela, yüzmeyi…

Hayvan sevgisini…

Belki de en önemlisi…

Yalan söylememeyi…

Bunları çok iyi hatırlıyordu…

*

Liseyi İstanbul Amerikan Kız Koleji'nde tamamlamadı…

Çok güzel bir genç kız olmuştu…

Yakışıklı bir üsteğmene vuruldu…

Adı, Fethi Doğançay'dı…

Üstelik, manevi ablası…

Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen'in akrabasıydı…

Masallardaki gibi, gönül ferman dinlemedi…

Nikah masasına oturduğunda…

Ülkü, 16 yaşındaydı…

Damat Fethi Doğançay…

Daha sonra siyaseti tercih etti; Kastamonu Milletvekili seçildi…

*

Aslında…

Atatürk'ün vasiyetinde “aylık 200 lira” maaş bağladığı…

Atatürk Orman Çiftliği civarında…

Bir ev tahsis ettiği Ülkü, neden küçücük yaşta evlenmişti?

Sadece aşk mı?

Yoksa…

Ata'nın yakın silah arkadaşı Kılıç Ali'nin anlattıkları…

Hiç mi ilgi dikkat çekmedi:

“Atatürk'ün vefatının ardından, Ulu Önder’in candan sevdiği bu çocuğa da az mı eziyetler çektirmek istediler… Adeta çocuktan bir hınç çıkarıyorlarmış gibi sağlıklarında kendi elleriyle döşediği ve Ülkü'ye tahsis ettiği evin eşyalarını bir takım bahanelerle geriye almak, vaktiyle adeta lalalık ettikleri yavrucağızı eşyasız, kuru tahta üzerinde bırakmak için az mı gayret harcamışlardı?”

İddialar muhtelif…

Ama…

Takvimler 1948'i gösterirken…

Neden Ülkü'cük…

Genç kızlığını gönlünden geçtiği gibi yaşamadan…

16 yaşında gelin olsun?

*

İlk evliliğinden iki erkek çocuk sahibi oldu…

Boşandığında…

Başkasına aşık olduğu iddia edildi…

Hepsine göğüs gerdi…

30 yaşında iki çocuk annesiydi…

Bir süre sonra… (1962'ler gibi…)

Kendisinden yaşça küçük…

Nişantaşı'nın en gözde zengin bekarlarından biriyle…

Dünya evine gireceğini açıkladı…

Ortalık bomba düşmüş gibi oldu…

Atatürk'ün manevi kızı Ülkü'nün evleneceği genç adam…

İstanbul'un ünlü bir Musevi yağ tüccarı ailesinin oğlu…

Yeşua Bensusen çıktı…

Tam da “27 Mayıs Darbesi”ni takip eden günlerdi…

Türkiye ayağa kalktı…

Protesto gösterileri düzenlendi…

Tepkiler gazete manşetlerini süslüyordu…

Hürriyet Gazetesi…

O günlerde şu başlığı kullandı:

“Ülkü bu izdivacı normal görüyormuş!”

*

Yeşua Bensusen, çok huzursuz oldu…

Aşk'ı filan düşünecek hali kalmamıştı…

Önüne gelene yakınıyordu:

“Türk vatandaşıyım; vatanî görevimi Türk Ordusu'nda yaptım... Memleket için gerekirse seve seve kanımı akıtırım... Her Türk genci gibi Atatürk'e son derece bağlıyım... İçimdeki Atatürk sevgisi sonsuzdur... Atatürk'ün hatırasını yaşatabilmek, Ülkü'yü mutlu kılabilmek amacıyla elimden gelen gayreti göstereceğim…”

Ancak, yetmedi…

Sonunda…

Yeşua Bensusen adını Yaşar Bensu olarak değiştirdiğini açıkladı…

Yine de…

Atatürk'ün en küçük manevi kızına…

Bu evlilikten sonra yıllar boyu “yokmuş!” gibi muamele yapıldı…

*

Sonunda...

İster istemez...

Boşandı Ülkü…

Bu kez…

İşadamı Emin Öke Adatepe ile hayatını birleştirdi…

Bu arada neler oldu?

Şunlar oldu…

Atatürk'ün küçük Ülkü'sü…

Ulu Önder tarafından diğer manevi çocukları gibi…

“Fazla göz önünde olmaması” ve…

“Siyasete girmemesi” yönünde uyarılmıştı…

Ama…

O, itibar görmek istiyordu…

2006'ya kadar sözünü tuttu…

O tarihte…

CHP'nin kendisine verdiği maaşın yetersiz olduğunu söyledi…

Yine kıyamet koptu…

Kendisini şöyle savunuyordu:

“Davetlere gidiyorum, şık giyinmem gerek… 5000 liralık maaşımın gözden geçirilmesini ve tarafıma bir otomobil tahsis edilmesini istiyorum...”

*

Ata'nın Ülkü'sü…

Bu dileğini dönemin Başbakanı Erdoğan'a da…

Bir mektupla iletti…

Konu Meclis gündemine bile taşındı…

Erdoğan, 31 Ocak 2006'daki grup toplantısında…

Türkiye'ye…

Bu konuyla ilgili şöyle seslendi:

“Ülkü Adatepe bize mektup yazdı... Niye biliyor musunuz? CHP'den aldığı olumsuz cevap nedeniyle... Bu, Atatürk'ün vasiyetinin nasıl yerine getirildiğinin belgesidir…”

*

Ülkü Adatepe, mektubu doğruladı ve…

Belki inanmayacaksınız ama…

Şunları söylemekten de geri kalmadı:

“Yabancı misyonlardaki davetlere giriş çıkışta, kötü hava koşullarında bizi vasıta aramaktan kurtaracak ve sağ salim eve ulaştıracak bir otomobil ve koruma görevlisi istemiştim… Atatürk ilkelerini anlattığım için tehdit alıyorum... Atatürk'ün kızı bir kör kurşuna hedef olsa, sorumluluğunu kim taşıyacak?”

*

Ülkü, bir süre sonra çok istediği özel otomobile kavuştu…

Öyle sevindi ki...

İnmek istemedi, otomobilden…

O sıralarda tam 80 yaşındaydı Ülkü...

Omzundaki kırık nedeniyle Ankara'da tedavi görüyordu…

Yanında eşi Emin Öke Adatepe vardı…

Limuzin'in direksiyonunda ise şoför Adnan Selçuk…

İstanbul'a dönmek için yola çıkmışlardı…

Otomobil sürücüsü Selçuk…

İddiaya göre saat 19.00 sıralarında…

TEM Otoyolu'nun Sakarya'nın Akyazı ilçesi mevkisinde…

Direksiyon hakimiyetini kaybetti…

Önce yol kenarındaki bariyerlere çarpan ve savrulan otomobil…

Karşı şeride geçti ve ters döndü…

Emniyet kemeri bağlı değildi Ülkü Adatepe’nin…

Araçtan 15 metre ileriye savruldu, oracıkta son nefesini verdi...

Eşi ve şoför ufak tefek yaralanmalarla kazayı atlattılar…

O acıklı olayın tarihi...

Aynen bugünün takvim yaprağı (1 Ağustos) gibiydi...

Nitekim, o kaza...

“1 Ağustos 2012 Çarşamba, saat 19:00” olarak kayıtlara girdi...

*

Kazadan sonra…

Ülkü Adatepe'nin oğlu Ahmet Kemal Doğançay…

Şöyle demişti:

“Hayatı boyunca özel şoförlük yapmamış, hiç limuzin kullanmamış bir kamyon şoförünün, verilen kusurlu arabanın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yollarındaki yurttaşlarının güvenliği sağlamakla görevli polis teşkilatının hataları sonucu Ülkü Hanım artık aramızda değil…”

Sonra herkes…

Nasıl olduysa her şeyi unuttu…

Ne kadar acıklı değil mi?

Nokta…

Evlatlık Ülkü Ağlatan Sonnu

Hamiş: Atatürk’ün manevi kızı “Küçük Ülkü”, Cumhuriyet’in hep çocuk sevgisi ve neşesinin simgesi olarak biliniyor ve anılıyor...

Sonsöz: “O'nun (Atatürk’ün) ölümüyle hayattaki en büyük iki şeyimi kaybettim, birincisi çok büyük bir sevgi, ikincisi çok büyük bir güven… Ne var ki, bu yaşıma kadar o sevgiyi, o güveni hiç bir yerde bulamadım… Maalesef Türkiye de bulamadı… / Ülkü Adatepe - Atatürk'ün Manevi Kızı…”