Yazın en sıcak günlerini yaşadığımız Temmuz ayındayız. Küresel iklim değişiklikleri nedeniyle adeta kavruluyoruz. Siyaset kazanı da kaynıyor. CHP içinden yeni bir parti doğdu. YENİ PARTİ oldukça iddialı bir giriş yaptı. “Yürüyelim arkadaşlar!” Özgür Özel liderliğinde bakalım neler başarılacak?
NİCE YILLARA İGC...
Geçen hafta sessiz sedasız 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlandı. 28 Temmuz’da ise İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin 80 yaşını kutladık. Hasan Tahsin’i andık. Onu anlatan ‘Hepimiz Oradaydık’ belgesel filmi çok güzel olmuş. Emeklerine sağlık... Hasan Tahsin Gazetecilik Yarışması’nın ödülleri de sahiplerini buldu. Müzik eşliğinde tüm gazeteciler yedi, içti eğlendi. İlk kez üyesi olarak bu partiye katıldım. İyi ki varsın İGC...
İnternet medyasının basın ilandan reklam almaya başlamasından sonra basılı gazete yerini yavaş yavaş dijital gazeteye bırakıyor. Artık gazeteciler bile gazete alıp okumuyor. Çoğu gazete geri dönüşüm yolunu tutuyor. Emekliler bulmaca çözmek için haftada bir gazete alabiliyorlar.
Oysa basılı gazetenin yeri ayrı… Haberler eski olsa da köşe yazıları, röportajlar hala ilgi çekiyor. Matbaaya gidip gazeteyi almak, o matbaa kokusu, benim için fırından yeni çıkan ekmek kokusu gibi… İlmik ilmik dokumak, her harfe ayrı özen göstermek gerek ama zaman değişiyor. İnternet medyası geliştikçe basılı gazete bitme noktasına geldi. Devir Yeni Medyanın... Oysa…
HER EVE BİR GAZETE…
Küçükken evimize ekmekle beraber mutlaka bir gazete alınırdı. Dedemle sofrada kahvaltı keyfimize gazeteyi katık ederdik. Babaannemin yaptığı yumurtaya ekmek banarken bazen gazetede girerdi. Hürriyet alırdık. O zaman Hürriyet, basının amiral gemisiydi. Patronlarında gazeteci olduğu zamanlar… Babaannem, “kelebek nerede?” diye sorduğunda “camdan uçtu.” diyemezsin o, gazetenin kadın eki Kelebek’i soruyordur. Gazetede haberler bitince bulmacası, köşe yazıları ve ayrıntıları okunmak için bizle dükkâna gelir. Öğlen saatlerinde yandaki kuruyemişçinin Güneş’i ile değiştirilir. Berber Osman’dan gelen Günaydın, Bulvar, Tan gibi daha sabun köpüğü haberlerin yer aldığı gazetelere şöyle bir bakılır. Cumartesi, dedem pek dükkâna gelmez, gazetelerinde özel ekleri olur. Amcamla bütün gazeteleri alırız. Okur, mizah eklerine bol bol güler sevdiğim haberleri keser biriktirirdim. Gazete sadece hayatımızı geliştirip, farklı bakış açılarına sahip olmamızı değil yaşamımızı kolaylaştıran bir araçtır. Bir gazete ile birçok şey yapılabilir.
GAZETENİN FAYDALARI…

Gazetenin, okuyup haberdar olmak, bulmacasını çözüp eğlenmek dışında birçok faydası vardır. Bir çırpıda sayalım mı?
Kuponlar kesilir bir sürü eşyaya sahip olunur. Bir dönem televizyon bile verilmişti. Sabah gazetesi ilk çıktığı yıllarda bu promosyon çalışması artmış insanlar evlenecek kızlar çeyizini kuponla düzmüştü. Kuponlar kesilince gazete dörde bölünür, paket kağıdı gibi kullanılırdı. Manav Ahmet ağabeye kese kağıdı yapar harçlığımızı çıkarırdık. İki kuyruklu muhteşem uçurtmaları da gazete kağıdından yapardık. Gazeteyi sıcak suda eritip, beyaz tutkalla karıştırarak masklar, heykeller yaratırdık... Mükemmel bir temizlik aracıdır, dükkânın camlarını bezle değil gazete ile silerdik lekesiz pırıl pırıl bir vitrine kavuşurduk. Maça gittiğimizde okunmuş gazeteyi yarı fiyatına alır. Okuyup minder ya da şapka yapardık. Geçen gün Karabağlar Halk Eğitim Merkezi defilesinde mankenin üzerinde gazeteden yapılmış elbisesini görünce ayakta alkışlamıştım. Çocukken amcam ve tayfası ile kovboyculuk oynarken, Kızılderili kıyafetleri gazeteden oluşurdu. Silah ve kılıç yapardık. Yeni doğan bebeğin ilerde bakması için o günün gazetelerini almak arşivlemek de çok güzel bir hediyedir. “Büyüyünce, gör bak sen doğunca dünya nasıldı?” deriz. Öğlen yemek yerken sofra bezimiz olur hem yer hem bilgimizi arttırırdık. Badana yaparken yerlere serilir halıya boya damlaması engellenirdi. Sobayı tutuşturmak için gazete küçük parçalara ayrılır ince odunların arasına serpiştirilirdi. Çeyize kaldırılacak eşyalar kırılmasın diye gazeteye sarılırdı. Ayakkabılar, çantalar modeli bozulmasın diye içi gazete parçaları ile doldurulur. Yerler silindikten sonra çamur olmasın diye gazete serilir. Pilav demlensin diye gazete kağıdı kapağın altına konur. Ev taşınırken bardaklar gazeteye sarılır. Dolapların içine gazete serilir. Külah yapılır içine çiğdem konur kordona çıkılır kabuklarına da bir başka külah ev sahipliği yapar. Sahilde içilen meşrubat gazeteye sarılır. Hem içilir hem de dertleşilir. Evde can dostlarımıza minder olur. Bazen yelpaze bazen de sinek kovucu olur. Bekar evinde perde yerine geçer. Camda spor sayfalarını okumak ayrı bir keyiftir. Anahtar deliği, kapı aralıkları gazete ile kapatılır. Kısaca gazete haberdar etme dışında daha birçok derde derman olur. Yani her evde gazeteye ihtiyaç vardır.
BAYRAM GAZETESİ…
Sabah Gazetesi’nin muhalefetine kadar Cemiyet, Bayram Gazetesi çıkarırdı. Alışkanlığınız olan gazetelerden farklı olsa da faydaları aynıydı. Sabah gazetesi değişik isimlerle bayramda çıkınca diğer bayram tüm gazeteler çıkarken bir daha Bayram Gazetesi çıkmadı.
YENİ BİR SES...

Dostlarım Seher Onay ve Esin Vardar güçlerini birleştirerek, habercilikte kendi kanatlarıyla uçmaya başladılar. Kurdukları EGE 360 ile doğru ve hızlı habercilik yapmak istiyorlar. Seher ve Esin yıllardır bu sektöre emek vermiş isimler... Farklı kuruluşlarda başarılı işler yaptıktan sonra kendi işlerinin patronu oldular. Bu dönemde yola çıkmak zor. Gazetecilik yel değirmenleriyle savaşmak,iğne ile kuyu kazmak gibi... “Hep öveceksin, hatamı göstermeyeceksin” diye düşünen kanaat önderleri arttı. Oysa dost acı söyler, eleştri kendini düzeltmeni sağlar. Sana ayna tutanın kıymetini bilmek gerek. İki kraliçe doğru, dürüst, tarafsız ve objektif yayıncılık yapacaklar. Engel olmaya çalışacakların da üstesinden gelebilecek 100 kaplan gücünde yürekleri var. Bu ikili her yerde karşınıza çıkmaya devam edecek. Gülen yüzleri hiç solmasın. Yolları her daim açık olsun. Açılıştaki misafirlerinin ilgisi hep sürsün...
AÇIN RADYONUZUN SESİNİ VE DAİMA GÜLÜMSEYİN...

Radyo Ege’de; 13 Temmuz’da bir yaş daha gençleşen Kraliçemiz, Minik Serçemiz, Sezen söylüyor. Nice yıllara Kraliçem… “Tutuklu” gazeteci dostlarımıza gelsin,nedense? “Ben sende tutuklu kaldım/ Kendi hayatımdan çaldım/ Yedi cihan dolandım/ Bana mısın demiyor”