Siyasetin dili söz olmalıdır.
İkna olmalıdır.
Hoşgörü olmalıdır.
Tekme ise siyasetin değil, öfkenin dilidir.
Türkiye’nin hafızasında silinmeyen görüntüler vardır.
Bunlardan biri de 13 Mayıs 2014’te Soma’da yaşandı.
301 madencimizi toprağa verdiğimiz büyük facianın ardından, dönemin Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in yerde bulunan bir madenciyi tekmelemesi, yalnızca o günün değil, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin en acı sembollerinden biri haline geldi.
O görüntü, kamu vicdanında derin bir yara açtı.
Çünkü insanlar, acının yaşandığı bir günde devleti şefkatle görmek isterken, karşılarında sertliği gördüler.
Aradan yıllar geçti.
Hak arayan işçiler yürüdü.
Emekliler meydanlara çıktı.
Çiftçiler traktörleriyle yolları doldurdu.
Öğrenciler geleceklerini savundu.
Çoğu zaman karşılarında polis barikatını, copu ve sert müdahaleyi buldular.
Bu yüzden “madenciye tekme” yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değildir.
Devlet gücünün vatandaşa karşı kullanıldığı her görüntüde yeniden hatırlanan bir simgedir.
Ne yazık ki bugün benzer görüntüler yalnızca iktidar çevresiyle sınırlı kalmıyor.
Değişim iddiasıyla siyaset yapanların da aynı görüntülerle gündeme gelmesi toplumda hayal kırıklığı yaratıyor.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan görüntülerde Yeni Parti’nin önde gelen isimlerinden, Milletvekili Mustafa Sarıgül’ün kendilerine itiraz eden bir gence, koşarak şiddetli bir tekme savurması af edilemez.
Cuma namazından çıkmışsın, bir milletvekilisin, o kişi kötü bir söz söylese dahi senin vatandaşa tekme savurma hakkın olamaz.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan hakaretlerin yüzde 1’i bu kişilere yapılsa demek ki silaha davranacaklar.
Siyaset yapan eleştiriye tahammüllü olacak. Hele eleştiriyi yapan vatandaş ise…
Çünkü siyasetçinin en büyük silahı ayağı değil, yumruğu değil fikridir.
En büyük gücü öfkesi değil, sağduyusudur.
Yıllarca “madenciye tekme”yi eleştirenlerin, bugün benzer görüntülerle anılması kimseyi mutlu etmez.
Vatandaşın beklentisi, yeni tabelalar değil; yeni bir siyaset anlayışıdır.
Eleştiriye tahammül eden…
Protestoya saygı duyan…
İnsana değer veren bir siyaset.
Tekme atanın partisi olmaz.
Tekmenin ideolojisi olmaz.
Tekme, kime atılırsa atılsın yanlıştır.
Çünkü demokrasi; vatandaşı susturmanın değil, onu dinlemenin rejimidir.
Bu ülkenin artık tekme atan siyasetçilere değil, uzlaşmayı bilen devlet insanlarına ihtiyacı var.
Aksi halde değişen yalnızca isimler olur.
Zihniyet ise hep aynı kalır.