Cumhuriyet Halk Partisi, 102 yıllık tarihinde çok badire atlattı. Kapatıldı… Mallarına el konuldu… Yöneticileri hapse atıldı… Darbeler gördü… İç tartışmalar yaşadı…
Ama her defasında ayağa kalktı.
Çünkü CHP’yi ayakta tutan yalnızca genel başkanları değil, ona sahip çıkan üyeleri ve örgütleriydi.
Bugün ise CHP, tarihinin en ağır sınavlarından birini yaşıyor.
Mahkeme kararlarıyla başlayan süreç, siyasi tartışmalarla büyüdü; sonunda parti bölündü ve yeni bir siyasi hareket ortaya çıktı.
Bu ortamda CHP’nin eski yöneticilerinden, 22. Dönem İstanbul Milletvekili Ali Kemal Kumkumoğlu’nun yayımladığı mektup dikkatle okunmayı hak ediyor.
Çünkü o, taraf olmaktan çok tanıklık yapıyor.
Kurultay sürecinin daha ilçe kongrelerinden itibaren yanlış bir yöne sürüklendiğini gördüğünü söylüyor.
Kaygılarını dönemin etkili isimleriyle paylaştığını, ayrışmanın partiye zarar vereceğini anlattığını ifade ediyor.
Ancak kişisel hesaplar, ekip mücadeleleri ve iktidar yarışı, sağduyunun önüne geçmiş.
Sonuç ortada…
Bir yanda CHP…
Diğer yanda CHP’den ayrılarak kurulan yeni bir parti…
En çarpıcı cümleyi ise şu soruyla kuruyor:
“Herkes giderse, geri dönülecek CHP kalacak mı?”
Bu soru yalnızca CHP’lilere değil, siyaseti önemseyen herkese yöneltilmiş bir sorudur.
Çünkü siyasi partiler, otel değildir.
İstenildiğinde girilip çıkılan geçici adresler de değildir.
Terk edilen, şartlar düzelince dönülen ve koltuk kapılan yerler asla değildir.
Onlar, fikirlerin ve mücadelelerin kurumsal hafızasıdır.
Kumkumoğlu’nun üzerinde durduğu bir başka nokta da butlan kararının sonuçlarıdır.
Ona göre kazanan ne Kemal Kılıçdaroğlu’dur ne de Özgür Özel…
Asıl kazanan, muhalefetin bölünmesinden siyasi çıkar sağlayan iktidardır.
En büyük kaybeden ise Cumhuriyet Halk Partisi ve ona umut bağlayan milyonlarca insandır.
Bu tespit üzerinde düşünmek gerekir.
Çünkü siyaset, yalnızca haklı çıkma yarışı değildir.
Bazen haklı olsanız bile sonuç ülkeye zarar veriyorsa, dönüp yeniden düşünmek gerekir.
Bugün farklı düşünen CHP’liler olabilir.
Kılıçdaroğlu’nu destekleyenler de…
Özgür Özel’i destekleyenler de…
Her iki isme de mesafeli duranlar da…
Demokrasinin gereği de budur.
Ancak hiçbir görüş ayrılığı, yüz yılı aşan bir siyasi çınarın dallarını kendi ellerimizle kırmayı haklı gösteremez.
Eleştirmek başka şeydir.
Terk etmek başka…
Değişim istemek başka…
Yıkıma ortak olmak başka…
Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bir siyasi parti değildir.
Cumhuriyet’in kurucu iradesini temsil eden tarihsel bir kurumdur.
O nedenle CHP’yi savunmak ya da eleştirmek kişiler üzerinden değil, kurumun geleceği üzerinden yapılmalıdır.
Ali Kemal Kumkumoğlu’nun mektubunun en önemli yanı da budur.
Kişileri değil, kurumu merkeze koyuyor.
Çünkü biliyor ki…
Liderler değişir.
Yönetimler değişir.
Siyasi rüzgarlar yön değiştirir.
Ama kurumlar yıkılırsa, onları yeniden ayağa kaldırmak yıllar alır.
Siyasette bazen gitmek alkış getirir.
Kalmak ise bedel ödetir.
Fakat tarih, çoğu zaman alkışlananları değil; zor zamanda kurumuna sahip çıkanları yazar.