Bazı insanlar vardır; bir kente başkanlık etmez, onu yaratır.

Bazı kentler vardır; bir insanla anılır.

Yılmaz Büyükerşen işte böyle bir isimdi.

O bizim öğretmenimizdi.

Sadece dersliklerde değil; sokakta, meydanda, müzede, tiyatro salonunda, parkta, tramvay durağında…

Binlerce öğrenci yetiştirdi.

Yetinmedi.

Bir kuşakla sınırlı kalmadı; bir kenti yetiştirdi.

Betondan ibaret olmayan bir şehir hayal etti.

Kültürle, sanatla, bilimle nefes alan bir kent kurdu.

Bozkırın ortasında “olmaz” denileni oldurdu.

Çocukluğumuzun çamurlu sokaklarından, turizm kenti Eskişehir’i.

Eskişehir bugün;

gençlerin kaçmak istemediği,

kadınların daha özgür yürüdüğü,

sanatın süs değil ihtiyaç olduğu bir kentse, bunun arkasında akademisyen aklı, öğretmen sabrı ve aydın cesareti vardır.

Mihalıççık’ta, Yunus Emre’nin toprağında, Yunus Emre adına verilen bir onur ödülünü alırken söyledi son sözünü.

Sessizdi.

Vakurdu.

Tam da ona yakışır biçimde…

“Şu andan itibaren siyaseten kendimi emekli ediyorum.”

Bu cümle bir veda değil sadece;

bir dönemin kapanışıydı.

Siyaseti bıraktığını duyurdu.

Oysa siyaseti bırakması gereken onca işe yaramaz varken…

Gitmesi gerekenlerin değil, kalması gerekenlerin adını taşıyordu.

O, siyaseti hiçbir zaman bir rant alanı olarak görmedi.

Siyaseti; eğitimin, sanatın, insan onurunun hizmetine verdi.

Yunus Emre’yi bir slogan değil, bir yaşam felsefesi olarak okudu. Mustafa Kemal Atatürk sevgisini nutuklarda değil, kent planlarında gösterdi.

Elbette tartışmalar oldu.

Elbette suçlamalar, iddialar, yargı süreçleri gündeme geldi.

Ama zaman, kimin ne için yaşadığını mutlaka kayda geçirir.

O, adını asfalt metreleriyle değil;

çocukların gülüşüyle,

öğrencilerin umuduyla,

kentte hissedilen estetikle yazdırdı.

Yaşadığı sürece saygıyla anılacak.

Çünkü saygıyı makamdan değil, emekten üretti.

Çünkü arkasında bitmeyen vaatler değil, ayakta duran bir şehir bıraktı.

Sonrası mı?

Sonrası tarihin işi.

Adı;

bir dönemlik siyasetçi olarak değil,

“Bir kent yaratan insan” olarak anılacak.

Ve biliyoruz ki;

takvimler eskise de,

kuşaklar değişse de,

o isim yüzyıllar boyunca yaşayacak.