2025 bitti.
Ama ekonomi bitmedi.
Daha doğrusu, iflas etmeden ayakta kalmaya çalışanların sayısı patladı.

Geçen yıl mahkemeler 2 bin 817 dosya için konkordato geçici mühlet kararı verdi.
Bu rakam bir istatistik değil, tarihi bir zirve.

Öyle ki;
2025’te verilen konkordato sayısı, 2022, 2023 ve 2024’ün toplamını bile geçti.
Üç yılın toplamı: 2 bin 646
2025 tek başına: 2 bin 817

Bu tabloyu ilk kez görmüyoruz.
Ama bu kadar sertini ilk kez yaşıyoruz.

Ekonomim’den Merve Yiğitcan’ın haberine göre;
sadece konkordato değil, iflas kararları da rekor kırdı.
2025’te 247 şirket iflas etti.

Aralık ayında verilen 282 konkordato geçici mühleti, aylık bazda en yüksek üçüncü veri olarak kayda geçti.
Yani yıl sonu geldi diye bir rahatlama olmadı;
kriz hız kesmedi.

*

YILLAR ÖNCE

Bu haber beni yıllar öncesine götürdü.
Takvimler 1986 yılını gösteriyordu.
Güneş Gazetesi’nden
Yeni Asır Gazetesi’ne transfer olmuştum.
Serbest muhabir olarak çalışıyordum; çok sayıda manşet haberde imzam vardı.

Bunlardan biri şuydu:
“İşçi Selahattin konkordato ilan etti.”

O yıllarda da konkordato yeni yeni konuşulan bir kavramdı.
Şirket sahipleri, “Borcumuz borç ama ödeyemiyoruz” diyerek alacaklılardan süre istiyordu.

Ben de Torbalı’da Tariş’te çalışan Selahattin adlı bir işçiyi buldum.
Neredeyse uçan kuşa borcu vardı.
Maaşının büyük bölümüne haciz konulmuştu.

Bir dilekçe yazdık.
Torbalı Adliyesi’ne başvurduk.
Şirketler gibi konkordato istedik.

Selahattin abi mahkemede şunu söyledi:
“Borcum borç ama erteleyin.”

Mahkeme davayı reddetti.
Patrona tanınan hak, işçiye tanınmadı.

Sonradan hâkimle konuştum.
Bana aynen şunu söyledi:
“Bu davayı kabul etseydik, Türkiye’de kimse kimseye borcunu ödemezdi.”

Haberim ertesi gün Hürriyet Gazetesi ekonomi sayfasında birinci sayfadan anonsla yayımlandı.
Gazeteci deyimiyle, “haberim kazınmıştı.”
Ve bu haber sayesinde, Hürriyet’in efsane genel yayın yönetmeni rahmetli Çetin Emeç’in dikkatini çekip, o dönemin en büyük gazetesine transfer oldum.

Şimdi bugüne dönelim.

*

KİMLER ÇÖKÜYOR?

Konkordatoların sektörel dağılımı, ekonominin neresinden kan kaybettiğini açıkça gösteriyor;
yani kimler kelimenin tam anlamıyla çöküyor:
• Tekstil ve hazır giyim: 234 dosya
• İnşaat: 134 dosya
• Metal ürün imalatı: 84 dosya
• Sebze–meyve toptancıları: 58 dosya
• Gıda sektörü: 56 dosya

Bu tablo tek cümleyle şunu söylüyor:
Üreten de, satan da, besleyen de zor durumda.

Bu veriler, Konkordatotakip.com’un
Basın İlan Kurumu kayıtlarından derlendi.

*

SİSTEM TAKİP DIŞI

Tam bu noktada bir başka haber devreye giriyor.
Para transferlerine şeffaflık getirmesi beklenen MASAK düzenlemesi ertelendi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu,
200 bin TL ve üzerindeki EFT ve havalelerde açıklama zorunluluğu getirecekti.

Ama olmadı.

Neden?

Teknik altyapı hazır değil.

Reuters’e konuşan bankacılık kaynaklarına göre:
• Banka ekranları hazır değil
• Ortak işlem amacı sözlüğü yok
• Veriler MASAK’a anlık ve standart biçimde aktarılamıyor

Sonuç:
Kara parayla mücadelede kritik adım ileri bir tarihe ertelendi.

Belki de mesele teknik değil.
Belki de altyapı bahanesi sadece bir perde.
Belki de kara parayla mücadele, gerçekten ertelenmesi gereken bir şey olarak görülüyor.

Çünkü insan şunu sormadan edemiyor:
Bankalar dijital kredileri saniyeler içinde tanımlayabiliyor,
müşterinin harcama alışkanlığını anında analiz edebiliyor,
vergi borcunu, icra takibini, kredi notunu eş zamanlı görebiliyor…

Ama konu 200 bin liranın üzerindeki para transferinin neden yapıldığını sormaya gelince,
bir anda herkes “teknik olarak hazır değiliz” diyor.

Oysa teknik olan yapılır.
İrade olan yerde altyapı bahanesi tutmaz.

Eğer binlerce firma borcunu ödeyemediği için konkordato kapılarını aşındırıyorsa,
ama büyük para hareketleri hâlâ sis perdesi arkasında kalıyorsa,
burada geciken yalnızca bir yazılım değildir.

Belki de geciken şey,
kimin parasının, ne kadarının, nereden gelip nereye gittiğini gerçekten bilme isteğidir.

Ve belki de bu yüzden,
konkordato hızla artarken,
para takibi ağır ağır ilerliyor.

*

ÇELİŞKİ ORTADA

Bir yanda:
• Şirketler konkordatoya koşuyor
• İflaslar artıyor
• Reel sektör nefessiz

Diğer yanda:
• Yüksek tutarlı para transferleri hâlâ yeterince izlenemiyor
• Şeffaflık “teknik gerekçe” ile erteleniyor

Soru basit ama yakıcı:
Ekonomi boğulurken, para nerede nefes alıyor?

Eğer binlerce firma borcunu ödeyemez hâle gelmişse,
ama büyük paranın hareketi hâlâ tam izlenemiyorsa,
burada mesele sadece ekonomik değil, yapısaldır.

*

SON SÖZ

Konkordato artık istisna değil, rutin.
İflas artık sürpriz değil, beklenen son.

Ve ne yazık ki;
Şirketler mahkeme kapılarında mühlet ararken,
devlet para hareketlerinde hâlâ “hazırlık aşamasında.”

Unutmayalım:
Bir ülkede ekonomi rakamlarla değil,
iflaslarla konuşmaya başladıysa,
orada çoktan geç kalınmıştır.

Ve olan;
milyonlarca çalışana, emekçiye,
kısacası halkımıza olmaktadır.