Tarih, her zaman geçmiş olayları anlatmaz; anlattığı coğrafyada yaşayan insanların, milletin geleceğini de şekillendirir. 18 Mart Çanakkale Zaferi işte tam da böyle bir atlama noktasıdır. Bu savaş, sadece bir savaş değil, bir milletin kendi varlığını korumak için gösterdiği en güçlü anlardan birisidir. Bugün kurtuluş hikayemize baktığımızda, bu savaşın en önemli sayfalardan birisi olduğunu görürüz.
Çanakkale geçilmez!
Tarihin en kanlı, en azametli savaşlarından birisi olan Çanakkale Savaşı, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi üç büyük devletlerin buraya yığdığı zırhlılar ve yaklaşık üç yüz bin askere rağmen bizim başarımızla sonuçlanmıştır. Bu zafer sonucunda iki yüz elli bin kadar vatan evladımızı savaş anında, yüz elli bin kadar vatan evladımızı da hastanelerde olmak üzere toplamda dört yüz bin evladımızı şehit verdik. Bugün hala bu topraklarda yürürken bu büyük kaybı iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz.
Yıl 1915… I. Dünya Savaşı devam ederken Çanakkale bir savaşla birlikte bizler için bir kader kapısıydı. İtilaf devletleri bu kapıyı zorlayıp, niyetlerinde İstanbul’u da işgal edip, boğazları ele geçirmek ve Rusya’ya yardım götürmek vardı. Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak için yapılan her plan ise Anadolu insanının vatan toprağı olduğunda gösterdiği direniş ile karşı karşıya kaldı.
Bu savaşta savaşan vatan evlatları, farklı şehirlerden gelmiş, kimisi çiftçi, kimisi öğrenci, kimisi ise hayatının baharında olan askerlerdi. Bu inanç ise modern askeri teçhizatları karşısında daha güçlü bir savunma hattı oluşturmuştur.
Bu savaşta parlayan isimlerden birisi de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun askeri dehası ve liderliği, bu savaşın gidişatında belirleyici olmuştur. Ama bu savaşın asıl kahramanı cephede omuz omuza duran binlerce vatan evladımızın fedakarlığıydı. Bugünümüzü borçlu olduğumuz aziz şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.
Bu savaşla birlikte Türk milletinin kendine olan güveni yeniden kazanılmıştır. Osmanlı’da yıllarca süren savaşların yorgunluğuna karşı ‘biz hala buradayız’ denilebilmiştir. Bu ruh ile birlikte yıllar sonra başlayacak Kurtuluş Savaşımızın temeli oluşturulmuştur. Bu savaş ile birlikte ulusal bilincimiz yeniden doğmuştur diyebiliriz. Millet olmanın bilinci bu savaşla birlikte kazanılmıştır.
Çanakkale Zaferi, sadece bu gazete kağıdında yazılanlar, ya da tarih kitaplarında yazılanlardan ibaret değildir. Bu savaş bu milletin ne zorluklar ve ne şehitler verilerek bugüne kadar geldiğinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl büyük fedakarlıklar üzerine kurulduğunu hatırlatır. Biz bu zafer ile bir milletin nasıl umutsuzluk içinde yeniden doğuşuna şahit olduk. Bu doğuş ile birlikte nasıl kendi geleceğini inşa ettiğini gördük.
Ne mutlu bana ki; 19 Ocak 1915’te kurulduktan sonra sevk edildiği Çanakkale’de Mustafa Kemal komutasında Arıburnu, Conkbayırı, ve Kocaçimen’de kahramanlık yazan 19. Motorlu Piyade Tümeni, bugün Balıkesir’in Edremit ilçesinde varlığını sürdüren tugayda askerlik yaptım. Dönemin tümeninde 57., 72. Ve 77 alaylardan 57’inci Alay’ın bütün personeli bu savaşta şehit olmuştur. Ayrıca bu tümen Çanakkale Savaşları’ndan sonra, 1. Dünya Savaşı’nda Filistin, Halep ve Galiçya’da da başarılı görevler yapmıştır. Bu tugaya girer girmez bambaşka hislere dahil oluyorsunuz. sanki şehitlerimiz ile selamlaşıyorsunuz. Burada askerlik yapmak büyük bir şeref ve onurdur benim için.
Ve bu Zafer bizi sürekli diri tutan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhunu besleyen en güçlü ortak tarihsel hafızamızdır.
*
İlber Hocama saygı ile…
Bir milletin geleceği, geçmişi ne kadar doğru anladığı ile ilgilidir. Tarih bilinci bir milletin yetişen nesilleri için ve geleceği için çok önemlidir. Türkiye’de bu hafızayı da diri tutan, tarihimizi bize en doğru şekilde anlatan ve bir tarih bilinci oluşmasını sağlayan en büyük otoritelerden biriydi İlber Hoca...
Prof Dr İlber Ortaylı, tarihi sadece üniversite sıralarında değil, toplum içine çıkıp bize karışıp gündelik hayata dahil olan bir anlatıcıydı. O özellikle Osmanlı Tarihi’ne getirdiği yorumlar ile herkesin daha dengeli bir değerlendirme yapmasına katkı sağlamıştır. O gezen, çok okuyan, birçok dil bilen bu yüzden de tarihi çok iyi okuyabilen ve aktarabilen bir otoriteydi. Samimi kurduğu dil ile yediden yetmişe herkese ulaşmaya çalışan, davet edildiği her yere yetişmeye çalışan ve tüm bilgilerini paylaşmak için fedakâr bir entelektüeldi. Türkiye sadece bir ismi kaybetmedi. Büyük bir entelektüelini, büyük bir hazineyi, hafızasını, yerine kimseyi koyamayacağımız bir hocasını kaybetti. O sadece bir hoca değil, geçmişimizle bugün arasında köprü kuran güçlü bir hafızaydı. Yazmış olduğu birçok kitabı okumuş biri olarak üzüntümü ne kadar dile getirsem azdır.
Bize tarihi sevdiren büyük çınar… Bize öğrettikleriniz için teşekkürler hocam. Rahat uyuyun.
*
MUTLU BAYRAMLAR...
Bayram geldi. Eskiden bayramlar gelmeden heyecanımızı gizleyemezdik. Gerçekten bayrama özel giyişiler alır ve heyecanla giyeceğimiz günü beklerdik. Örf adetlerimiz vardı, geleneklerimiz göreneklerimiz vardı. Saygı vardı, paylaşmak vardı. Şimdilerde hiçbir şey kalmadığı gibi uygulayanlarda sanki küçümsenir gibi oldu. Kimsenin kimseye gitmediği, büyüklerimizin evinde bayram sofralarının kurulmadığı ve çocuk seslerinin olmadığı bayramlar yaşıyoruz artık. Belki bazılarımız hala eski bayramları yaşıyor ancak bunun da çok az olduğunu biliyoruz. Dünya da savaşların her geçen gün arttığı ve şiddetlendiği, barışın konuşulmadığı, çocukların öldüğü bir bayram n e kadar mutlu geçebilir desek de adettendir; herkese sevdikleri ile hayırlı, sağlıklı, barış dolu bir bayram diliyorum. Bayram sofralarında buluşmak üzere, iyi bayramlar.