Kabul edelim ki...
Ulu Önder Atatürk, gerçekten milletini çok iyi tanımış!
Bununla da kalmamış...
Sevgisini, aslanlar gibi içselleştirmiş...
“Türk milleti zekidir; çalışkandır...” özlü sözüyle...
Vatandaşı coşturmuş; bağrına basmıştır...
*
Aslında o coşku, kalplerde hala yaşıyor...
Nasıl yaşıyor?
İhlas Haber Ajansı’nın “hayatın içinden” bir İstanbul haberiyle...
Başlıyoruz...
*
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner...
Gazetecilerle sohbet ediyor...
Niyeti şu gerçeği anlatmak:
“Her başvuruda ilk basamak mutlaka aile hekimi olmalıdır!”
Aslında...
İstanbul İl Sağlık Müdürü Güner, yerden göğe haklı...
Ne var ki...
İleri yaştaki vatandaşların çoğu bu düzeni uygulamıyor ve...
Büyük olasılıkla...
“İçi hafiflesin...” diye...

Doğruca, evine en yakın devlet hastanesine gidiyor...
İşte o, İstanbul İl Sağlık Müdürü Güner...
Dünya tatlısı bir büyükanneyi bakın nasıl anlatıyor:
"Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti, sordum; (Alışkanlığım böyle!) dedi... Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var... Acilde sarı ve kırmızı alanda herhangi bir sıkıntı yok... Yoldan geçerken (Bir acile uğrayayım...) ya da (Pazara inmiştim, gelmişken bir de acile görüneyim!) diyenlerle karşılaşıyoruz... Aslanda vatandaşlar, evine ortalama yedi dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir...”
*
Dinleyen yok!
Neden?
Belli bir yaşın üstündekiler hem “alıngan” hem de acayip “tedirgin”...
Öyle ya...
Hazır markete gitmişken bi’de hastaneye uğrayıp...
Laf aramızda...
Hep aynı doktora gittiği için...
Sonsuz güveniyor ve...
O’nun tavsiyeleri ışığında...
İçini “ferahlatmak” ve “iyi bir uyku çekmek” istiyor...
Çok mu çok haksız o yaşını alan büyüğümüz?
*
Aslında...
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner...
Tatlı bir sitem ile başlasa da sözlerine...
Vatandaşların önce aile hekimliklerine başvurması gerektiğini...
Israrla dile getiriyor ve...
“Başımızı kaşıyacak zamanımız yok!” demeyi de unutmuyor...
Doğrudur ama...
Belli bir yaşın üstündekileri mutlu etmek de önemli bir görev!
*
Gelelim İzmir’e...
Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin nüfusu “4 buçuk milyon”u geçti...
İzmir ve ilçelerinde 21 hastane şifa dağıtıyor...
Ayrıca...
Türkiye’nin incisi güzel İzmir...
29 özel hastaneye... 65 tıp merkezine... bin 224 özel muayenehaneye... 924 diş hekimi muayenehanesine... 401 özel ağız diş sağlığı polikliniğine... 7 özel ağız diş sağlığı merkezine... 680 Optisyenlik müessesesine... 22 özel polikliniğe... 189 özel diş laboratuvarına... 829 tıbbi cihaz satış merkezine... Ve, 28 radyoloji görüntüleme merkezine sahip...
Mutlaka...
İstanbul’daki gibi...
“Bakkala giderken, bi’de hastaneye uğrayayım!”...
Diyerek şifa arayan mutlaka yüzlerce yaşını / başını almış büyüğümüz vardır ama...
Ne yapsın o Devlet Hastaneleri ve doktorları?
“Ah be teyze bu kadar çok gelme!..” diyerek...
Kapıdan mı çevirsinler 70 / 80 yaşındaki...
Anneleri, babaları, dedeleri, büyük anneleri?
Mutlu etmek bu milletin fıtratında yok mu?
*
Bitiriyoruz...
Bu sıkıntının altından biraz zor kalkılır...
Tek çare...
İleri yaşın tonton büyükleri...
Tabii ki, mutlu olsun...
Tamam ama...
Semtindeki Aile Hekimleri de...
O tatlı yaşlıları...
Mutlaka hastanelerdeki gibi kalpten karşılayacakladır...
En azından bir kez olsun...
Aile Hekimi ile buluşurlarsa...
Vallahi, bi’daha her gün hastaneye uğrarlar mı, merak ediyorum...
Nokta...
Hamiş: “Yaş alanlar biraz alıngandır; hekimler bu psikolojiyi iyi bilirler...”
Sonsöz: İstanbul, Ankara veya İzmir; hiç fark etmez... Bir yıl içinde 201 ülkeden 500 bin vatandaşın genel cerrahi, ortopedi, onkoloji hastalarının gelip şifa bulduğu bir Türkiye’den söz ediyoruz... Dünyanın güveni sonsuz ama ileri yaş hastalarımızın alıştığı doktora güvenmesi de çok güzel değil mi? Nokta... (İHA / Hasibe Karadağ / Emirhan Toplu katkılarıyla...)