Eskilerin ifadesiyle...
Türkiye’nin en sıkıntılı sorunları...
Belli bir yaşın üstündekilerin...

(*)“Meramını”...

Anlatamamasından kaynaklanır!

Neden?

Ya yalnız kalmışlardır...
Ya parasız kalmışlardır...
Ya da...
Büyük ihtimalle...
Dünyaya getirdikleri evlatları O’nlara arkalarını dönmüştür!
Hele, hele...
O evlatlar...
Gün gelir de...
Anacıkları / babacıklarını...
Hayatın son demlerinde...
Evlat sevgisinden yoksun bırakırlarsa!
Bu dünyanın tadından hayır gelir mi?
Tutun ki...
O genç evlilerden birinin annesi ya da babası...

Şu kadersiz dünyada yapayalnız kalırlarsa n’olur?

Kolay mı?
70’li, 80’li yaşların anne ve babaları için...
Bundan sonraki yılları?

“Ah; keşke birkaç yıl daha yaşayabilsek...”

Arzusu çok mu çok abartılı?

Torun – torba sahibi olmak onların da hakkı değil mi?

*

Bu duygusal girişin tek nedeni var...
Bugünün...
Yalnız kalmış emeklilerinin “acıklı” dramları!..

*

Neden acıklı?
Şundan acıklı...
Öyle bir noktaya geldik ki...
Bundan sonrası “Eyvah... Eyvah...”
Açıyoruz...

(**) “Pandora'nın kutusu”nu!

*

Gelişmeler acayip acıklı!
Sıkı durun...
ANKA’nın haberine göre...

Emekliler geceliği 200 liralık otellerde kalıyor!

Maaşları kiralık ev tutmaya yetmeyen emekliler...
Çözümü şöyle buldu:

Tuvalet ve banyonun olmadığı otel odalarında kalıyorlar...
Sıcak suyla banyo yapmak için...
En az 100 lira vermek zorunda olan emekliler...
O otellerde...

Geceliğine 200 TL'den başlayan ücretler ödemek zorundalar...

Neden?
Çünkü...
Büyük ihtimalle...
Evlatlarının yanlarında kalmak istemiyorlar...
Daha doğrusu...
Yine büyük ihtimalle...
Genç çiftlerin yuvası dar; “nohut oda-bakla sofa”...
Bi’de torun varsa...
Nereye sığsın büyük anne ile büyük baba?

*

İyi de...
Hayatlarının son demlerini...
Sözde “ucuz otel odaları”nda...
Sağlıksız ve yetersiz koşullarda geçirmek zorunda kalan...
Acıklı tablonun emeklileri gündeme düşünce...

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş...

Şu sözleri ile dikkatleri üstüne çekiyor:

“Günlerdir ifade edilen iddialar hakkında incelemeler yaptık...
Bahsedilen kişilerle de görüşüldü... İkna edilenlerin konukevi yerleştirmesini yaptık ama ikna etmek zorunda kaldık...
Üzülerek gördük ki; devletimizin sunduğu tüm imkanlara rağmen... Bireysel tercihler bilinçli olarak...
Vatandaşlarımızı yanıltmak amacıyla...
Toplumsal bir kriz gibi sunulmaya çalışıldı...
Devletin olduğu yerde kimse sahipsiz değildir...”

*

Bu kadar mı?
Hayır!
Sayın Bakan Göktaş’ın, şu final sözleri ilginç:

“Son günlerde yaşlı vatandaşlarımız ve emeklilerimiz üzerinden maalesef bir algı operasyonu yürütülüyor...”

*

Bitiriyoruz...
Otelde kalan bir emeklinin acıklı sözleriyle:

“Emekli aylığım 34 bin 500 lira ancak...
En düşük kira 20-25 bin liradan başlıyor...
Geriye kalan 14 bin 500 lira...
Elektrik, su, ısınma giderleri var...
10 bin lira da rahat oraya gider...
Yemek için mutfak için hiç bir şey kalmıyor...”

Başka ne desin, evsiz barksız bu emekli?

Nokta...

(*) “Meram”: Amaç / İstek...

(**) Pandora’nın Kutusu: Antik Yunan efsanelerinde geçen ve içinde kötülüklerin bulunduğuna inanılan sihirli kutu...

Hamiş: “Emeklilik, işte yaşamayı bırakıp, yaşamaya ve dahi çalışmaya başladığınız zamandır.../ Anonim...”

Sonsöz: “Torunlarımıza harçlık veremiyoruz; utanıyoruz... Çünkü, 14 bin 469 lira maaşla geçinmeye çalışıyorum... “ / İstanbul’da yaşayan bir emekli...”