Türk Kızılay’ının 81 ilde yurttaşlara sıcak yemek dağıtmaya başlaması, övünülecek bir “sosyal destek” haberi değildir. Bu tablo, ülkenin geldiği ekonomik eşiğin ilanıdır. Devletin asli görevi olan insanca yaşamı sağlama sorumluluğu çöktüğünde, yardım kuruluşları sahaya iner. Bugün yaşanan tam olarak budur.

Bir ülkede insanlar yardım kuyruğunda karın doyuruyorsa;
bir anne, çocuğuna “akşam ne yiyeceğiz?” sorusuna cevap veremiyorsa; çalışanlar bile ay sonunu getiremiyorsa…
o ülkede sorun bireyde değil, iktidardadır.

81 il detayı tesadüf değildir. Bu, yoksulluğun bölgesel değil, topyekün hale geldiğinin kanıtıdır. Artık “şu şehir daha kötü, bu şehir idare eder” denilebilecek bir tablo yoktur. Yoksulluk haritası, ülkenin tamamını kaplamıştır.

Ve evet, bu aynı zamanda ülkede erken seçimin yaklaştığının da göstergesidir.
Çünkü iktidarlar yardım paketlerini, sıcak yemek kazanlarını, koli dağıtımlarını sandık ufukta belirdiğinde büyütür. Yoksulluğu çözemediklerinde, onu yönetmeye çalışırlar. Yardım, sosyal devletin tamamlayıcısı olmaktan çıkar; siyasetin aparatı haline gelir.
Seçim yaklaşırken kesenin ağzı açılır, yardımlar çoğalır.

Üstelik aşevinden herkes yararlanamıyor.
Kızılay, aşevinden yemek alabilmek için yerine getirilmesi gereken şartları da sıralıyor. Yetkililer açıkça şunu söylüyor:
“Yurttaş, aç olduğunu kanıtlamak zorunda.”

Kimlik belgesi fotokopisi,
aile nüfus kayıt örneği / hanede yaşayan kişi bilgilerini gösterir belge,
yerleşim yeri ve adres belgesi isteniyor.

Yani açsan;
bunu belgeleyeceksin,
haneni ispatlayacaksın,
adresini göstereceksin,
sosyal incelemeden geçeceksin.
Yoksulluğun kanıtlanacak.

Sonra…
sana yemek verecekler.

Beni asıl üzen ise, Kızılay’ın bu aşevi faaliyetlerinin yandaş kanallara reklam verilerek, görüntülü propaganda malzemesine dönüştürülmesidir. Yoksulluk gösteriye, açlık reytinge çevrilmektedir.

Unutmayalım:
Yardım alan bir toplum minnet duyar.
Haklarını alan bir toplum ise hesap sorar.

Bugün kazanlar kaynıyorsa, yarın sandık da kaynayacaktır.
Bu ülke, yardım kuyruğunda değil, sandık başında son sözü söyleyecektir.

İnsanları aş kuyruğuna muhtaç edecek kadar yoksullaştıranlardan,
bu halk hesap mı soracak,
yoksa minnet duyarak oy mu verecek?

Yaşayarak göreceğiz.