Takvimler “2011” yılını gösteriyordu...
Günlerden 29 Nisan’dı...
Yani...
Neredeyse...
Bugünden tam 15 yıl önce...
Suriye’de “İç Savaş” başladığı için...
Azrail’in elinden kaçan Suriyeliler...
Selameti...
İşte, tam da o gün!
Türkiye'ye sığınmakta buldular...
252 kişilik ilk mülteci kafilesi...
Hatay, Reyhanlı'daki...
Cilvegözü sınır kapısından giriş yaptı...

Geliş o geliş(!)...

*

Hiç unutmuyorum…
O tarihten sonra...
Aradan “10 yıl” geçti...
2021 yılının Ağustos’uydu…
MHP lideri Devlet Bahçeli…
An itibarıyla, tam da o günlerde...
10 yıldır ekmeğimizi bölüştüğümüz Suriyeli göçmenler için…
Sanki…
Bugünleri hissetmiş gibi…
Şöyle demişti:

“Suriyeliler bize emanettir… Buna diyeceğim bir şey yoktur… Ama ilanihaye (sonsuza kadar) burada kalmaları mümkün değildir…”

Yılların tecrübesi Bahçeli’nin vurgusu doğruydu…
Her nedense…
Üstünde durulmadı...

*

Şimdi bizden kendi arzu ve istekleriyle “ufaktan” ayrılıyorlar…
Söyledikleri doğruysa(!)...
Vatanlarına dönüyorlar…

Teşekkür beklemiyoruz…

Ama…
Şimdi daha iyi anlıyoruz ki…
Dünyada…

“İnsan Mezbahası”…

Olarak anılan…
Bir girenin bi’daha güneşi göremediği…
Şam’daki “Seydnaya Hapishanesi”nin görüntüleri yayınlanınca…
Sadece bizim değil…
Dünya’nın nutku tutuldu…
Amerika Birleşik Devletleri…
Başşar Esad rejiminin Suriye’de…
O “dünyaca meşhur” hapishanede (!) binlerce insanı…
Fırınlarda yaktığını açıkladı…
O görüntüler…
Dünyaya yayılınca…
Özellikle…
Türkiye’ye sığınan…
Ekmeğimizi paylaştığımız…
Vatandaş yaptığımız…
Suriyelilere…
Bi’ölçüde de olsa…
Hak vermemek elde değil…

*

Acıklı hikayeyi geriye saralım…
Esad’dan kaçanlar…
Bize sığındılar…
Aslında rüyaları Avrupa’da yaşamaktı ama…
Bazıları bizi “yol geçen hanı” gibi değerlendirdiler!
Bütün paralarını lastik botlara döktüler…
Bizim sahillerden…
Ege Denizi’nin serin sularına, çılgın dalgalarına…
“Bana mısın?” demeden…
Ver elini; önce Yunanistan’a…
Oradan da Avrupa topraklarına…
Demeye kalmadı…
“Çağın en büyük göçü”nü engellemek için…
Avrupa bize “bekçi” unvanını yakıştırdı!
Üstelik bedava da değildi…
Ballı bir ödeme için de söz verdiler:

“Biz size para veririz; sakın Suriyelileri bize geri yollamayın!”

Elimizden geleni yaptık…
Kaçak mültecileri toplamak uğruna…
14 yıl gece - gündüz…
Ege Denizi’nde botları batan Suriyelileri…
Azrail’in kucağından çekip aldık…
Üstelik hala...
Onları ölümden kurtarmaya devam ediyoruz!
Bunun karşılığında…
Avrupa Birliği Türkiye’ye “6 milyar Euro” toka etti!
Biz de…
Bu parayla yol, köprü, havalimanı filan yapmadık!
Binlerce garip-guraba Suriyeli’ye harcadık…

Helal-i hoş olsun…

Bitmedi; devamı var:
Avrupa Birliği Komisyonu, geride bıraktığımız 2025 yılı için de...
Suriye'ye 235 milyon euroluk insani yardım sözü verdi...

*

Ne var ki...
Azrail’in elinden kurtulup...
Çoluk – çocuk...
Türkiye’ye geçmeye çalışan Suriyeliler’den
En az “20 bin”i...
Ege Denizi’nin serin sularında can verdi...
Bu rakam...
Hürriyet’e ulaşmanın acı bedeli olarak yıllarca anılacak...

*

Vatanlarına dönen Suriyeler’in yanı sıra...
Türkiye’de yaşamaya karar verenlerin sayısı da az değil...
An itibarıyla...
Geçici Koruma kapsamında bulunup…
Türk vatandaşlığını kazanan Suriye uyruklularının sayısı…

“240 bin”…

Bunların 105 bine yakını çocuk…
Onlar artık bizden biri…
Eğitim görecekler…
Meslek sahibi olacaklar…
Eğer…
Yaşadıklarını unutmazlarsa (!)…
Bu güzel vatanın…
Birer parçası olacaklar…

Onlara gözümüz gibi baktık...
Lokmamızı paylaştık...
Kız verdik, damat aldık...

*

Ve…
Hala onlarla iç içe yaşıyoruz…
Yakında…
Büyük ihtimalle...
İyice “onlarsız”(!) kalacağız…
Ne var ki…
Türkiye’yi bizim gibi “vatan” olarak kabul eden Suriyeliler…
Belli ki…
86 milyonluk Türkiye’nin nüfusunu…
Çoğaltmaya (!) devam edecek…
Bu kesin…

*

Bugünkü “Suriyeli Misafir” tablosu ise hayli ilginç...
Örneğin...
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya...
Göreve geldiği 4 Haziran 2023’den bu yana...
2 bin 147 Suriyeli’nin vatandaş yapıldığını...
Kendi döneminden önce ise...
238 bin 697 Suriyeli’nin vatandaş olduğunu açıkladı...

*

Çok değil, birkaç ay önce...
“Serhat Kilis Gazetesi”nde...
Yıllar önce Türkiye’ye sığınan Suriyeliler’in...
Memleketlerine dönünce seslendirdikleri acıklı vedaları var...
Çok çarpıcı...
Özetleyerek sunuyorum:

“ŞİMDİ ÇOK ŞEYİN
KIYMETİNİ GEÇ ANLADIK!”

“Türkiye’de her şey düzenliydi; hastanede ücretsiz tedavi görüyorduk... Çocuklarımız okula gidebiliyordu... Elektrik kesintisi bilmezdik, internet vardı, yollar tertemizdi... Burada ise her şey eksik... Elektrik günde sadece birkaç saat geliyor, iş bulmak neredeyse imkânsız... Market rafları bomboş, sokaklar karanlık… Türkiye cennet gibiydi... Buraya geldik, ne evimiz kaldı ne umutlarımız... Türkiye bize sadece geçici bir yuva değil, huzur verdi... Komşularımız Türk’tü, bizimle ekmeğini paylaştılar... Çocuklarımız orada doğdu, orada büyüdü... Keşke hiç gelmeseydik. Türkiye’nin kıymetini şimdi daha iyi anlıyoruz... Türk halkına selamlarımızı iletiyoruz... Türkiye gibi bir ülkenin kıymetini bilsinler... Biz çok geç anladık...”

Bitiriyoruz...

Türkiye’de halen...
Kaçaklar hariç...

2 milyon 381 bin Suriyeli var...

Aslında o gelişler...
Sadece Esad’dan kaçış değildi...
Bir nevi…
Ölümün soğuk nefesinden kurtuluştu...
Ve…
Hala onlarla iç içe yaşıyoruz…
Yakında…
İyice “onlarsız” kalacağız…
Ne var ki…
Türkiye’yi bizim gibi “vatan” olarak kabul eden Suriyeliler…
Belli ki…

86 milyonluk Türkiye’nin nüfusunu…
Çoğaltmaya (!) devam edecek…

Bu kesin…
Hayırlısı…

Nokta...

Hamiş: Mesela, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, “Savaş bitti, geçici koruma kararı da kaldırılsın, misafirlik bitsin... Geri dönenlerin oranı yüzde 15’i bile bulmadı..” diyor... Ve yine mesela; İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş de “Rejim değişikliği sonrası Suriyeliler’in ülkemizde bulunma zorunluluğu ortadan kalktı” açıklaması yapıyor...

Sonsöz: “Evinize dönme isteği çekici gelebilir; nasıl bir yer olduğunu hatırlayamasanız bile... / Ülkelerine dönen Suriyeliler’in son sözleri...”