25 Şubat, belleğimde yıllardır hep Sabahattin Ali’nin doğum günü olarak yer etmiştir. Hatta kızı Filiz Ali’yi arayıp konuştuğum bile olur.
Diğer 25 Şubat’a gelince…
25 Şubat 2006’da Manisa/ Yuntdağı’ndaki Maldan köyünde 13. Kütüphanemizi açmıştık. Öcal Uluç, Efdal Sevinçli, Mehmet Rayman, Salim Çetin, TKD İstanbul Şube Başkanı Berin Küçükcan ve arkadaşları, Vedat Peker albayım, Hüseyin Peker ve Manisalı kitapseverlerle…
Kütüphane önüne de o gün Kazım Şeyhoğlu, Mahmut Makal, Cahit Arf ve Burçin Büke adlarına da çam, çınar ve ıhlamur fidanları dikmiştik.
Maldan’la ilgili hiç unutamayacağım bir anım da var.
Açılış sonrasında TRT ekibiyle çekim için köye gitmiştik. (O günlerin haber müdürü Cengiz Güven’i nasıl anımsamam, onu sevgiyle nasıl anmam ki… O günlerin TRT’si hep elimizden tutuyordu.)
Köye girişte onlarca çam fidanı dikildiğini görmüştüm. 300 kadarmış öğrendiğime göre… Her birine ad vermeleri önerisinde bulunup aklıma gelen bazı adları sıralamayı da ihmal etmedim: Orhan Kemal, Kemal Nehrozoğlu, Öner Yağcı, Gazi Yaşargil, Ruhi Su, Fakir Baykurt, Thomas Edison, Toriçelli gibi… Kahvede solumda oturan biri Edison’a itiraz edip ‘’ Fethullah Gülen de olsun! ‘’ dedi.

Üşenmeden, Edison’un Amerikalı olduğunu ama Müslüman demeden Hıristiyan demeden tüm insanlığa hizmet ettiğini, onun ışığından yararlanıp adına itiraz etmenin nankörlük olacağını anlattım uzun uzadıya…
O gün Maldan’da üç saat kadar vakit geçirdik.
Araca bindik, tam ayrılıyoruz. Beni çok mutlu eden o bir çift söz ne miydi:‘’Edison’un da adı yazılsın hoca! ‘’Kütüphane açılışı sonrası İzmir’e, eve ulaştığımda vakit akşam olmuştu.
Duştan çıkıp kurulanıyordum ki zil çaldı. Gelen annemdi. ‘’Recai’m babanı kaybettik yavrum!’’
Canım babam belli ki kütüphanenin açılmasını, açılana kadar da keyfimizi kaçırmamaya çaba göstermişti. Üzülmemem için annem çok metin görünüyordu. Yüzünde gözyaşı bile yoktu.
25 Şubat’ta her 25 Şubat’ta olduğu gibi yine yanındaydım. Geride kalan o mutlu anılar geçti gözümün önünden… Sezonluğuna ev tuttuğumuz Dikili’deki yaz tatillerimiz, İzmir Devlet Tiyatrosu Konak Sahnesi’ndeki tüm oyunlara birlikte gidişimiz; müzeleri dolaştığımız, Eğit-Der’in Cumhuriyet Baloları, Eğitim-Sen dayanışma yemekleri, kütüphane açılışları…
Hepsinde vardı. Hele kütüphane açılışlarına gideceğimiz gün, sabahın erken saatinde eve gelir, ‘’ Hadi hazırlanın, geç kalmayalım.’’ derdi. Sanki benden daha çok heyecanlıydı.
Yıl 1972… Bülent Ecevit’in ‘Karaoğlan’ olduğu yıllar… Dağlara taşlara Ecevit’in adını yazdığımız günler… CHP İlçe Gençlik Kolunda yönetim kurulu üyesiyim. Köy köy dolaşıyoruz. Miting üstüne miting, araç konvoylarıyla şehir içi turlar… Partimiz, araç konvoyuna katılan araçların sahiplerine daha sonra benzin parasını ödüyor. Ben de böylesi bir konvoy turundan sonra partiye gideceğimi/ benzin parasını alacağımız söylediğimde beni bir kenara çekip uyardığı günü hiç mi hiç unutamıyorum. ‘’ Mağazadaki tabelamızda ne yazıyor bizim: Tüccar Kazım Şeyhoğlu. Biz o paraya mı muhtacız da gidiyorsun oğlum?’’
Maden-İş’in MESS’e karşı verdiği mücadelede İGD’nin bağış kampanyasına el veren Tüccar Kazım Şeyhoğlu!
Her yaz tatilinde bize ailece 20-25 günlük yaz tatili yaptıran canım babam! Türkiye’nin dört bir köşesini bize tanıtan aslan babam!

Bozulan buzdolabını, ütüyü, dikiş makinesini, arabamızı, her türlü beyaz eşyayı tamir etmesini bilen, iyi resim yapan, çok güzel el yazısı olan, önce ilkokul, sonra da ortaokul diploması almak için akşamları ders çalışan ve sonunda o diplomaları alan, Alevi- Bektaşi kültürünü iliklerinde duyumsayan, Salihli’deyken her akşam yemeği sonrasında öğretmenler lokaline gidip öğretmenlerle içli dışlı ilişkiler kuran, onlarla iskambil/ tavla oynayan, hergün eve Cumhuriyet- Akşam gazetelerini alan, her akşam yemeğinde bana Çetin Altan ya da İlhan Selçuk’u okutturan bi tanecik babam!
Mezarının başında uysal uysal dikildiğimi düşünmeyin sakın! ‘’ Nasılsın aslan babam, rahat mısın?’’ dışında başka sorular da sordum tabii ki…
Galiba dargındı bana, 364 gün neden hiç uğramadım diye…
Üzerinde henüz yeni açmış gibi görünen sümbülü ıslattım gözyaşlarımla ve döndüm Karşıyaka’ya.
26 Şubat, hangi kayda değer ya da değersiz olanların doğum ya da ölüm günüdür bildiğim yok ama Hasan Hüseyin Korkmazgil ile Hasan Ali Yücel’in ölüm yıldönümü olduğundan haberdarım. Özellikle de Hasan Ali Yücel’in… Çünkü İsmail Hakkı Tonguç ile O, sadece benim değil eğitimcilerin/ siyaset dünyasının yakından bildikleri iki ad… İki ölümsüz yurttaşımız!
Ülkemizin yüzakı, aydınlanma ateşinin öznesi, kırsaldaki kültürel kalkınmanın adı demek olan köy enstitülerinin kurucuları!
İki usta eğitimci!
Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Karşıyaka Şubesi, ADD Karşıyaka Şubesi, Çağdaş Manisalılar Derneği ve Türk Kadınlar Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği ‘’ Hasan Ali Yücel’i Anıyoruz.’’ programı Karşıyaka/ Bahçelievler’deki Sancar Maruflu Sivil Toplum Yerleşkesinde yapılacaktı. 65. Ölüm Yıldönümü adına… Bir de fotoğraf sergisi vardı. Bundan o sabah haberim olmuştu.
Eşimle tam zamanında sevgili arkadaşlarımın arasındaydım. Özenle hazırlanmış bir fotoğraf sergisiydi. İşin içinde işini her zaman titizlikle yapan Emin Öztürk vardı çünkü. Emin, YKKED Karşıyaka Şube Başkanı. Emekli bir ilköğretim müfettişi… Benim 2 binli yılların başında Behçet Yavuz sonrasında İzmir’e il milli eğitim müdürü olmasını istediğim ve bunun için de çabaladığım biri. Sevdiğim bir dost. Hiç unutmam, zaman zaman okuluma gelir, dersime girer iki saatini geçirirdi bizlerle…
Asıl dile getirmek istediğim konuya gelince…

Anma programının başrol oyuncusu ‘Film gösterimi’ idi.
Hasan Ali Yücel; doğduğu günden itibaren gördüğü eğitim, öğretmenliği, düşün adamlığı, yazarlığı, kurduğu köy enstitüleri, politikacılığı ile karşımızdaydı filmde. Çok profesyonelce hazırlanmış, ustaca kurgulanmış bir filmdi. Hayli uzun olsa da zaman su gibi geldi geçti doğrusu. Tadı damağımda kaldı. Belediyemiz, ilgili arkadaşlarla görüşüp keşke bu film gösterisini salonlarında izletse biz Karşıyakalılara…
Kemal Anadol da telefonda bir önerisini dile getirdi: ‘’ Hasan Ali Yücel ile İsmail Hakkı Tonguç’un birlikte çekildikleri bir fotoğraf var. Bir inşaatı kontrole gittikleri an olsa gerek… Yazlık giysileriyle… İkisinin heykeli yapılsa da Karşıyaka’ya dikilse ne iyi olur! ‘’
Ezcümle… Bu filmi lütfen izleyin, izletin!