Maraş katliamının üzerinden 47 yıl geçti. Takvim yaprakları eksildi, nesiller değişti, iktidarlar geldi geçti… Ama Maraş’ta akan kanın hesabı sorulmadı.

19 Aralık 1978’de başladı.
Yedi gün sürdü.
Yedi gün boyunca bir şehirde insanlar kimliklerinden, inançlarından dolayı öldürüldü.
Evler yakıldı, işyerleri yağmalandı, sokaklar cesetlerle doldu.
120 insan vahşice öldürüldü, binlercesi yaralandı.
Ve bütün bunlar olurken devlet oradaydı.
Ama yoktu.

Polis vardı, asker vardı, istihbarat vardı…
Adalet yoktu.

Katliam bittiğinde ne oldu biliyor musunuz?
Failler yakalanmadı.
Hesap sorulmadı.
Tam tersine, 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi.
Yani katliamcılar değil, halk cezalandırıldı.

Bu ülkede bazı suçlar vardır ki, üstü örtülür.
Bazı acılar vardır ki, zamana havale edilir.
Maraş da onlardan biridir.

Faillerin bir kısmına hiç ulaşılamadı.
Ulaşılanlar yıllarca sürünen davalarla oyalandı.
Sonra ne oldu?
1991’de çıkarılan bir yasayla hepsi serbest kaldı.

Bazıları milletvekili oldu.
Bazıları bürokrat oldu.
Bazıları devlette yükseldi.

Ölenler mi?
Onlar toprağın altına, dosyalar raflara kaldırıldı.

Bugün çıkıp “darbelerle hesaplaşıyoruz” diyenlere sormak gerekiyor:
12 Eylül’e giden yolun taşları Maraş’ta döşenirken neredeydiniz?
Devletin gözü önünde işlenen bu katliamın hesabını neden sormadınız?
İnsanlık dışı bu vahşi saldırılara niye göz yumdunuz?

Cevap basit.
Çünkü bu ülkede bazı darbeler lanetlenmez, meşrulaştırılır.
Bazı katliamlar kınanmaz, unutturulur.

Alevilere dönük her katliamda aynı senaryo yazıldı.
Aynı suskunluk, aynı cezasızlık, aynı inkâr.

Bugün “Alevi Açılımı” adı altında yapılanlar da bu inkârın güncellenmiş hâlidir.
Sorunu çözmek değil, yönetmek…
Yüzleşmek değil, vitrini değiştirmek…

Oysa gerçek barış vitrinle kurulmaz.
Gerçek barış, hakikatle kurulur.

Hakikat ortaya çıkmadan,
devlet özür dilemeden,
failler yargılanmadan
bu ülkede ne adalet olur ne de toplumsal barış.

47 yıl geçti.
Ama Maraş hala karanlık.

Ve biz biliyoruz:
Bu karanlık, ancak gerçekler konuşulduğunda dağılacak.

Unutmadık.
Unutturmayacağız.